1. (bir şey, birinin) zihnini kurcalamakdeyimO şey, sık sık hatırlanıp düşünceye kapılmak.
  2. (bir şey, kendi) zihnini kurcalamakdeyimBir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.
  3. (bir şeyde / birinde) gözü olmakdeyimBir şeyi ele geçirmek isteği taşımak; çok arzulamak.
  4. (bir şeyde) tuzu olmakdeyimKatkıda bulunmuş olmak; katkısı olmak.
  5. (bir şeyde, bir işte) para olmakdeyimİyi kazanç sağlamak.
  6. (bir şeyde, birinde) gönlü olmakdeyimSevip istemek.
  7. (bir şeyden) alnı açık çıkmakdeyimBir işi namusluca, gayretle bitirmek.
  8. (bir şeyden) avaredeyimUzak; mahrum.
  9. (bir şeyden) eylemekdeyimYoksun bırakmak.
  10. (bir şeyden) halî olmakdeyim(O şeyden) arınmış olmak; uzak kalmak; (o şeysiz) olmak.
  11. (bir şeyden) kapak kaldırmamakdeyimO şeyden söz etmekten kaçınmak.
  12. (bir şeyden) nasibini almakdeyim(Olumsuz ve kötü bir durum için) etkilenmek; zarar görmek.
  13. (bir şeyden) nasibini almamakdeyim(Söz konusu nitelik) hiç bulunmamak.
  14. (bir şeyden) söz etmekdeyimO şey hakkında konuşmak; onunla ilgili olarak söz söylemek.
  15. (bir şeyden) tat almakdeyimBir şeyden hoşlanmak; zevk almak; ondan hoşlanmak
  16. (bir şeyden) zevk almakdeyimHoşlanmak; tat almak; beğenmek.
  17. (bir şeyden) zevk duymakdeyimHoşlanmak; tat almak; beğenmek.
  18. (Bir şeyden, birinden) illallah demekdeyimO şeyden veya kimseden aşırı derecede bıkkınlık ve bezginlik göstermek.
  19. (bir şeyden, birinden, yapmaktan) geri kalmamakdeyimKaçınmamak.
  20. (bir şeye) (birinin) gözüyle bakmakdeyimKendini onun yerine koyarak değerlendirmek.
  21. (bir şeye) çanak açmakdeyimSebep olmak; meydan vermek; vesile hazırlamak.
  22. (bir şeye) fātiha okumakdeyimOndan ümidini kesmek.
  23. (bir şeye) gölge düşürmekdeyimDeğerini azaltacak, lekeleyecek; ününü etkileyecek davranışlarda bulunmak.
  24. (bir şeye) göre olmakdeyimElverişli ve uygun olmak.
  25. (bir şeye) kendi damgasını vurmakdeyimKendisine ait olduğunu belirleyecek bir üslûp meydana getirmek.
  26. (bir şeye) kendini vermekdeyimBaşka şeylerle ilgisini kesip yalnız o şeyle ilgilenmek; aşırı derecede bağlanmak; bütün varlığı ile bağlanmak.
  27. (bir şeye) meydan vermekdeyimO şeyin olması için imkân ve fırsat tanımak; imkân yaratmak; zaman tanımak.
  28. (bir şeye) meyil vermekdeyimEğiklik sağlamak; akıntı vermek.
  29. (bir şeye) müstenit olmakdeyimBir şeye dayanmak; yaslanmak.
  30. (bir şeye) pabuç bırakmamakdeyimBir baskı karşısında yapmak istediği şeyden vazgeçmemek.
  31. (bir şeye) renk gelmekdeyimRenklenmek; canlanmak.
  32. (bir şeye) sırt çevirmekdeyimKabul etmemek; almak veya yapmak istememek; değersiz ve geçersiz sayarak uymamak; bağlı kalmamak.
  33. (bir şeye) tövbeli olmakdeyimZarar gördüğü bir şeyi bir daha yapmamaya karar vermiş olmak.
  34. (bir şeye) yol açmakdeyimİstenmeyen bir olayın sebebi olmak.
  35. (bir şeye) yüz tutmakdeyimYönelmek; teveccüh etmek; rağbet etmek; meyletmek.
  36. (bir şeye) yüzü olmamakdeyimO şeye dayanamamak.
  37. (bir şeye) zahib olmakdeyimKapılmak; uymak.
  38. (bir şeye) zehni saplanmakdeyimBir konu üstünde sürekli düşünmek; aklı takılmak; zihni saplanmak.
  39. (bir şeye) zihni saplanmakdeyimYanlış bir kanıya takılıp kalmak; düşüncesinin takıldığı şeyden kendisini kurtaramamak
  40. (bir şeye) zihni takılmakdeyimÇözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak; sürekli olarak çözmek istediği sorunu düşünmek.
  41. (bir şeye, bir yere) renk vermekdeyimNeşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak.
  42. (bir şeye, yere) varıncaya kadardeyimOlan her şeyi.
  43. (bir şeyi / birini) gözü görmez olmakdeyimArtık ona değer vermemek; değerini yitirmek.
  44. (bir şeyi / birini) gözü kesmekdeyimBir işi yapabileceğine dair umut beslemek; kendine güvenmek; kendini bir işe layık bulmak.
  45. (bir şeyi / birini) gözü kesmemekdeyimBir işi yapabileceğine dair umudu olmamak; kendine güvenememek.
  46. (bir şeyi veya yeri) (kendine) siper etmekdeyimKendini korumak amacıyla bir şeyi veya kimseyi kendine siper olarak seçmek.
  47. (bir şeyi) gözünden esirgemekdeyimÇok sevmek.
  48. (bir şeyi) hesaba almakdeyimBir iş yaparken veya bir girişimde bulunurken (o şeyi de) dikkate almak, ona göre değerlendirmek.
  49. (bir şeyi) huy almakdeyim(Çocuğun oynamak istediği fakat zarar vereceğinden korkulan bir nesne için) kaybolmak; bilinmez bir yaratık alıp götürmek.
  50. (bir şeyi) kaynak almakdeyimAraştırmayı ve sonuçlarını o şey üzerine kurmak; onu esas almak; ona dayandırmak.