toplamak

kelimefiil(topla:mak)

tōp / tōb > top-lā-mak

  1. 1

    Buruşturarak top gibi yapmak.

    An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish

  2. 2

    {Eski Türkçe}Ayrı ayrı yerlerde bulunan nesneleri bulundukları yerlerden tek tek alıp bir araya getirmek; öbek hâlinde birleştirmek.

    Eski Türk Yazıtları

  3. 3

    Kişileri bulundukları değişik yerlerden alarak ya da çağırarak bir yerde, toplu hâlde bulunmalarını sağlamak; bir araya getirmek; derlemek; biriktirmek.

  4. 4

    Bir arada bulunması gereken ve bir bütünü oluşturan parçaları, ögeleri birbirine tutturmak, bağlamak; bir bütünün sökülmüş parçalarını tekrar birleştirmek.

  5. 5

    (Sebze, meyve, çiçek vb.) devşirmek.

  6. 6

    (Yer için) düzen vermek; dağınıklığını gidermek; toplu bir görünüş kazandırmak; dağınıklıktan kurtarmak; her şeyi yerli yerine koymak.

  7. 7

    (Örtü, etek, paça vb. için) katlamak; kaldırmak.

  8. 8

    matematik(Sayı ve nicelik için) birbirine ekleyip tek bir sonuç elde etmek; toplama işlemini yaparak toplamını bulmak.

  9. 9

    (İnsan için) ortak bir eylem için davet etmek; bir iş veya görev için birlikte hareket etmek üzere çağırmak; hizmete çağırmak.

  10. 10

    (Kurul, komisyon, meclis vb. için) üyelerini bir araya getirerek toplantı yapmak.

  11. 11

    Gerekli olan ve bir bütün oluşturacak yazı evrak vb.ni sağlamak, bir araya getirmek.

  12. 12

    (Vergi, bağış, aidat vb. için) yükümlülerinden ya da isteklilerinden almak.

  13. 13

    Birleştirmek; bir araya getirmek; derlemek.

  14. 14

    Dağınıklıktan ve gereksiz uzunluktan kurtarıp özet hâlinde sunmak.

  15. 15

    (Dikkat, güç, yeti vb. için) bir noktada yoğunlaştırmak.

  16. 16

    (İlgi, sevgi vb. için) elde etmek; kazanmak.

  17. 17

    (Para, mal vb. için) biriktirmek; yığmak.

  18. 18

    (Miktarı az para için) bulup buluşturmak; sağlamak; temin etmek.

  19. 19

    (Bir kişi için) onu sürekli olarak bir yerden alıp gelmek; bulup getirmek.

  20. 20

    Kendini bir yıkımın, bir acının etkisinden kurtarmak; toparlanmak.

  21. 21

    (Bir özellik ya da nitelik için) o özellikle ilgili sayılabilecek her şeyi kendinde bulundurmak; sahip olmak; kazanmış olmak; kendinde taşımak.

  22. 22

    (Direksiyon için) ortadaki konuma gelecek biçimde çevirmek.

  23. 23

    Kumarda ortaya sürülmüş olan bütün parayı almak.

  24. 24

    (Meyve için) olgunlaşınca dallarından koparıp almak.

  25. 25

    fiilgeçişsiz fiil(Hava için) yağışa hazırlanmak.

  26. 26

    (Çıban, yara vb. için) irinlenmek.

  27. 27

    Kilo almak; biraz şişmanlamak; toparlanmak.