500+ madde
- gıncıtmakkelimef.Dişle koparmak; dişlemek.
- gırçmakkelimef.Kesmek; biçmek; koparmak.
- gıyneşmekkelimef.Kımıldamak.
- gızışmakkelimef.(Nemli tahıl için) paslanmak ve bakterilerin etkisi ile kendi kendine ısınmak; kızışmak.
- girmekkelimef.eT.Dış sayılan yerden veya ortamdan içeri geçmek; sınır veya kapı gibi belirlenmiş yerlerden iç kısma doğru ilerlemek; duhul etmek.
- gizlenilmekkelimef.Gizli tutulmak.
- gizlenmekkelimef.eT.Kendisini görülemeyecek hâle getirmek; kendini gizlemek; saklanmak.
- goşmakkelimef.Tarlayı sürmek.
- gölgelenmekkelimef.Gölgesi meydana gelmek.
- göllenmekkelimef.Göl hâline gelmek.
- gömülmekkelimef.eT.Gömülü hâle getirilmek.
- görevlenmekkelimef.Kendisine görev verilmek.
- görmekkelimef.eT.Göz aracılığı ve ışık yardımıyla nesneleri algılamak.
- göymekkelimef.eT.Yakmak.
- gümüşlenmekkelimef.Gümüşle kaplanmak.
- günülenmekkelimef.Kendisine haset edilmek; kıskanılmak.
- harçlanmakkelimef.Sarf edilmek; harcanmak.
- hasırlanmakkelimef.Hasırla örtülmek; hasır döşenmek.
- havıksınmakkelimef.Kıskanmak.
- haylanmakkelimef.(Av köpeği için) ava doğru sürülmek.
- hazırlanmakkelimef.Kendini hazırlamak; hazır bulunmak.
- hesaplaşmakkelimef.Karşılıklı olarak alacak verecek durumlarını çıkarmak.
- heykirmekkelimef.Bir şeyi çevirmek.
- hınılamakkelimef.Azarlamak.
- hırışmakkelimef.Haksız bir işte direnmek; inat etmek.
- hırtlamakkelimef.Hortlamak.
- hıvgamakkelimef.Bir felaketi önceden sezerek sıkılmak.
- hizalamakkelimef.Hizaya getirmek; hizaya sokmak.
- hoytuklamakkelimef.Korkmak; ürkmek; çekinmek.
- höllüklenmekkelimef.Kundaklanmak.
- hölümekkelimef.eT.Bir şeyi su ile ıslatarak nemlendirmek; tavlamak.
- höyüklemekkelimef.Küçük tepeler üzerinden çevreyi gözetlemek veya seyretmek.
- hudutlanmakkelimef.Hudut konulmak; sınırları çizilmek.
- hüdüklemekkelimef.Korkmak; ürkmek.
- ıçgınmakkelimef.Kaybolmak; yitmek; bozulmak; elden gitmek;
- ığşamakkelimef.(Çakılı, dikili olan nesneler için) gevşemek; sallanmak.
- ılgamakkelimef.Atlarla hücum etmek.
- ılışmakkelimef.(Soğuk ve sıcak su karışarak) birbirini ılık hâle getirmek.
- ırgalanmakkelimef.Yerinden oynatılmak; sallanmak; sarsılmak.
- ırgamakkelimef.Sallamak; ırgalamak; sarsmak; yerinden oynatmak; kımıldatmak.
- ırışmakkelimef.Sevinmek.
- ısıtmakkelimef.Sıcak duruma getirmek; sıcaklığını arttırmak.
- ıslanmakkelimef.Islak duruma gelmek; ıslak olmak.
- ıslıklanmakkelimef.Beğenildiğini ifade etmek için arkasından veya hemen sonra ıslık çalınmak.
- ibiklemekkelimef.(Verevine çekilen kumaş için) esnemek.
- içiksinmekkelimeis.[-ir] Hoşuna gitmek; beğenmek; içine sinmek.
- igdilenmekkelimef.İyice beslenilmek.
- iğeşmekkelimef.eT.İnatlaşmak; zıt gitmek; aksilik etmek.
- iğnelenmekkelimef.İğneyle tutturulmak.
- ilaçlanmakkelimef.İlaç sürülmek.