- apazlamakkelimef.Avuçlamak; avcunu doldurmak; avuç dolusu almak.
- apıştırmakkelimef.Hayvanı çöküp kalacak kadar çok yormak veya çok yüklemek.
- bayılmakkelimef.Telaşa düşmek; endişe etmek; üzülmek.
- bindirmekkelimef.Bir şeyin veya birinin binmesini sağlamak.
- bocalamakkelimef.(Gemi için) rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek.
- bordalamakkelimef.Bir gemiye bordası hizasından yaklaşmak.
- bölmelemekkelimef.Bir şeyi bölmelere ayırmak.
- çatmakkelimef.Odun, değnek, tüfek gibi uzun şeyler için) diğer uçları serbest kalacak biçimde bir ucundan çaprazlama kavuşturarak durdurmak, tutturmak; bir araya…
- davranmakkelimef.eT.Çabuk olmak; hemen harekete geçmek; acele etmek.
- demirlemekkelimef.Demirli hâle getirmek; demirden yapılmış parçalar takmak.
- istiflemekkelimef.Nesneleri bir yere düzgün olarak üst üste yığmak.
- kaçmakkelimef.Bulunması gereken bir yerden zor kullanarak veya hileyle ayrılmak; firar etmek.
- kalkınmakkelimef.eT.Ekonomik durumunu düzeltmek; kademeli bir biçimde gelişmek; büyümek; ilerlemek.
- kamçılamakkelimef.eT.Kamçı ile vurmak.
- kapaklamakkelimef.Bir şeyi kapakla örtmek; kapağını kapatmak.
- kapaklanmakkelimef.Kapakla örtülmek.
- kapandırmakkelimef.Kapaklanmasına sebep olmak; kapaklanmasını sağlamak.
- kaptırmakkelimef.Yanında veya elinde bulunan bir şeyin zorla alınmasını önleyemeyerek kapılıp kaçılmasına meydan vermek.
- karınlamakkelimef.Karına vurmak.
- omuzlamakkelimef.Omzuna almak; bu biçimde taşımak.
- rampalamakkelimef.(Gemi için) bir başka gemiye bordadan yanaşmak; rampa etmek.
- saldırmakkelimef.eT.Zarar vermek amacıyla şiddet eyleminde bulunmak; hücum etmek.
- sığınmakkelimef.Bir tehlikeden kaçmak, rahatsız eden durumdan veya şeyden korunmak amacıyla güvenli bir yere çekilmek; saklanmak.
- soymakkelimef.(Deri için) yüzmek.
- taramakkelimef.eT.Dağıtmak.
- tonozlamakkelimef.Gemiyi bir demir yerinden başka bir demir yerine getirmek için tonoz demirini istenilen yönde atıp gemiyi lava ederek ilerlemek.
- torpillemekkelimef.(Gemi vb.deniz hedefi için) torpil ile batırmak.
- yalamakkelimef.Geniş bir yüzeyi etkileyecek şekilde fakat derine inmeden üzerinden geçmek; bir şeyi sıyırarak veya ona hafifçe dokunarak geçmek; sıyırmak.
- yalpalamakkelimef.Dengede duramayarak bir o yana bir bu yana gidip gelmek.
- yanaşmakkelimef.Yan yana gelmek; yanlarını birbirine vermek.
- yapraklamakkelimef.Yapraklı hâle gelmesini sağlamak; içine veya üzerine yaprak karıştırmak.
- yapraklandırmakkelimef.Yapraklanmasını sağlamak.
- yapraklanmakkelimef.Yapraklı hâle gelmek; yaprak içermek.
- yaralamakkelimef.Silah veya başka bir araçla bir canlıda yara açmak.
- yatmakkelimef.Yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak; yatmış olmak.