500+ madde
- addetmekkelimef.Ar.(Bir şeyi, bir şey) saymak; bilmek; farz etmek; telakki etmek.
- addırmakkelimef.Bir sıvıyı fışkırtmak.
- adımlamakkelimef.Bir uzaklığı eşit adımlar atarak adım cinsinden ölçmek.
- adırmakkelimef.Ayırmak; tefrik etmek.
- adırtlamakkelimef.Ayırt etmek; bölmek; tefrik etmek; ayırmak; ayıklamak.
- adileştirmekkelimef.Birini küçük ve bayağı göstermek.
- adlamakkelimef.Ad vermek; adlandırmak.
- adlamakkelimef.Ayıklamak.
- adlandırmakkelimef.Yeni bir nesneye ad koymak.
- admakkelimef.(Adım için) atmak; yürümek; ayak basmak.
- adreslemekkelimef.Bir bilgiyi bilgisayar hafızasına kotlamak ve bu bilgiye nasıl ulaşılabileceğini tanımlamak.
- adrudmakkelimef.Ayırmak.
- adrumakkelimef.Seçmek.
- adrutmakkelimef.Ayırmak.
- adutlamakkelimef.Avuçlamak.
- afallaştırmakkelimef.Birini şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez duruma düşürmek, çok şaşırtmak.
- afallatmakkelimef.Birini şaşırtmak.
- afaralamakkelimef.Harman yerinde kalan taş, toprak ve kesmikli ürün kalıntısını toplamak.
- afartmakkelimef.Abartmak.
- affetmekkelimef.Ar.Sonuç itibariyle bir cezayı gerektiren suç, kusur, kabahat veya günah için ceza vermekten vazgeçmek, bağışlamak.
- affetmemekkelimef.Ar.Karşısındakinin kusurunu, açığını iyi kollayıp değerlendirmek; müsamaha göstermemek. «Trafik hatayı affetmez.»
- affettirmekkelimef.Ar.Affedilmeyi sağlamak, bağışlatmak; affı gerçekleştirmek.
- affeylemekkelimef.Ar.Affetmek, bağışlamak.
- afişlemekkelimef.Duyurusu yapılacak bir haberi afiş hâline getirmek; afiş yapmak.
- afkalamakkelimef.eT.Karıştırmak; alt üst etmek; kabartmak.
- afkınlamakkelimef.Toprağı gübrelemek; gübreyi toprağa karıştırmak.
- aforozlamakkelimef.Aforoz etmek.
- afsunlamakkelimef.Büyü yapmak, büyülemek.
- afyonlamakkelimef.Afyon maddesi karıştırmak.
- agaclamakkelimef.Sopa ile dövmek; dayak atmak.
- agazlamakkelimef.Söylemek.
- agdarmakkelimef.Altını üstüne getirmek; aktarmak.
- agdurmakkelimef.Yukarı çıkarmak; yükseltmek; kaldırmak.
- agımakkelimef.Püskürtmek.
- agındırmakkelimef.Yukarı çıkartmak; yükseltmek.
- agırlamakkelimef.Ağırlamak; saygı göstermek; saymak; ihtiram ve itibar etmek; ikram ve ihsanda bulunmak; ululamak; yüceltmek.
- agırlatmakkelimef.Ağırlatmak; hürmet ettirmek; saydırmak.
- agırtmakkelimef.Anırtmak.
- agıtmakkelimef.Akıtmak
- agıtmakkelimef.Yükselmek.
- agızmakkelimef.[eAT, -ur] (Fasulye, nohut, mercimek gibi taneli şeyler için) akıtmak.
- aglamakkelimef.Ayıklamak; ayıklayarak temizlemek; aklamak.
- aglaşdırmakkelimef.Birçok kişiyi hep birden ağlatmak; ağlaştırmak.
- aglatmakkelimef.Savmak; uzaklaştırmak; ıraklaştırmak.
- aglatmakkelimef.Ağlatmak.
- agnatmakkelimef.Hayvanın debelenmesini sağlamak; debelendirmek.
- agrıtmakkelimef.Ağrı vermek; ağrıtmak; acıtmak.
- agtarmakkelimef.Aktarmak; devirmek; yenmek.
- agturmakkelimef.Dağa ağdırmak.
- agulamakkelimef.Ağılamak.