500+ madde
- ağrıkkelimeis.Yolcu eşyası; ağırlık; yük.
- ağrıklıkelimesf.(Kişi için) hastalıktan kurtulamayan; müzmin hastalığa tutulmuş; hastalıklı; ağrılı; sızılı.
- ağrımakkelimef.Vücudun herhangi bir yerinde rahatsız edici ağrı duymak; acımak; sancımak; sızlamak; ağrıya duçar olmak; burmak; burulmak; sancımak; zonklamak.
- ağrınmakkelimef.Birinin kırıcı davranışına gücenmek; alınmak.
- ağrıntıkelimeis.Yük; manevi yük.
- ağrıntı olmakdeyimBirine yük olmak.
- ağrıya yatmakdeyimTifo hastalığına tutulmak.
- ağşakkelimeHerhangi bir cismin dönmesi için takılan ağırca parça; volan.
- ağşakkelimesf.Alçak.
- ağulkelimeis.Kaz.Açık alanda yapılan ağıl; ağal.
- ağuzkelimesf.Namuslu.
- ağza ip ölçmekdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.
- ağza komakdeyimYemek.
- ağzı açıkdeyimSaf; şaşkın; budala; avanak; aptal.
- ağzı ayrılmakdeyimBir şeyi hayran hayran dinlemek veya seyretmek.
- ağzı boşunadeyimBoş yere; faydasız; boşu boşuna.
- ağzı doludeyimKaba konuşan; sövmeyi huy edinmiş.
- ağzı esenlideyimAğzından dua eksik olmayan; tatlı dilli kimse.
- ağzı güzeldeyimKibar konuşan; terbiyeli konuşan.
- ağzı karadeyimFitneci; ara bozucu; dedikoducu; kovcu.
- ağzı kara olmakdeyimSözle bozulmak; susturulmak; utandırılmak.
- ağzı keşlideyimYerli yersiz konuşan; tatsız sözler söyleyen; can sıkıcı sözler eden.
- ağzı kilitlenmekdeyimSöz söyleyememek.
- ağzı kilitlideyimSır saklamasını bilen.
- ağzı kulağına yakındeyimUyanık; aklı başında; anlayışlı.
- ağzı limandeyimAğzına kadar dolu.
- ağzı yomludeyimAğzı uğurlu; sözü hayırlı kimse.
- ağzı yukarıdeyimSırt üstü.
- ağzı yumukdeyimİçi kıymalı bir tür börek.
- ağzı yumuludeyimSır saklamasını bilen.
- Ağzın fal ola!deyimGeleceğe ilişkin olarak söylenen bir dileğin ya da sözün doğru çıkması için söylenen bir temenni sözü.
- ağzına deve tepmekdeyimBir tartışmada gereken karşılığı verememek; susmak.
- ağzını bozmakdeyimKaba ve çirkin sözler söylemek.
- ağzını gegelemekdeyimBirinin söylediklerini alaylı biçimde tekrarlamak.
- ağzını geveletmekdeyimLaf karıştırmak; sözü gevelemek.
- ağzını sangıtmakdeyimİki tarafına şaşkın şaşkın bakınmak.
- ağzını silmekdeyimBir konu hakkında söz söylememeye veya işe barışmamaya karar vermek.
- ağzını yaymakdeyimYersiz ve çok konuşmak.
- ağzını yumakdeyimBir konu hakkında söz söylememeye veya işe karışmamaya karar vermek.
- ahakelimee.“İşte orada!” anlamında halk arasında gösterme edatı; işte .
- ahadkelimeis.Ar.Pazar günü.
- aharkelimeis.eT.Çay; dere; akarsu.
- ahatkelimeis.Ar.Çoğu zaman kendi kendine verilen söz.
- ahbarkelimeis.Erme.Erkek kardeş.
- ahbınkelimeis.Erme.Gübre.
- ahbın tarladeyimGübrelenmiş tarla.
- ahbunlamakkelimef.Toprağı gübrelemek; gübre dökmek.
- ahçıkelimeis.Çoğu zaman yanık yanık ah çeken kimse.
- ahdarmakkelimef.Devşirmek; toplamak.
- ahekelimeis.Ar.Sevilen kimse; dost; .