500+ madde
- gavraşmakkelimef.Kavgaya tutuşmak.
- gaynaşmakkelimef.Yakın dost olmak.
- geçişmekkelimef.eT.Karşılıklı olarak birbirinin içine geçmek; kesişmek; karışmak; tedahül etmek.
- gelişmekkelimef.Uymak; denk gelmek.
- gemrişmekkelimef.(Eşekler için) birbirinin boyunlarını dişlemeye çalışmak; boğuşmak.
- geneşmekkelimef.eT.Danışmak.
- geveleşmekkelimef.Önemsiz bir konuyu şakalaşarak konuşmak.
- gıgırışmakkelimef.Birlikte bir araya gelerek bağırmak; bağrışmak.
- gıraşmakkelimef.(Sığır, keçi, koyun gibi hayvanlar için) başlarını birbirine vurarak dövüşmek; toslaşmak.
- gırışmakkelimef.(Öküz, koç vb. için) dövüşmek.
- gırtlaklaşmakkelimef.Karşılıklı birbirinin gırtlağını sıkmak üzere saldırmak.
- gidişmekkelimef.Yarışmak.
- girişmekkelimef.Karşılıklı olarak birbiri içine girmek, karışmak.
- goguldaşmakkelimef.Bir konu üzerinde konuşmak.
- gorlaşmakkelimef.Toplanmak; birikmek.
- görüşmekkelimef.eT.Karşılıklı birbirini görmek.
- gözleşmekkelimef.Birbiriyle zıt gitmek; birbirine kızgın olmak.
- gruplaşmakkelimef.Gruplara ayrılmak; gruplar meydana getirmek; bölünmek.
- güleşmekkelimef.bknz. güreşmek
- gülüşmekkelimef.Karşılıklı ve birlikte gülmek.
- gümreşmekkelimef.Homurdaşmak.
- günüleşmekkelimef.Birbiri ile çekişmek; rekabet etmek.
- güreşmekkelimef.eT.Güreş yapmak; güreş tutmak.
- gürneşmekkelimef.(Koyunlar için) sıcağın etkisi ile başlarını birbirinin altına sokarak toplaşmak.
- haberleşmekkelimef.Karşılıklı haber alıp vermek; iletişmek; muhabere etmek; iletişim kurmak.
- haklaşmakkelimef.(İki taraf için) birbirine haklarını verip ödeşmek; birbirinde alacağı kalmamak; hesaplaşmak.
- hallaşmakkelimef.Anlaşmak.
- hâlleşmekkelimef.Karşılıklı birbirinin hâlini sorma; dertleşme; hasbıhâl etmek.
- hangırdaşmakkelimef.Yüksek sesle ve çirkin biçimde gülüşmek.
- hardalaşmakkelimef.Yun.(Çocuklar için) şakalaşmak; boğuşmak.
- haruldaşmakkelimef.Gereksiz gürültü yapmak.
- havırdaşmakkelimef.Gereksiz yere yüksek sesle konuşmak; bağırıp çağırmak; gürültü etmek.
- havşeşmekkelimef.Sıkışmak; yerleşmek.
- hayırlaşmakkelimef.Bir alış veriş sonrasında karşılıklı olarak bu işin hayırlı olması için dilekte bulunmak.
- haykırışmakkelimef.Birlikte haykırmak; bağrışmak.
- helalleşmekkelimef.Karşılıklı olarak birbirinden helallik dilemek ve geçmiş olan haklarını bağışlamak.
- henleşmekkelimef.İddialaşmak; bahse girmek.
- hesaplaşmakkelimef.Karşılıklı olarak alacak verecek durumlarını çıkarmak.
- hıntışmakkelimef.Atışmak; dalaşmak; kavga etmek.
- hırdalaşmakkelimef.İtişip kakışmak; boğuşmak.
- hırıldaşmakkelimef.Kavga etmek; birbirine bağırıp çağırmak; öfkeli olarak söylenmek; hırlaşmak.
- hırlaşmakkelimef.Karşılıklı birbirine hırlamak.
- hırpalaşmakkelimef.El şakası yapmak; itişip kakışmak.
- hidileşmekkelimef.Birbirine düşman olmak.
- hillikleşmekkelimef.İnatlaşmak.
- hitleşmekkelimef.Tartışmak; uğraşmak.
- hizipleşmekkelimef.Örgütlü bir topluluk içinde bütünlüğü bozacak ve örgüte aykırı biçimde bir iç örgüt kurmak; hizipçilik etmek.
- horatalaşmakkelimef.Şakalaşmak; birbirine şaka yapmak.
- horlaşmakkelimef.Birlikte horlamak; hep beraber horlamak.
- hortlaşmakkelimef.Bıçakları birbirine vurarak ağızlarında çentik açmak.