- edükkelimeis.Ayakkabı; pabuç.
- işkelimeis.Eş; arkadaş; dost; ahbap; müttefik.
- karımakkelimef.Kocalmak; yaşlanmak; kocamak; ihtiyarlamak. [Yüknekî]
- katunkelimeis.Soğd.Hakanın eşi; hatun; melike; kadın; kraliçe; kağan eşi.
- kılmakkelimeyard. f.Yapmak; etmek; eylemek; işlemek; icra etmek; [Yüknekî]
- koykelimeis.Koyun.
- küymekkelimef.Beklemek; gözetmek; gütmek; birinin yolunu gözlemek; durmak; gözlemek; gütmek; sabretmek. [Yüknekî]
- kuzkelimeBir dağın kuzey yamaçları; güneş görmeyen soğuk yer; gölgeli ve serin yer; kuzey.
- menglemekkelimef.(Vahşi hayvan için) ava çıkmak; avlanmak.
- müngremekkelimef.(Hayvanlar için) böğürmek; bağırmak. [Nevâyī]
- öngkelimesf.Ön; önde; önce; mukaddem; evvel.
- ötmekkelimef.Geçmek; arasından geçmek; bir şeyden geçerek ulaşmak; aşmak.
- ötrükelimezf.Sonra.
- ötünmekkelimef.Söylemek; saymak.
- sükelimeis.Ordu; askerî birlikler; asker.
- süngükkelimeis.Kemik.
- tangkelimeis.Tan; şafak; sabah; gün ağarması; sabah vakti; fecir.
- tanglakelimeis.Şafak vakti.
- tonguzkelimeis.Domuz.
- tumankelimeis.Duman; sis.
- uluğkelimesf.Büyük; seçkin; ulu; çok büyük.
- utuzmakkelimef.Oyunda yenilmek; bahiste kaybetmek; üttürmek; yenilmek.
- üzmekkelimef.Kırmak; çeke çeke koparmak; kesmek; parçalamak; delmek; bozmak; uzaklaştırmak; mahvetmek; yok etmek.
- yağıkelimeis.Düşman.
- yaşılkelimesf.Yeşil.
- yayınkelimezf.Yazın.
- yazmakkelimef.Hata işlemek; yanılmak; kusur işlemek; ihmal etmek; günah işlemek; karşı gelmek.
- yezekkelimeis.Öncü; keşif kolu; asker öncüsü.
- yirkelimeis.Yer. Dünya.
- yitirmekkelimef.(Nesne, eşya vb. için) nerede olduğunu, ne olduğunu bilememek; bulamamak; kaybetmek.
- yitmekkelimef.Yok olmak; izi, belirtisi kalmamak; ortadan kalkmak; kaybolmak; fevt olmak. .
- yumakkelimef.Yıkamak; temizlemek; kaldırmak.