236 madde
- abçıkelimeis.Av hayvanlarını bir yere doğru süren; avcı.
- abıçkakelimeis.Yaşlı insan.
- açıgkelimeis.Bolluk içinde yaşama; nimet içinde yaşayış; bolluk.
- adakelimeis.Tehlike; felaket; musibet; bela. .
- adakkelimeis.Ayak [Yüknekî]
- adınçkelimeis.Seçme; seçim; seçkinlik.
- agıkelimeis.Servet; varlık; çok değerli mal mülk; hazine.
- agıçıkelimeis.İpek kumaşları muhafaza eden kimse.
- agılıkkelimeis.Devlet hazinesi.
- agızkelimeis.Ağız. [Yüknekî]
- agrukkelimeis.Yük; ağırlık; pılı pırtı; yol eşyası.
- agukelimeis.Ağı; zehir [Yüknekî]
- agzkelimeis.Ağız.
- alkelimeis.Hile, aldatma, tuzak; dolap; düzen. EUTS]
- altunkelimeis.Altın.
- arukkelimeis.Yorgunluk; argınlık.
- atkelimeis.İsim; ad.
- balıkkelimeis.Bağlanmış.
- balıkkelimeis.eT.Omurgalılardan tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, genellikle solungaçlarıyla suyun içinde erimiş halde bulunan havayı emmek suretiyle solunum yapan,…
- barkelimeis.Var; mevcut. [Yüknekî]
- barımkelimeis.Zenginlik; mal mülk; servet; varlık.
- begkelimeis.Bey; soylu kişi; efendi; ileri gelen; sözü geçen; nüfuzlu, zengin kişi.
- belgükelimeis.Alamet; işaret; nişan; marka; belgi; belge; im.
- beltirkelimeis.Yolların birleştiği yer; kavşak; dört yol ağzı.
- bitgeçikelimeis.Yazıcı; kopyacı; kayıt memuru; kâtip; yazman.
- bodkelimeis.Boy; vücut; kamet; gövde. [Yüknekî]
- bodkelimeis.Kurumlaşmış topluluk; boy; halk; aşiret; kabile; cemaat.
- boguzkelimeis.Boğaz; gırtlak.
- borkelimeis.Şarap; içki. [Yüknekî]
- borlukkelimeis.Meyve bahçesi; üzüm bağı.
- borlukçukelimeis.Bağcı; bahçıvan.
- bözkelimeis.Yun.Pamuklu kumaş; pamuktan yapılmış kumaş; bez. [Yüknekî]
- bukakelimeis.Boğa.
- bulungkelimeis.Köşe; açı.
- bungkelimeis.Acı; sıkıntı; üzüntü; dert; mutsuzluk; keder; elem; gam kasavet; melankoli.
- Burkankelimeis.SK.Buda.
- busuşkelimeis.Üzüntü; acı; ıstırap; hüzün; keder; dert; kaygı.
- buşuşkelimeis.Üzüntü; acı; hüzün.
- buzagukelimeis.İnek ve benzeri hayvan yavrusu; buzağı.
- çebişkelimeis.Kurnazlık; hile; oyun.
- çıgarıkelimeis.Çıkrık; dokuma çıkrığı.
- çıngratgukelimeis.Çıngırak; çan.
- çulbukelimeis.Soğd.Küfür; hakaret.
- ebkelimeis.Ev.
- eçikelimeis.Amca.
- egrikkelimeis.Burgaç; su anaforu; girdap.
- ekkikelimeis.İki.
- eligkelimeis.El. [Yüknekî]
- ellegkelimeis.Devlet başkanı; kral; hünkâr.
- emgekkelimeis.Acı; ıstırap; dert; sıkıntı; mihnet; eziyet.