1. (...in) dışında kalmakdeyim(Bir olayın) içinde yer almamak; karışmamak.
  2. (...in) işine bak!deyimNe şaşılacak durumu var” anlamında söylenir; yaptığına akıl sır ermez.
  3. (...in) yanındadeyimBir şey ya da kimseye göre; oranla.
  4. (..den) bu yanadeyim(..den) beri
  5. (..le) arası olmamakdeyimGeçimsizlik içinde olmak.
  6. (..le) arasında dağlar kadar fark olmakdeyimÇok büyük ve önemli farklar bulunmak.
  7. (..ne) bok yemek düşmekdeyimTaraflardan birini savunur biçimde söz söylemeye hakkı ve yetkisi olmamak.
  8. (adam, insan) sırasına geçmekdeyimİnsan veya adam denecek durumda değilken öyle değerlendirilmek.
  9. (ağzından) inciler (inci) saçmakdeyimBirbirinden güzel sözler söylemek.
  10. (âlem, cihan, dünya) başa dar olmakdeyimÇok fazla sıkıntıya uğramak.
  11. (Allah'a) şirk koşmakdeyimAllah'ın birden çok olduğunu kabul etmek veya bu anlama gelen söz ve davranışlarda bulunmak.
  12. (Allah) bereket versindeyimYemek sonu Allah'ın nimetlerini artırması için edilen dua sözü.
  13. (Allah) beterinden saklasındeyimAllah daha kötü duruma düşürmesin.
  14. (Allah) rahmet eylesindeyimÖlen bir kimse için “Allah merhamet etsin” anlamında dua sözü.
  15. (Allah) sahibine bağışlasındeyim(Genellikle genç kızlar için) taşıdığı güzellik kendine veya onunla evlenene yarasın.
  16. (Allah) selamet versindeyim“Allah, sonunu hayırlı etsin.” anlamında kullanılan iyi dilek sözü.
  17. (Allah) yürü ya kulum demişdeyim(Herhangi bir alanda çok çabuk ilerleyenler, başarı kazananlar için) şanslı oldukları, işlerinin yolunda gittiğini anlatmak için söylenir.
  18. (ardından) teneke çalmakdeyimAyrıldığı için sevinmek; bu sevincini davranışları ile açığa vurmak
  19. (arkasında / sırtında) yumurta küfesi yok ya!deyimVerdiği sözden kendisi zarar görmeyeceği için çabuk cayanları nitelemek için kullanılır.
  20. (ayağını) çeke dutmakdeyimBirisine sık gidip gelmemek; sık görüşmemek.
  21. (aynı, bir) yola çıkmakdeyimAynı sonuca varılır olmak; aynı kapıya çıkmak.
  22. (Bağdat’ı) tamir etmekdeyimşaka. Karnını doyurmak.
  23. (başından) işler geçmekdeyimKötü olaylar yaşamış olmak.
  24. (bir duruma) meydan açmakdeyimSebep olmak.
  25. (bir erkekle bir kadına) nikâh düşmekdeyimBir kadınla bir erkeğin evlenmeleri için dinî hükümler, örf ve yasa açısından bir sakınca bulunmamak.
  26. (bir hesabı, birinin) zimmetine geçirmekdeyimBir hesabı o kişiye borç olarak işlemek; borcunun üstüne eklemek.
  27. (bir işi) yoluna koymakdeyimGereken ve istenilen biçime getirmek; düzene sokmak.
  28. (bir işin) fennini almakdeyimO işte ustalık kazanmak; deneyim sahibi olmak.
  29. (bir işin) profesyoneli olmakdeyimO işin bütün inceliklerini, ayrıntılarını ve açıklarını kavramış olmak.
  30. (bir işin) sakalı bitmekdeyimSürüncemede kalmak; uzun sürmek.
  31. (bir işin) yolunu yapmakdeyimBir işi mümkün kılmak; yapılabilir kılmak; olumlu sonuca ulaştıracak hazırlıkları tamamlamak.
  32. (bir işin, harcamanın vb.nin) suyu nereden geliyor?deyim“Yapılan harcamanın parasal kaynağının yasal olmadığı yolunda şüphem var.” anlamında kullanılır.
  33. (bir işte) eli olmakdeyimKötü veya sakıncalı bir işe karışmış olmak; kanunsuz bir işin düzenleyici veya uygulayıcılarından biri durumunda olmak; parmağı olmak.
  34. (bir işte) parmağı olmakdeyimBir işe karışmak; karışmış olmak.
  35. (bir işte) saç sakal ağartmakdeyim(Bir işte) uzun süre çalışmış olmak; o işe çok emek vermiş olmak; işin gereği olan deneyimi kazanmış olmak.
  36. (bir işte, bir yerde bir) dolap dönmekdeyimHileli işler yapılmak.
  37. (bir işten) yüz akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
  38. (bir işten) yüzünün akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
  39. (bir kimse) (birini) suya götürüp susuz getirmekdeyimO kimseden daha akıllı ve becerikli olmak; onu aldatabilecek kadar kurnaz olmak.
  40. (bir kimse, bir şeyle) zihnini bozmakdeyimSürekli olarak aynı şeyi düşünmek; o soruna aşırı ölçüde kendini vermek.
  41. (bir kimsede) yürek Selanikdeyimşaka. Çok korkmuş ve heyecanlı.
  42. (bir kimsenin veya bir şeyin) yüzünü unutmakdeyimUzun süre görmemek; varlığına hasret kalmak.
  43. (bir kimsenin) izinden (gitmek) yürümekdeyimOnun başladığı işi sonuna kadar götürmek; yürütmek.
  44. (bir kimsenin) peşinde (olmak)deyimO kimseyi istiyor, ondan bir şey istiyor olmak.
  45. (bir kimsenin) peşinden koşmakdeyimBir kimseyi bir şeye razı etmeye çalışmak.
  46. (bir kimsenin) peşinden yürümekdeyimBir kimsenin arkasından yürümek, gitmek; onu izlemek.
  47. (bir kimsenin) peşine takılmakdeyimO kimsenin arkasından ayrılmamak; ardından gitmek; takip etmek.
  48. (bir kimsenin) tırnağına (veya attığı tırnağa) değmemekdeyimDeğer yönünden o kimse ile karşılaştırılamayacak kadar aşağıda olmak.
  49. (bir kimsenin) yerine geçmekdeyimGörevden ayrılan birinin yerini almak.
  50. (bir kimsenin) yerini almakdeyimGörevden ayrılan birinin yerine geçmek.