500+ madde
- (birinin) damarına girmekdeyimHoşlanacağı şeyler yaparak kendini sevdirmek.
- (birinin) damarının bulmakdeyimHoşlanacağı şeyleri yaparak uysallığını sağlamak.
- (birinin) derdi günüdeyimO kişinin sürekli ilgilendiği ve bu sebeple çevresini de rahatsız ettiği konu.
- (birinin) eli ayağıdeyimO kimsenin önemli bir yardımcısı.
- (birinin) eli ayağı olmakdeyimO kimsenin işlerinde yardımcı olmak; yaşlılık veya daha başka sebeplerle birinin yapamadığı işlerde yardımcı olmak.
- (birinin) elini kolunu bağlamakdeyim(O kişiyi) çaresiz bırakmak; hiçbir çıkar yol bulamayacak hâle düşürmek.
- (birinin) fişini tutmakdeyimO kimsenin davranışlarını bir kâğıda yazmak.
- (birinin) gırtlağına basmakdeyimBir şeyi yaptırmak için birisine baskı yapmak.
- (birinin) gönlü ile oynamakdeyimBirine âşıkmış gibi davranıp eğlenmek.
- (birinin) gözü ile bakmakdeyimKendini o kişinin yerine koymak.
- (birinin) gözüne girmekdeyimO kişinin sevgi ve ilgisini kazanmak.
- (birinin) huyunu suyunu bilmekdeyimBir kimsenin alışkanlıklarını ve davranışlarının nasıl olacağını bilmek; iyi tanımak.
- (birinin) ipini çekmekdeyimDoğru yola gelmesi için uyarmak.
- (birinin) ipiyle kuyuya inilmemekdeyim(Kişi için) güvenilmez olmak; ona güven duymamak.
- (birinin) işini bitirmekdeyimO kimseyi öldürmek.
- (birinin) kafasına uymakdeyimBir kimsenin etkisi altında kalarak onunla birlik olmak; onun dediklerini yapmak; aklına uymak.
- (birinin) kafasını uçurmakdeyimBirini öldürtmek; idam etmek; boynunu vurdurmak; kafasını kesmek.
- (birinin) kafasını vurmakdeyimBirini öldürtmek; idam etmek; boynunu vurdurmak; kafasını kesmek.
- (birinin) kaleminden çıkmakdeyimO kişi tarafından yazılmış olmak.
- (birinin) kanadıyla uçmakdeyimO kimse tarafından korunmak; himaye edilmek.
- (birinin) kılıcın çalmakdeyimO kimsenin tarafını tutmak.
- (birinin) kılığına girmekdeyimO kimse gibi giyinmek; biçimini, görünüşünü ona uydurmak.
- (birinin) kirli çamaşırlarını ortaya dökmekdeyimBirinin ahlak dışı ve suç oluşturan gizli davranışlarını açığa çıkarmak, açıklamak.
- (birinin) koltuğunda olmakdeyimBirinin koruyuculuğunda olmak; ondan yardım görmek.
- (birinin) konuğu olmakdeyimBirine konuk olarak gidip kalmak.
- (birinin) lokmasını dökmekdeyimÖlen birisinin arkasından hayır için lokma tatlısı yapıp dağıtmak.
- (birinin) lokmasını saymakdeyimSofrada yemek yiyen birisinin ne kadar yemek yediğini kontrol etmek.
- (birinin) maskarasını çıkarmakdeyimO kişiyi küçük düşürerek rezil etmek; alay edilir hâle getirmek.
- (birinin) maskesini indirmekdeyimO kimsenin gizlemeye çalıştığı gerçek amacını ortaya çıkarmak.
- (birinin) maskesini kaldırmakdeyimBir kimsenin gizli amaçlarını, gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak.
- (birinin) maşası olmakdeyimBiri tarafından sakıncalı veya kişisel isteklerini yerine getirecek biçimde aracı olarak kullanılmasına meydan vermek.
- (birinin) moralini bozmakdeyimBir kimsenin ruhsal yönden direnme gücünü sarsmak; maneviyatını bozmak.
- (birinin) müsamahasına sığınmakdeyimO kişiden kendisine karşı hoşgörülü davranmasını bekler olmak.
- (birinin) nān-ı azîziyle perverde olmakdeyimBirinin ekmeğiyle beslenmiş olmak.
- (birinin) narına yanmakdeyimO kimse yüzünden büyük bir zarara uğramak.
- (birinin) nasırına basmakdeyimO kimsenin en çok önem verdiği, çıkarına engel olan bir şey yapmak; can alıcı noktasına dokunmak; çıkarına ters davranmak.
- (birinin) nazını çekmekdeyimO kişiyi kırmamak için her isteğini yerine getirmeye çalışmak.
- (birinin) ocağına kara çalı çekmekdeyimBir kimsenin dirlik ve düzenini bozmak; mahvetmek.
- (birinin) ocağına kara su bağlamakdeyimOcağını söndürmek.
- (birinin) ocağına su komakdeyimbknz. ocağına su koymak
- (birinin) ocağını söndürmekdeyimEvini barkını dağıtmak; çoluk çocuğunu yok etmek.
- (birinin) olmakdeyim(Kadın veya kız için) adı geçen erkekle cinsel ilişkiye girmek.
- (birinin) omzuna binmekdeyimYük olmak; ağırlık vermek.
- (birinin) onurunadeyimBir kimseye saygı göstermek amacıyla.
- (birinin) onuruna (ziyafet, çay vb.) vermekdeyimO kimseye saygı göstermek amacıyla ziyafet düzenlemek veya toplantı düzenlemek.
- (birinin) osuruğunu düğümlemekdeyimBirine korku vermek; gözdağı vermek; ürkütmek.
- (birinin) oyununu bozmakdeyimYaptığı hileyi, kurduğu düzenleri boşa çıkarmak; bu yolla sonuç almasına engel olmak.
- (birinin) öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kalmakdeyim(Birinin) sözünden hiç çıkmamak; buyruklarını olduğu gibi uygulamak; iradesini o kişiye teslim etmek.
- (birinin) ölüsünü öpmekdeyim“Şunu yapmazsan çok sevdiğin o kimse ölsün” anlamında karşısındakine baskı için kullanılan yemin nitelikli söz.
- (birinin) önünde perende atılmamakdeyimO kimseyi aldatmak mümkün olmamak.