417 madde
- boşgutlugkelimeis.Öğrenci; öğrenen; eğitim altında bulunan.
- boşlunmakkelimef.(Kadın için) doğum yapmak; doğurmak.
- boşunçsuzkelimesf.Affedilmez.
- botlugkelimesf.Boylu; boyu uzun olan.
- boymakkelimef.Karışmak; karışık durum almak.
- boymalmakkelimef.Kafası karışmak; bunalmak.
- boymamakkelimef.Karışmak; dolaşmak.
- boyumkelimesf.Karışık.
- bozgakkelimesf.Bozulmuş.
- bödigkelimesf.Oynayan; zıplayan; dans eden.
- bögkelimeis.Aşığın sırtının, tümsek kısmının oyunda yukarı gelmesi durumu; çik bök.
- böglünmekkelimef.(Yürümekte olan askerî birlik ya da akarsu için) durgunlaşmak; önü kapanmak; büğenmek; birikmek; toplanmak.
- bögmekkelimef.Toplamak; biriktirmek.
- bögüşmekkelimef.Toplamak, biriktirmek ve büğemekte yardım etmek; birlikte büğemek.
- böksegkelimeis.Göğüs; meme.
- bösgeçkelimeis.Çörek. [DTL]
- bösmekkelimef.Bir şeyi bir tarafından tutarak çekip uzatmak veya sürüklemek. [DTL]
- bösügkelimezf.(Dövmek, vurmak için) şiddetli.
- böşgelkelimeis.İnce ekmek; yufka ya da pide.
- budakelimeis.Çin.Üzüm. (?)
- bugragukelimesf.Buğra gibi; damızlık erkek deveye benzer.
- bugralıkkelimeis.Deve ahırı.
- buhsumkelimeis.Boza.
- bukaguçıkelimeis.Bukağı vuran; bukağıcı.
- bukagulugçıkelimeis.Cellat; gardiyan.
- bulatmakkelimef.(Herhangi bir şeyi) tencere buğusunda pişirmek; buğulamak.
- bulgakkelimesf.İsyancı; kışkırtıcı; isyankâr.
- bulgangukkelimesf.Bulanık.
- bulıtsızkelimesf.Bulutsuz.
- bunduzkelimesf.Bunak.
- bungadınçıgkelimesf.Bunalmış; kafası karışmış; zihni bulanmış.
- bunturmakkelimef.Çıldırtmak; delirtmek.
- burıgkelimesf.Pis kokulu; kokmuş.
- burkıkelimesf.(Yüz için) ekşi.
- busamakkelimef.Büyük bir acı içinde olmak; kederlenmek.
- busandurmakkelimef.Bir kimseyi büyük bir üzüntü içine sokmak; kederlendirmek; üzüntü vermek; acı vermek.
- busarmakkelimef.Sis bastırmak; dumanlanmak; pusarmak.
- busugkelimeis.Pusu.
- busukmakkelimef.Birini veya bir şeyi yakalamak için saklanmak; pusuya yatmak; pusuya girmek.
- busuşkelimeis.Üzüntü; acı; ıstırap; hüzün; keder; dert; kaygı.
- buşrulmakkelimef.Taciz edilmek; sinirlendirilmek; kızdırılmak; öfkelendirilmek.
- buzgakkelimesf.Ters.
- buzunkelimeis.Yok eden; bozan.
- bükrikelimesf.Bükük; eğri; eğri büğrü.
- bükşülmekkelimef.Çatlamak; yarılmak.
- büktelkelimesf.Olgun; oturaklı.
- bünkelimeis.Kusur; noksan; ayıp.
- bünçigkelimeis.Oğulcuk; döl yatağı; uterus.
- bünükmekkelimef.Kusurlu hâle getirmek; hatalı yapmak.
- bürgüçkelimeis.Sac üzerindeki ekmeği çevirmekte kullanılan kılıca benzer tahta araç; evirgeç.