500+ madde
- agrukkelimeis.Yük; ağırlık; pılı pırtı; yol eşyası.
- agsaklıkkelimeis.Aksaklık; topallık.
- agsırıkkelimeis.Aksırık.
- agşamkelimeis.Akşam.
- agtakelimeis.Ar.Ağda.
- agulkelimeis.Görüş tarzı; zihniyet.
- agulkelimeis.Ağıl.
- agurçukkelimeis.Satranç.
- aguzkelimeis.Memeli hayvanların doğurduklarında verdikleri ilk süt; ağız.
- ağaççıkelimeis.Ağaç kesen; oduncu.
- ağbankelimeis.Ak çadır.
- ağcamkelimesf. is.bknz. ağca
- ahekelimeis.Ar.Sevilen kimse; dost; .
- ahıkelimeis.eT.On dört ve on beşinci yüzyıllarda Anadolu’da yaygın bir sosyal güvenlik kurumu olan Ahilik ocağından olan kimse.
- ahılıkkelimeis.Cömertlik. [Yüknekî]
- ahşamkelimeis.Akşam
- akcakelimeis.Aksu; katarakt.
- akcakelimeis.bknz. akçe
- akçaagackelimeis.Akçaağaç.
- akçakırkelimeis.Ak doğan.
- akçalıkkelimeis.Para kesesi.
- akıllulıkkelimeis.Akıllılık.
- akmıkkelimeis.Boza.
- aknunakelimeis.Kıpç.Kağnı arabası.
- akotkelimeis.Bir çeşit haşhaş.
- akrabkelimeis.Ar.Daha yakın; daha uygun.
- aksadekelimeis.Beyaz üstlük; beyaz elbise.
- aksımakelimeis.Yun.Sarhoşluk veren ekşi şerbet.
- aksunkurkelimeis.Doğan türünden bir tür yırtıcı kuş.
- aktıkelimeis.Ar.İş; çalışma.
- alkelimeis.Hile, aldatma, tuzak; dolap; düzen. EUTS]
- alkelimeis.Ar.Serap.
- alacukkelimeis.bknz. alacık
- alaçukkelimeis.bknz. alacık
- alakuşkelimeis.Tavus kuşu.
- alaskelimeis.Alaz; alev.
- alavkelimeis.Far.Alev; ateş.
- albagkelimeis.Ferace.
- alçıkelimeis.Moğ.Aşık kemiğinin dikine yüzlerinden birisi; düz tarafı; kıtın karşısı.
- aldakelimeis.eT.Pusu; hile; tuzak.
- aldagucılıkkelimeis.Aldatıcılık; hilekârlık.
- aldanguckelimeis.Aldanma aracı; oyalayıcı, aldatıcı şeyler.
- aldavukelimeis.Hile.
- aldayışkelimeis.Aldatış.
- algışkelimeis.Alkış.
- alıkelimeis.Alma eylemi.
- alıkkelimeis.eT.Tutuş; kavrayış.
- alılkelimeis.Alın.
- alışıkkelimeis.Alacak.
- alkışlulıkkelimeis.Anılma; yadedilme.