212 madde
- eçükelimeis.Ata; atalar; ecdat; eslaf.
- ekekelimeis.Büyük kız kardeş; abla.
- elkelimeis.eT.Yakınların dışında kalan kimse; yabancı; başkası.
- eligkelimeis.El. [Yüknekî]
- elteberkelimeis. sf.Kabileleri düzene sokan; düzenleyen.
- emgekkelimeis.Acı; ıstırap; dert; sıkıntı; mihnet; eziyet.
- erkelimeis.eT.Erkek; bey; adam; erkek kişi. [Yüknekî]
- erenkelimeis.Adamlar; erkekler; erkek topluluğu; erkek milleti; erler.
- eşgütikelimeis.İpekli kumaş.
- ıgaçkelimeis.Ağaç.
- ışbarakelimeis.Sansk.Yüksek bir unvan; yüksek bir rütbe.
- ıtkelimeis.Köpek.
- içkelimeis.Herhangi bir yer, alan, cisim veya durumun sınırları arasında kalan yer; dahil.
- idikelimeis.Sahip; efendi; bey.
- ikegükelimeis.İki parça; iki bölük; iki.
- ilkelimeis.Barış durumu; barış.
- iligkelimeis.Hükümdar; kral; hakan.
- ilteberkelimeis.Hükümdara bağlı yüksek devlet memuru rütbesi; genel vali.
- işkelimeis.eT.Hizmet; çalışma; faaliyet.
- işgitikelimeis.İpekli kumaş; diba.
- kagankelimeis.Kağan; hakan; hükümdar; hakan.
- kalıngkelimeis.Başlık parası; kadına verilen başlık.
- kankelimeis.eT.Atardamar ve toplardamarlar içinde dolaşarak organizmanın bütün hücrelerine gerekli besin ve oksijeni ileten, oralardan topladığı atık maddeleri…
- kangkelimeis.Baba.
- kapıgkelimeis.Kapı.
- karkelimeis.eT.Atmosferde bulunan su buharının donmasıyla meydana gelmiş, hafif tanecikler hâlinde uçuşarak yağan beyaz renkli su kristalleri.
- kaşkelimeis.eT.Göz çukuru üzerinde bir yay gibi uzanan, üzeri kıllarla kaplı çıkıntı. [Yüknekî]
- katunkelimeis.Soğd.Hakanın eşi; hatun; melike; kadın; kraliçe; kağan eşi.
- keçekelimeis.Akşam; gece. [Yüknekî]
- kelingünkelimeis.Gelinler.
- kergekkelimeis.Gerek; ihtiyaç; lazım lüzum; gereken şey.
- kırkkelimeis.Otuz dokuzdan sonra gelen ilk sayı.
- kısılkelimeis.Dağ arası; boğaz; vadi; dar dağ geçidi; dar vadi; çukur; küçük geçit.
- kişkelimeis.Derisinden kürk yapılan bir hayvan; samur.
- kişikelimeis.Cinsiyet farkı gözetilmeden kadın veya erkek kimse; insan; adam; şahıs; kimse.
- kokılıkkelimeis.Koku; parfüm
- konykelimeis.Koyun.
- korgankelimeis.bknz. korıgan
- korıgankelimeis.Kale; müstahkem mevki; sığınak.
- korıgukelimeis.Kale muhafızı; muhafız.
- köbürgekelimeis.Moğ.Davul.
- kökkelimeis.Gökyüzü; hava; sema; gök kubbe; .
- kölkelimeis.Göl; havuz; birikmiş su. [Yüknekî]
- köngülkelimeis.Gönül; kalp; yürek; duygular; vicdan. [Yüknekî]
- közkelimeis.Göz. [Yüknekî]
- kulkelimeis.eT.Yabancı ülkelerden tutulup getirilmiş, alınıp satılabilen köle veya karavaş; uşak; köle; erkek köle; esir. [Yüknekî]
- kulkakkelimeis.bknz. kulgak
- kunçuykelimeis.Çin.Prenses; Çin imparatorunun kızı.
- kutkelimeis.eT.Gökten ya da tanrısal bir kaynaktan yayılmış sıvı; hayat suyu; rahmet; bereket. [AH]
- kutaykelimeis.Çin.İpekli kumaş; ipek.