1. agakelimeis.Büyük erkek kardeş; ağabey; aka; .
  2. agızmakkelimef.[eAT, -ur] (Fasulye, nohut, mercimek gibi taneli şeyler için) akıtmak.
  3. aglamakkelimef.Ayıklamak; ayıklayarak temizlemek; aklamak.
  4. kelimeis.eT.İp, tel vs.den düğümlemek suretiyle göz göz yapılmış örgü; ince iplik örgüsü; ablatya; çolun; ırıp; ığrıp.
  5. kelimesf.Ak.
  6. ağakelimeis.Moğ.Toplum ve aile içinde kendisine saygı duyulan erkek.
  7. ağacatkelimeis.Tabut.
  8. ağağbetkelimeis.Hayırlı son; iyi bitiş; akıbet.
  9. ağalkelimeis.Açığa yapılan ağıl.
  10. ağalamakkelimef.Zenginleşmek.
  11. ağalıkkelimeis.Ağa olma hâli.
  12. ağantıkelimeis.Sütün üstünde toplanan kaymak.
  13. ağarankelimeis.Süt ve süt ürünleri.
  14. ağaranlıkkelimeis.Keçi, koyun gibi süt veren hayvanlar.
  15. ağargankelimesf.Rengi uçmuş; ağarmış; solmuş.
  16. ağarmakkelimef.Beyazlaşmak; aklaşmak; bembeyaz olmak; beyazlanmak; beyazlaşmak.
  17. ağartıkelimeis.Bir yerde veya eşya üzerinde beliren aklık; hafif beyazlık.
  18. ağartmakelimeis.Rengini açma işi.
  19. ağbaşkelimeis.Hastalık nedeniyle tanelerinin içi dolmayan, içlenmemiş buğday başağı.
  20. ağcakelimesf.Akça; biraz ak.
  21. ağdalanmakkelimef.Ağdalı duruma getirilmek.
  22. ağdalıkkelimesf.Ağda yapmaya ayrılmış olan.
  23. ağdıkkelimeis.Eksiklik; hata; kusur.
  24. ağdırıkkelimesf.(Yük için) dengesiz; dengesi bozuk.
  25. ağdırıklıkelimesf.(Yük için) dengesi bozuk.
  26. ağdırmakkelimef.eT.(Yük için) yük hayvanlarında bir taraftaki yükün diğerinden daha ağır olması sonucu o tarafa doğru yatmak veya devrilmek.
  27. ağdırmakkelimef.eT.Bir destek veya serene bağlamak suretiyle yukarılara tırmanmasını sağlamak. «Asmaları çardağa ağdırdı.»
  28. ağıcıkkelimeis.Zakkum.
  29. ağılkelimeis.eT.Koyun ve keçi sürülerinin etrafı çit çevrili gece barınağı; ağal; avul; ayil.
  30. ağılanmakkelimef.Zehirli olduğunu bilmediği bir şeyi yiyip içmek suretiyle zehirlenmek.
  31. ağıllamakkelimef.Sürüyü sağmak üzere ağıla kapamak.
  32. ağıllanmakkelimef.(Sürü için) toplanarak ağıla girmek.
  33. ağımkelimeis.Ayağın parmaklar ile bilek arasında kalan tümsek kısmı.
  34. ağımlıkelimesf.(Ayak için) üstü çok tümsek, ağımı fazla.
  35. ağınkelimesf.Dilsiz.
  36. ağınmakkelimef.(At ve eşek vb. için) çayırlık veya yumuşak topraklı yerlerde yatıp yuvarlanmak suretiyle sırtını kaşımak; ağnamak.
  37. ağınmakkelimef.Açlıktan ölmek.
  38. ağırkelimesf.eT.Hafif olmayan; yerinden zor oynatılan; tartı bakımından ağırlığı çok olan; battal; sakil.
  39. ağırlıkkelimeis.Yerçekiminin bir cisim üzerindeki etkisi.
  40. ağırrakkelimesf.Az ağır; ağır sayılabilecek; ağırca.
  41. ağırsakkelimesf.Ağır davranan; yavaş giden.
  42. ağırsakkelimeis.Koyunların doğurmaya yakın şişen memesi.
  43. ağırsamakkelimef.Birine istemediğini belli edecek şekilde soğuk davranmak.
  44. ağırsınmakkelimef.Bir işi ağır bulmak; ağır saymak.
  45. ağıştırmakkelimef.Üstü kapalı anlatmak; ima etmek.
  46. ağıtkelimeis.İki tarlayı birbirinden ayıran set; an.
  47. ağıtkelimeis.Bir tür ördek; angıt.
  48. ağıtçıkelimeis.Ölen kişinin ardından ağıt yakan ve bu yolda para kazanan kimse; ağlayıcı; yasçı; sağucu.
  49. ağıtlamakkelimef.El kol ve vücut hareketleri ile karşısındakini sakındırmak.
  50. ağıtmakkelimef.Ölen kişinin iyiliklerini sayıp dökmek.