500+ madde
- idrakkelimeis.Ar.Ulaşma; varma.
- ifadekelimeis.Ar.Ders verme.
- ifade vektörüdeyimKapsadığı yabancı genin ifade edileceği şekilde düzenlenmiş DNA vektörü.
- ifrağkelimeis.Ar.Madenleri eriterek kalıba dökme işlemi.
- ifrazkelimeis.Ar.Toplu bir bütünden bazı parçaları ayırma.
- ifraz etmekdeyimBir araziyi bölmek; parsellere ayırmak.
- iğkelimeis.eT.Eksen; mihver; kutup.
- iğ iplikdeyimMitoz bölünme sırasında oluşan iğ şeklindeki telsi uzantı.
- iğ kalıntısıdeyimHayvan hücrelerinde, stoplazma bölünmesinin son safhalarına doğru bölünme düzleminde görülen iğ ipliklerinin kalıntıları olduğu düşünülen yoğun yapı.
- iğnekelimeis.eT.Dikiş dikmekte kullanılan bir ucu sivri, diğer ucunda ipliğin geçmesi için bir deliği bulunan su verilmiş çelikten yapılmış araç.
- iğne solucanıdeyimİplik solucanları takımından, insan bağırsağının rektum bölgesinde yaşayan asalak solucan, (Oxyuris vermicularis).
- ihracatkelimeis.Ar.Bir ülkenin ürünlerini başka ülkelere satması; dış satım.
- ihtirāk-ı teneffüsdeyimSoluk alma yoluyla akciğerlere giren oksijenin etkisi ile vücutta meydana gelen enerji; karbonhidratların yanması.
- ihzarkelimeis.Ar.Hazırlama; hazırlık.
- iki başlılıkdeyimBir canlıda iki baş bulunması durumu.
- iki biçimlideyimİki değişik biçim alabilen; iki şekilli.
- iki biçimlilikdeyimAynı hayvan ya da bitki türünün birbirinden farklı yetişkin iki özgül şeklinin varlığı durumu; iki şekillilik.
- iki cinsellikdeyimBireyin taşıdığı dişilik ve erkeklik duygularının bir arada bulunması.
- iki cinsiyetdeyimHayvan ve bitkilerde dişi ve erkek organlarının bir arada bulunması.
- iki cinsiyetlideyimHem dişi hem de erkek üreme organlarını bulunduran bitki ve hayvan.
- iki cinslideyimHem erkek hem de dişi özelliği gösteren.
- iki cinsliklideyimErkek ve dişi eşey organları aynı bitkide ve bir arada bulunan; iki eşeyli.
- iki çekirdeklideyim(Hücre için) içinde iki çekirdeği bulunan.
- iki çenetlideyimKabuğu veya kavkısı kırıldığında birbirine eş iki bölüme ayrılan.
- iki kutuplulukdeyimBir topluluğa birbirinden farklı iki aşırı kutbun egemen olması.
- iki şekillilikdeyimAynı hayvan veya bitki türünde birbirinden farklı iki özgül biçim varlığı; iki biçimlilik.
- iki yaşamlılardeyimOmurgalılardan, kurbağa ve semenderleri içine alan, larva evresinde suda yaşayan, erginleri solungaçla solunum yapan balık ile sürüngenler arası bir…
- iki yaşayışlıdeyimHem karada hem suda yaşayabilen; amfibi.
- ikinci tüketicideyimBesin zincirinde bitkileri yiyen canlılarla beslenen hayvanlar.
- ikincil boğumdeyimKromozom üzerinde bulunan ve metafazda iğe bağlanmayan, sendromerin dışında boyanmayan bölge; sekonder boğum.
- ikincil duygu hücresideyimAldığı uyartıyı, kendisini saran sinir hücresi uzantıları ile ileten duygu hücresi tipi.
- iklimkelimeis.Yun.Belli bir yerde insan ve diğer canlılar üzerinde etkili olan hava yuvarlağı olaylarının ortalama olarak gösterdiği çeşitli sıcaklık, yağış, rüzgâr,…
- iletim demetideyimBitkilerde organik ve inorganik besin maddelerinin iletiminin yapıldığı odun ve soymuk borularından oluşan yapılar.
- ilk ağızdeyimEmbriyonun gastrula devresinde oluşan bağırsak taslağının kapısı.
- ilk bağırsakdeyimEmbriyonun gastrula devresinde oluşan bağırsak taslağı.
- ilk bağırsak boşluğudeyimBağırsak oluşumundan sonra bağırsak içinde meydana gelen boşluk.
- ilk bağırsak çatısıdeyimGastrula safhasındaki embriyonun ilkel bağırsağını oluşturan boşluk duvarı; arkenteron.
- ilk evredeyimKromozom ve santrozomların değişikliğe uğradığı, iğ ipliklerin oluştuğu mitoz bölünmenin ilk evresi; profaz.
- ilk kültürdeyimSürekli olarak ikincil hücre dölleri verebilen hücre kültürü.
- ilkahkelimeis.Ar.Dölleme.
- ilkāh-ı dāhilîdeyimİç döllenme.
- ilkāh-ı hāricîdeyimDış döllenme.
- ilkelkelimesf.Ortaya çıktığı ilk durumda kalmış bulunan; başlangıçtaki basitlik içinde olan; iptidai; basit; primitif.
- ilkel solucanlardeyimYassı ve yuvarlak solucanlar ile nemertinleri içine alan türler.
- ilm-i rüşeymdeyimOluşmaya başlamış, döllenmiş yumurtanın cenin hâline gelinceye kadar geçirdiği evreleri inceleyen bilim dalı; embriyoloji.
- imtisaskelimeis.Ar.Emerek çekme; emme; soğurma.
- indüklemekelimeis.Lat.İndüklemek işi; endüksiyon.
- indükleyicikelimesf.Lat.İndükleme akımı meydana getiren araç; indükleç.
- inficarkelimeis.Yarılıp çıkma.
- inhilāl-i plāzmîdeyimPlazma bozulması.