1. ağı çalmakdeyimZehirlenmek.
  2. ağı çiçeğideyimZakkum.
  3. ağıl tutmakdeyimTarlanın kenarlarını dikenli çalılarla çevirmek.
  4. ağır ayakdeyimDoğumu yakın hamile kadın.
  5. ağır ayak gündeyimKutsal gün.
  6. ağır canlıdeyim(Kadın için) doğurması yakın.
  7. ağır ellideyimVurduğu zaman etkisi fazla olan.
  8. ağır enginideyimNezle.
  9. ağır gündeyimKutsal gün.
  10. ağır tabandeyimTembel; vurdumduymaz.
  11. ağır tavdeyimSürerken toprağı sabana yapışacak kadar çamur hâlinde olan tav.
  12. ağırlık bitirmekdeyimDüğünden önce kız ve oğlan tarafı bir araya gelerek yapılacak işleri görüşmek, karara bağlamak.
  13. ağısını almakdeyimAcısını gidermek; sızısını dindirmek.
  14. ağıt etmekdeyimBir ölüm dolayısıyla sürekli ağlamak.
  15. ağıt yitirmekdeyimAcıklı bir olayı ağlaya ağlaya anmak.
  16. ağız ağza vermekdeyimBirbirine yakın durup gizli gizli konuşmak.
  17. ağız avlamakdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.
  18. ağız ayırmakdeyimAptal aptal bakmak.
  19. ağız bağıdeyimÇuval ağzını bağlamakta kullanılan ip veya sicim.
  20. ağız dabıştısıdeyimKonuşma biçimi; anlatım tarzı.
  21. ağız dadıdeyimBıkkınlık; usanç.
  22. ağız dağıtmakdeyimAğzına geleni söylemek; küfretmek; ağız bozmak.
  23. ağız davıştısıdeyimKonuşma biçimi; anlatım tarzı.
  24. ağız eğmekdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.
  25. ağız ellemekdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.
  26. ağız etmekdeyimGerçeği söylememek; içten konuşmamak.
  27. ağız gevelemekdeyimSözü cesaret gösterip de tam olarak söyleyememek.
  28. ağız kabağıdeyimTestiye su koymak için huni yerine kullanılan su kabağı parçası.
  29. ağız kavafıdeyimGeveze; çalçene.
  30. ağız kirasıdeyimRamazanda yemek veren kimsenin, davetlilere yemek sonunda verdiği para; diş kirası.
  31. ağız kokusudeyimBirinin çekilmez, sıkıntı veren sözleri ve istekleri.
  32. ağız öğretmekdeyimÖğüt vermek; akıl vermek.
  33. ağız ökünmekdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.
  34. ağız tadıdeyimDirlik düzenlik içinde yaşamak; rahat; huzur; afiyet, sağlık; şenlik.
  35. ağız tadı ile satmakdeyimUygun fiyatla satmak.
  36. ağız tadı vermekdeyimİyi bir şey vaat etmek.
  37. ağız tatlılığıdeyimNişan töreninden sonra oğlan tarafından çağrılılara içirilen şerbet ya da şekerli kahve.
  38. agız tüfegideyimBir tür eski tüfek.
  39. ağız vermekdeyimÖğüt vermek; akıl vermek; kışkırtmak.
  40. ağız ya~şamakdeyimBir kişinin sözlerini alaylı biçimde söylemek.
  41. ağız yoklamakdeyimSöylenmesi gereken şeyleri söyletecek şekilde konuşmak.
  42. ağızdan ağza düşmekdeyimHerkes tarafından duyulmak; dile düşmek.
  43. ağızdan gububuk akmakdeyimÇok çirkin, iğrenç sözler söylemek.
  44. ağızlık açmakdeyimBir şeye başlangıç yapmak.
  45. ağızlık almakdeyimTarlaya, tavalara su yolu açmak.
  46. ağızlık değneğideyimDokuma tezgâhında arışları ayırmakta kullanılan tahta.
  47. ağızlık eğrisideyimDokuma tezgâhında ipliğin bir tarafının gerilip diğer tarafının gevşeyip sarkması durumu.
  48. ağrıntı olmakdeyimBirine yük olmak.
  49. ağrıya yatmakdeyimTifo hastalığına tutulmak.
  50. ağza ip ölçmekdeyimBirinin bir konuda ne düşündüğünü öğrenmek; ağız aramak.