demek

kelimefiil

Eski Türkçetı-mak > tē-mek / tḗ-mek > di-mek > de-mek

  1. 1

    Söz söylemek; konuşmak; ağzından anlamlı sözler çıkarmak.

  2. 2

    (Nesneler için) herhangi bir şekilde ses çıkarmak. “Kalemin ucu çat diye kırıldı.”

  3. 3

    Adlandırmak; tesmiye etmek; lakap takmak.

  4. 4

    Bir dille karşılık vermek.

  5. 5

    (Haber, bilgi vb. için) söylemek; nakletmek; rivayet etmek.

  6. 6

    Belli bir anlam taşımak; bir anlama gelmek.

  7. 7

    Olmak; gelmek; ulaşmak. “Saat on iki dedi mi, daireden fırlıyor.”

  8. 8

    Var saymak; öyle farz etmek.

  9. 9

    Bir konuda yargı sahibi olmak.

  10. 10

    Aramak; istemek; arzu etmek; ümit etmek.

  11. 11

    (Olumsuz olarak) önem vermemek; şartlara aldırmamak.

  12. 12

    (Olumsuz biçimiyle) davranmak; bir işe kalkışmak, girişmek.

  13. 13

    Tahmin etmek.

  14. 14

    Merak etmek; bilmek istemek.

  15. 15

    Tasdik etmek; onamak.