acı

kelimesf.

eT.ācı-ġ / açı-ġ > acı

  1. 1

    Bir yiyeceğin veya bir maddenin dilde bıraktığı yakıcı, kavurucu tat.

  2. 2

    Tadı yakıcı, kavurucu yiyecek, içecek.

  3. 3

    Bir dış etkenin veya mikroorganizmaların vücudun herhangi bir yerinde meydana getirdiği ezilme, yırtılma, sıkıştırılma veya dokuların tahribi gibi sebeplerle meydana gelen dayanılması güç duyu; ağrı.

  4. 4

    mec. İnsana büyük üzüntü veren olay; dert; keder; elem; azap; ıstırap; kahır. «İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! / Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık.» Faruk Nafiz Çamlıbel.

  5. 5

    mec. Şiddetli ve sert. «Acı poyraz yüzümüzü kavurdu».

  6. 6

    Kırıcı, hırpalayıcı. «Onun acı sözlerini çekmek zorunda mıyım?»

  7. 7

    Hüzün verici ve dokunaklı; kederli; hüzünlü; elemli. «Koca Ali, yine cevap vermedi. Acı acı gülümsedi.» Ömer Seyfettin.

  8. 8

    Çarpıcı; göz alıcı.

  9. 9

    Istıraplı; pahalıya mal olmuş.