1. (birine) yakınlık duymakdeyimO kimseye karşı ilgi duymak; kanı kaynamak; duygusal olarak bağlanmak; sevgi beslemek.
  2. (birine) yakınlık göstermekdeyimİlgiyle karşılamak; sevgi, saygı göstermek; ilgilenmek; alakadar olmak.
  3. (birine) yıkıntı olmakdeyimO kimseyi büyük zarara sokmak.
  4. (birine) yol açmak,deyimKalabalık bir yerde genellikle saygı değer bir kişinin geçmesi için kenara çekilip yol vermek.
  5. (birine) yol göstermekdeyimKılavuzluk etmek; örnek olmak.
  6. (birine) yukarıdan bakmakdeyimKendini o kişiden üstün görmek.
  7. (birine) yük olmakdeyim(Bir kişi için) sıkıntılı bir işini başkasına yaptırmak.
  8. (birine) yüksekten bakmakdeyimKendini karşısındakinden üstün görmek.
  9. (birine) yüz vermekdeyimO kimseye ilgi, yakınlık göstererek onun her türlü davranışını hoş karşılamak; hoşgörülü davranmak; şımartmak; itibar etmek.
  10. (birine) zahmet vermekdeyimBir kimseye sıkıntı vermek; onun güç durumda kalmasına neden olmak.
  11. (birine) zevali olmakdeyimBir kimse için zararlı olmak; zararı dokunur kişi olmak.
  12. (birine) zifos atmakdeyimBir kimseye kara çalmak; iftira etmek; çamur atmak; leke sürmek.
  13. (birine) zincir vurmakdeyimPrangaya vurmak.
  14. (birine, bir şey) öyle gelmekdeyimSanmak; zannetmek.
  15. (birine, bir şey) sipariş etmekdeyimBir şeyin yapılmasını, üretilmesini, gönderilmesini veya getirilmesini istemek; ısmarlamak.
  16. (birine, bir şey) sipariş vermekdeyimBirinden, bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini ya da getirilmesini istemek; ısmarlamak; sipariş etmek.
  17. (birine, bir şeye) taş çıkartmakdeyimYetenekleri bakımından ondan üstün olmak; onu geçmek.
  18. (birine, bir şeye) tav olmakdeyimAldanmak; kanmak
  19. (birine, bir şeye) uğursuzluk getirmekdeyimOnun için kötü ve uğursuz sonuçlar doğurmak; şanssızlık getirmek; şansını kırmak.
  20. (birine, bir şeye) yakasını kaptırmakdeyimKendisini kurtaramayacak biçimde bir işe ya da kimseye bağlanmak.
  21. (birine, bir şeyi) reva görmekdeyimAslında iyi olmayan bir şeyi, bir davranışı uygun görmek.
  22. (birine, bir yeri veya hayatı) zindan etmekdeyimOrayı, hayatı, o kimse için yaşanmaz, zevk alınmaz, huzursuz bir duruma sokmak.
  23. (birini / bir şeyi) gözü tutmakdeyimBeğenmek; güvenmek.
  24. (birini) (kendi) patentinin altına almakdeyimO kimseyi egemenliği altına almak.
  25. (birini) başa çıkarmakdeyimŞımartmak.
  26. (birini) başa çıkartmakdeyimŞımartmak; yüz vermek.
  27. (birini) cebinden çıkarmakdeyim(Ondan) daha üstün olmak.
  28. (birini) çiğ çiğ yemekdeyim(O kimseye karşı) büyük bir kin ve öfke duymak; parçalayacak kadar kızgınlık duymak.
  29. (birini) dolaba sokmakdeyimHile yapmak, aldatmak.
  30. (birini) göklere çıkarmakdeyimAşırı derecede övmek.
  31. (birini) gömlekten (gömleğinden) geçirmekdeyimEvlat olarak kabul etmek; evlatlık edinmek.
  32. (birini) konukluk etmekdeyimMisafir etmek; ağırlamak.
  33. (birini) meydana sürmekdeyimKendisi arka planda kalarak başkalarını öne sürmek; kışkırtmak.
  34. (birini) o biçim etmekdeyimO kimseyi, kendisiyle cinsel ilişkide bulunarak tatmin etmek.
  35. (birini) oyuna getirmekdeyimGüzel söz ya da düzenlerle kandırmak; aldatmak.
  36. (birini) paravan yapmakdeyimO kimsenin yetkisinden, gücünden ve ününden belli etmeden yararlanmak.
  37. (birini) parmağında oynatmakdeyimBir kimseye istediğini yaptırmak; dilediği gibi yönetmek.
  38. (birini) provoke etmekdeyimKışkırtmak; suç işlemeye itmek.
  39. (birini) rezil etmekdeyimO kişiyi isteyerek veya istemeyerek utanacak bir duruma sokmak; ayıplanacak hâle getirmek.
  40. (birini) sokağa atmakdeyimO kişiyi evinden uzaklaştırmak; sokağa bırakmak; sokağa salmak; işinden atmak.
  41. (birini) sokakta bırakmakdeyimEve almamak; içeri sokmamak.
  42. (birini) şahit göstermekdeyimBir yargılama ya da yüzleşme sırasında birinin tanıklığına başvurulmasını istemek; tanık göstermek.
  43. (birini) şahit yazmak (yazdırmak)deyimTanıklık yapması için adını ve adresini ilgili makama vermek.
  44. (birini) telsiz taraksız yıkamakdeyimO kimsenin aleyhinde konuşmak.
  45. (birini) temin etmekdeyimO kimsenin kaygısını, korkusunu gidermek; güvence vermek.
  46. (birini) toprak paklamakdeyim(Çok kötü kimse için) kötülükleri ancak ölümle son bulmak.
  47. (birini) yakasından atmakdeyimÇeşitli olmadık isteklerle rahatsızlık veren bir kimseyi bir bahane ile uzaklaştırmak; ondan kurtulmak.
  48. (birini) yakın takibe almakdeyimdenetlemek amacıyla her an gözetim altında tutmak; sürekli izlemek.
  49. (birini) yatak çekmekdeyim(Kişi için) ayakta duramayacak kadar bitkin ve zayıf düşmek.
  50. (birini) yere sermekdeyimKötü bir duruma sokmak.