500+ madde
- (bir şeyin veya kimsenin) propagandasını yapmakdeyimOnu geniş kitlelere tanıtmak, yaymak, duyurmak; benimsetmeye çalışmak.
- (bir şeyin) adamı olmakdeyimBir işin ustası olmak.
- (bir şeyin) bayraktarlığını yapmakdeyimBir görüşün, akımın veya örgütün lideri olmak.
- (bir şeyin) cahili olmakdeyimO konuda bilgisi bulunmamak.
- (bir şeyin) elenikasını bilmekdeyimO şeyin en iyisini bilmek; o şeyi çok iyi bilmek.
- (bir şeyin) faturasını ödemekdeyimYaptığı bir işin yükünü kendisi çekmek.
- (bir şeyin) gözünü çıkarmakdeyimBeceriksiz davranmak, bozmak; o şeyi zarara uğratmak.
- (bir şeyin) iyesi olmakdeyimBir şeyi elinde bulundurmak; yasaya uygun biçimde dilediği gibi kullanabilmek; sahip olmak.
- (bir şeyin) kavgasını vermekdeyimBir davayı savunmak için mücadele etmek.
- (bir şeyin) kefcisi olmakdeyimO şeye fena tutulmak; alışmak; tiryakisi olmak.
- (bir şeyin) kıtlığına kıran girmekdeyimHiç bulunmaz olmak; piyasadan çekilmek; köküne kıran girmek.
- (bir şeyin) orucunda olmakdeyimHaz verici o şeyi yemez, içmez veya yapmaz olmak.
- (bir şeyin) peşinde (olmak)deyimSürekli ister, izler durumda olmak.
- (bir şeyin) peşinden koşmakdeyimO şeyi elde etmek için uğraş vermek.
- (bir şeyin) rağmınadeyimBir şeye karşıt olsun diye; inat olsun diye; inadına; inat olarak.
- (bir şeyin) resmidirdeyim“....ın olacağı kesinlikle bellidir” anlamında kullanılır.
- (bir şeyin) sevdasına düşmekdeyimBir şeyi gerçekleştirmek için aşırı istek duymak; amacına ulaşmak için çabalamak.
- (bir şeyin) sınırını aşmakdeyimkabul edilebilir ölçülerin ötesine geçmek; taşmak.
- (bir şeyin) sonunu getirmekdeyimBaşarı ile bitirmek; sona erdirmek; başarmak.
- (bir şeyin) sözünü etmekdeyimO şey hakkında konuşmak; birinden veya bir şeyden söz etmek; onunla ilgili bazı şeyler söylemek; onun üstüne konuşmak; ondan bahsetmek; lakırdısını…
- (bir şeyin) tiryakisi olmakdeyimVazgeçemeyecek ölçüde bağımlı olmak; bağımlılık kazanmak.
- (bir şeyin) tozunu almakdeyimSilme, silkme vb. yollarla tozunu gidermek; tozdan temizlemek.
- (bir şeyin) turşusunu kur!deyimHarcanması, elden çıkarılması gereken bir şeyi kıyamayanlara söylenen alaylı ayıplama sözü.
- (bir şeyin) üzerinde durmakdeyimO işle sürekli olarak ilgilenmek; önem vermek; yakından izlemek.
- (bir şeyin) yabancısı olmakdeyimO şeyi daha önce hiç görmemiş, kullanmamış olmak; kullanımla ilgili deneyimi bulunmamak.
- (bir şeyin) yerine geçmekdeyimBulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek; işlevini üstlenmek.
- (bir şeyin) yerini almakdeyimBulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek; işlevini üstlenmek.
- (bir şeyin) yerini tutmakdeyim(Bulunmayan bir nesne için) onun işlevini yerine getirmek; onu aratmamak.
- (bir şeyin) yüzü açılmakdeyimÜstündeki kir pas arınarak güzelliği, parlaklığı ortaya çıkmak.
- (bir şeyin) yüzüne hasret kalmakdeyimO şeyden yoksun kalmak; o şeyi bulamamak.
- (bir şeyin) zahmetine katlanmakdeyimOnun vereceği sıkıntılara, güçlüklere ve masrafa razı olmak, kabullenmek.
- (bir şeyin) zevkini çıkarmakdeyimO şeyin güzelliğinden, tadından olabildiği kadar çok yararlanmak; çok zevk sağlamak.
- (bir şeyin, işin) ustası olmakdeyimO işi çok iyi yapmak; çok iyi bilmek.
- (bir şeyin, kimsenin) tasasını çekmekdeyimOnlar için üzülmek.
- (bir şeyle) oturup kalkmakdeyimDavranışlarını ona göre ayarlamak; ona göre hareket etmek.
- (bir takım) işler becermekdeyimGizli olarak birtakım uygunsuz, yasa ve ahlak dışı işler yapmak.
- (bir tutarı) zimmetine mahsuben geçirmekdeyimMuhasebe kayıtlarında bu tutarın ödendiğini göstermek.
- (bir ya da bir şey için) zahmete girmekdeyimBiri için yorgunluğa katlanmak.
- (bir yer) gözüne zindan olmakdeyimOrada çok acı ve sıkıntı çekmek.
- (bir yer) kazan (biri) kepçe olmakdeyimO kimse tarafından belirtilen yer tamamen araştırılmak.
- (bir yer, bir olaya) sahne olmakdeyimOrada bir olay geçmek; olay orada gerçekleşmek.
- (bir yerde) kazan kaynamakdeyimOrada karışıklık olmak.
- (bir yerde) Ne arıyor?deyim“Orada ne işi var, oraya niçin gitmiş?” anlamlarında kullanılır.
- (bir yerde, bir şeyde, birinde) Ne arar?deyimYoktur; bulunmaz.
- (bir yerde, bir şeyde, birinde) Ne gezer?deyimYoktur; bulunmaz; ne arar.
- (bir yerden) ayağını kesmekdeyimOraya uğramaz olmak.
- (bir yere) kendini atmakdeyimZaman geçirmeden oraya gitmek.
- (bir yere) posta yapmakdeyimOraya gidip gelmek; sefer yapmak.
- (bir yere) postu sermekdeyimGeçici olarak uğranılan bir yerde gereğinden fazla ve saygısızlık ederek kalmak.
- (bir yeri) komşu kapısına çevirmekdeyimYakın olmadığı hâlde oraya sık sık gidip gelmek.