491 madde
- çetin cevizdeyimKırılması ve içinin çıkarılması zor sert kabuklu bir ceviz türü.
- cevher-i ferddeyimBir maddenin bölünmez en küçük parçası; atom.
- çeyiz katırıdeyimÇeyiz taşıyan katır.
- çıban başıdeyimÇıbanın patlamak üzere olan ucu.
- Çingene palamududeyimPalamudun küçüğü.
- çırak çıkarmakdeyimBeklenenden az bir kazançla ortaklıktan ayrılmasını sağlamak.
- cism-i latîfdeyimBeş duyunun kavrayamadığı melek, cin vb. yaratık.
- çobanlık etmekdeyimÇoban olarak çalışmak; hayvan otlatmak; sürü gütmek.
- combultuya düşmekdeyimBirdenbire bir olayın içine girmek; kendini olayların içinde buluvermek.
- çorap örmekdeyimElde şişlerle çorap üretmek.
- çubuğunu tüttürmekdeyimÜzüntüsüz ve kaygısız hayat sürmek.
- çubuk sürmedeyimEskiden, devlet büyüklerinin çubuk içerek yaptıkları toplantılarda, kızarak toplantıyı terk eden kimsenin çubuğu bırakma eylemi.
- cuk oturmakdeyimAşık kemiğinin düz tarafı yere gelecek şekilde durması.
- dalgalanmaya bırakmakdeyimParanın gerçek değerini bulması için müdahale etmeden başka paralar karşısında alacağı serbest iniş çıkışlara bırakmak.
- dām-gâh-ı dîvdeyimBu dünya.
- dar boğazdeyimİki çukurluğu birleştiren boğaz şeklindeki dar vadi.
- dār-ı fenādeyimGeçici kalınan yer.
- dās-ı zerrîndeyimAltın orak.
- davul çalmakdeyimDavulun bir yüzüne tokmak, diğer yüzüne de çubuk ile vurmak suretiyle seslendirmek.
- defne tacıdeyimZafer, başarı sembolü.
- değirmen taşıdeyimTanelerin ezilip un hâline gelmesini sağlayan yuvarlak taşlar.
- delikli taşdeyimBoncuk.
- dem-i teslîmdeyimSuskunluk.
- dergâh-ı mualladeyimBüyük kapı.
- derisini yüzmekdeyimDerisini et ve kaslarından sıyırıp çıkarmak.
- ders vermekdeyimÖğretici bilgileri aktarmak; ders işlemek; ders yapmak
- dersini almakdeyimMesleğinde pek çok örnekler görmüş olmak; iyice öğrenmek.
- dervāze-i nūşdeyimAğız.
- deryā-yı ademdeyimYokluk denizi.
- deryā-yı ahdārdeyimYeşil deniz.
- deryā-yı ahzārdeyimYeşil deniz.
- deryā-yı hāmiledeyimGebe deniz.
- deryā-yı lā'ldeyimKırmızı deniz.
- deryā-yı rahmetdeyimRahmet denizi.
- dev adımı iledeyimBüyük atılımlar hâlinde.
- deve depiğideyimDeve tekmesi.
- deyr-i harābātdeyimEski yıkıklıklar.
- deyr-i mugāndeyimMecusî mabedi.
- deyr-i tengdeyimDar kilise.
- dîde-bānān-ı âlemdeyimYedi gezegen.
- dîde-i hurūsdeyimHoroz gözü.
- dikte etmekdeyimBirine bir şeyi yüksek sesle söyleyerek yazdırmak.
- dilenci vapurudeyimBütün iskelelere uğrayarak sefer yapan yolcu vapuru.
- dilinden anlamakdeyimBir canlının veya çocuğun çıkardığı seslerden ne demek istediğini anlamak.
- dipten budamakdeyimBudama işlemini toprak seviyesinden yapmak.
- dizginleri gevşetmekdeyimElle dizginlerin sıkılığını gevşetmek.
- doğum sancısıdeyimDoğum yaparken annenin duyduğu sancı.
- doludizgin gitmekdeyimSon hızla koşmak.
- dört dörtlükdeyimBirlik.
- dramatize etmekdeyimBir edebî eseri sahne oyunu hâline getirmek veya televizyon ve sinemaya uyarlamak.