500+ madde
- sır etmekdeyimDuyulması istenmeyen olay veya düşünceyi söylememek; kapamak.
- sır olmakdeyimAkıl olmaz bir şekilde ortadan yok olmak; kaybolmak
- sırlamakkelimef.(Mutasavvıflarca ilahî görünüşler taşıyan varlık olarak kabul edilen ve ölümü ile gerçek anlamda ölmediği, ancak madde dünyasından el etek çekerek…
- sırr-ı istivādeyimMevlevilerde bazı taçların kenarına takılan siyah şerit.
- sırr-ı rübūbiyetdeyimEvrenin her yanında var ve geçerli olan, Allah tarafından bilinen, insanlarca bilinmeyen gizlilikleri.
- sırr-ı tecelliyātdeyimAllah'ın evrende veya insan gönlünde görünmesiyle ilgili olan gizlilikler.
- sırrilikkelimeis.Mistiklik.
- sırrü's-sırrkelimeAllah tarafından bilinen gerçeklerin özü.
- sikelimesf.Far.Otuz.
- sikkekelimeis.Ar.Madenî para.
- sikke tekbirideyimMevleviliğe yeni gerenlerin başlarına sikke adı verilen külahı giydirirken yapılan tören ve bu tören sırasında edilen dua.
- sikkepuşkelimeis.Ar.Mevlevilikte sikke giyen kimse.
- silsiletü'z-zehebkelimeAltın dizisi
- simitkelimeis.Ilık su, un, tuz, süt, şeker ve maya karışımından halka biçiminde yapılmış ve üzerine çoğunlukla susam ekilen bir tür çörek.
- sohbetkelimeis.Ar.İki ve daha çok kişinin belli bir amaç gütmeden, dostça, arkadaşça, içtenlikle değişik konularda yaptıkları konuşma; hasbıhal; yarenlik; muhabbet.
- soyunmakkelimef.Üzerinde bulunan elbiseleri çıkarmak; kendi kendini soymak.
- sultankelimeis.Ar.Hükümdar; padişah.
- suretkelimeis.Ar.Dış görünüş; biçim; şekil.
- sühankelimeis.Far.Söz; konuşma; lakırdı; laf.
- sülukkelimeis.Ar.Bir yola girme; bir yol tutma.
- şahkelimeis.Far.Hükümdar; padişah.
- şarabiyekelimeis.Ar.İlahî aşkın ifadesi olarak şarabın sembol olarak kullanıldığı tasavvuf şiirlerine verilen ad; hamriye.
- şarapkelimeis.Ar.Üzümden ve üzüm şırasından üretilen mayalı ve alkollü içki.
- şeb-i arūsdeyimDüğün gecesi
- şebçerağkelimeis.Far.Bir tür değerli taş.
- şedkelimeis.Ar.Sıkı sıkı bağlama; sıkılaştırma.
- şemskelimeis.Ar.Güneş.
- şetkelimeis.Ar.Sıkı sıkı bağlama; sıkılaştırma.
- şevkkelimeis.Ar.Bir şeye karşı duyulan aşırı istek; heves; şiddetli istek.
- şeyhkelimeis.Ar.Yaşlılık belirtileri görülmüş elli yaşlarını aşmış kimse; akıl ve yaş olgunluğu gösteren kimse; yaşlı; yaşlı ana baba.
- şeyhü'l-intisābkelimeBir müridin tarikata alınmasında aracı olan, tarikata girmek için kendisine hizmet edilen kimse.
- şeyhü'l-irādekelimeTarikatta en yüksek durumda bulunan iradesi Tanrı iradesi ile karışmış olan kimse.
- şeyhü'l-terbiyekelimeTarikata yeni girenlere, tarikat için gerekli bilgileri veren kimse.
- şeyhü't-teberrukkelimeKendisinde uğur bulunduğu sanılan ve manevi gücünden yararlanılmak istenilen kimse.
- şeyhü't-telkinkelimeHer müride öğrenmesi gereken ilk bilgileri veren kimse.
- şühūd âlemideyimBilip keşfedilen, görerek bilinen âlem; görünen âlem; bu dünya; kâinat.
- şükravizkelimeis.Ar.Tarikat elinin başına giydiği taca sardığı sarık; risale.
- ta'allukkelimeis.Ar.Asılı olma; asılma.
- ta'ayyünkelimeis.Ar.Ortaya çıkma; meydana çıkma; belirme.
- tahallikelimeis.Ar.Süslenme; süs eşyası takınma; donanma.
- tahalliyatkelimeis.Ar.Süslenmeler; süs eşyası takınmalar; donanmalar.
- tahattümkelimeis.Ar.Parmağına yüzük takma.
- tahirkelimesf.Ar.Temiz; arı; pak.
- tahkikkelimeis.Ar.Bir şeyin doğruluğunu ve gerçekliğini araştırma, soruşturma.
- tahliye-i derūndeyimGönüllerde, yalnız Allah adından başka her şeyi boşaltma.
- takvakelimeis.Ar.Dinin yasakladığı şeyleri ya da bu konuda şüphe duyulan şeyleri yapmama; günah işlemekten kaçınma; günahtan sakınma, kendini koruma; züht.
- talipkelimesf.Ar.İsteyen; arzu eden; istekli.
- tarikkelimeis.Ar.Yol; sokak; cadde.
- tavalikelimeis.Ar.Talihler; kısmetler.
- te'niskelimeis.Ar.Bir yaban hayvanını evcilleştirme; alıştırma.