- alkmakkelimef.Bozmak; yok etmek; berbat etmek; mahvetmek; batırmak
- armakkelimef.Yorgun düşmek; yorulmak; aşırıya kaçmak; güçsüz kalmak. [Yüknekî]
- belekkelimeis.Konuğun yakınlarına getirdiği armağan; bir yerden başka bir yere gönderilen armağan. [Yüknekî]
- bışmakkelimef.Olmak; pişmek.
- bungkelimeis.Acı; sıkıntı; üzüntü; dert; mutsuzluk; keder; elem; gam kasavet; melankoli.
- bürkelimeis.Tomurcuk.
- irkekkelimeis.Erkek.
- karımakkelimef.Kocalmak; yaşlanmak; kocamak; ihtiyarlamak. [Yüknekî]
- kiyikkelimeis.bknz. keyik [Nevayi]
- kömmekkelimef.Gömmek. [Yüknekî]
- koykelimeis.Koyun.
- kutkarmakkelimef.Selamete götürmek; kurtarmak.
- minkelimeis.Bin sayısı (1000).
- minmekkelimef.Binmek.
- ohşamakkelimef.Benzemek; andırmak.
- ölkelimeis.Nem; yaşlılık; rutubet; ıslaklık.
- ongkelimeis.Sağ; sağ taraf.
- örgetmekkelimef.Öğretmek; alıştırma yaptırmak.
- sasımakkelimef.eT.Çürüme dolayısıyla kokmak; çürümek; kokuşmak; tefessüh etmek; fenalaşmak.
- südkelimeis.Süt.
- südükkelimeis.İdrar; sidik.
- tamukelimeis.Soğd.Cehennem; cehennemlik.
- tegirmikelimezf.Etrafında; çevirerek.
- tegmekkelimef.Değmek; dokunmak; ulaşmak; nâil olmak; kazanmak; elde etmek; erişmek; yakalamak.
- terikelimeis.Deri.
- tikmekkelimef.Bir şeyi delmek; dürtmek; sokmak.
- tilekkelimeis.Dilek; arzu.
- tiremekkelimef.Bir şeyi düşmesin diye desteklemek; payanda vurmak; dayak dikmek; direk dikmek; diremek.
- tişkelimeis.Diş.
- tonkelimeis.Elbise; giyecek; kürk; üst giysisi; don.
- topkelimezf.Bütün; bütünüyle; büsbütün; toptan; tamamen; hep; top yekûn.
- tulkelimesf.Dul.
- tünkelimeis.Gece; geceleyin; karanlık.
- tütünkelimeis.Duman.
- uçunkelimee.Sebep bildirir; için; sebepten; nedenle.
- uğurkelimeis.Zaman; vakit; fırsat; sebep; vesile; vasıta; dolayı; tesadüf.
- ulamakkelimef.İnlemek; ulumak.
- umunçkelimeis.Beklenti; umma; umut etme.
- utuzmakkelimef.Oyunda yenilmek; bahiste kaybetmek; üttürmek; yenilmek.
- uvatmakkelimef.Parçalamak; ufaltmak; kırmak.
- uyakelimeis.Kuş yuvası; yuva.
- yangılmakkelimef.Yanılmak; hata etmek; yanlış davranmak; hatalı olmak; yanılgıda olmak.
- yatkelimesf.Yabancı; el; garip.
- yığlamakkelimef.Hıçkırmak; ağlamak; yakınmak; inlemek.
- yimkelimeis.Yem.
- yimekkelimef.Yemek.
- yimişkelimeis.Yemiş; meyve.
- yıparkelimeis.Güzel koku; misk; koku; rayiha; ıtır.
- yirkelimeis.Yer. Dünya.
- yırakkelimesf.Uzak; ırak.