166 madde
- ülgüsüzkelimeNasipsiz; kısmetsiz.
- ulıgkelimeis.İnleme; sızlanma; uluma.
- ulımakkelimef.(Kurt için) ulumak.
- ulyakkelimeis.Temel.
- umakkelimef.Muktedir olmak; kudreti olmak; gücü yetmek.
- umugkelimeis.Umut; ümit; umu.
- upasançkelimeis.Soğd.Burkancılığı kabul etmiş ancak rahipler tarikatına ulaşmamış kadın; salihat-ı nisvandan bir kişi.
- upasıkelimeis.Soğd.Burkancılığı kabul etmiş ancak rahipler sınıfına ulaşamamış erkek.
- ürkelimezf.Uzun zaman; uzun müddet; her zaman; uzun süre.
- ürdekelimezf.Çoktan.
- ürdegikelimesf.Çoktan geçmiş olan.
- üremekkelimef.Uzun zaman kullanılmak.
- üretmekkelimef.(Elbise için) uzun süre kullanmak; eskitmek.
- urıkelimeis.Erkek evlat; oğul; oğlan.
- urı oğuldeyimErkek evlat.
- ürlükkelimesf.Sonsuz kalıcı; ebedî; sabit; değişmez; daimî; sonsuz; sürekli; devamlı.
- ürlüksüzkelimesf.Geçici; süreksiz.
- ürükkelimezf.Uzun müddet; devamlı; sürekli; uzun vadeli; daimî.
- üsdengkelimesf.Üstün; galip.
- üstömkelimesf.Üstün; galip; hâkim.
- üstöm kelmekdeyimÜstün gelmek.
- üstünkikelimesf.Üstün; yüksek.
- üstürtikelimezf.Yukarıdan; üstten; yukarıdan.
- utgurakkelimezf.Kesin; açık; kat’i; kararlı; hep; tamamıyla; kesin olarak.
- yağıtmakkelimeYağdırmak; saçmak.
- yağurmakkelimef.Yağdırmak.
- yakılmakkelimef.Yakın gelmek; yaklaşmak.
- yakınkelimesf.eT.Az bir uzaklıkla ayrılmış bulunan; uzak olmayan.
- yakışmakkelimef.Yaklaşmak; yakına gelmek; dokunmak.
- yakmakkelimef.Sürmek; yağlamak; meshetmek; kına vb. yakmak.
- yakmakkelimef.Yaklaşmak.
- yakturmakkelimef.Yakına getirmek; yaklaştırmak.
- yakurmakkelimef.Yaklaştırmak.
- yakurukelimezf.(Yer ve zaman için) yakın.
- yalınlığkelimesf.Alevli; parlak.
- yamaraçakelimeis.Sansk.Erlik han.
- yarmanmakkelimef.Tırmanmak.
- yasğaçkelimeis.bknz. yastıgaç
- yaşlamakkelimef.Şimşek çakmak.
- yatvıkelimezf.Boyuna.
- yatvısınçakelimezf.Boylamasına; uzunlamasına.
- yekkelimeis.Şeytan; doğa üstü varlık.
- yıdkelimeis.Koku; rayiha; ıtır; misk.
- yigkelimesf.İyi; daha iyi; mükemmel; üstün; fevkalade; yeğ.
- yigetmekkelimef.Yükselmek; yücelmek.
- yigikelimesf.Sık; sıkı; birbirine girmiş.
- yilvikelimeis.Sihir; büyü.
- yilviçikelimeis.Sihirbaz; büyücü.
- yilvilemekkelimef.Sihirbazlık yapmak; büyü yapmak; sihir yapmak; büyülemek.
- yintmekkelimef.Sormak; aramak.