500+ madde
- (bir şey, birinin) zihnini kurcalamakdeyimO şey, sık sık hatırlanıp düşünceye kapılmak.
- (bir şey, kendi) zihnini kurcalamakdeyimBir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.
- (bir şeyde / birinde) gözü olmakdeyimBir şeyi ele geçirmek isteği taşımak; çok arzulamak.
- (bir şeyde) tuzu olmakdeyimKatkıda bulunmuş olmak; katkısı olmak.
- (bir şeyde, bir işte) para olmakdeyimİyi kazanç sağlamak.
- (bir şeyde, birinde) gönlü olmakdeyimSevip istemek.
- (bir şeyden) alnı açık çıkmakdeyimBir işi namusluca, gayretle bitirmek.
- (bir şeyden) avaredeyimUzak; mahrum.
- (bir şeyden) eylemekdeyimYoksun bırakmak.
- (bir şeyden) halî olmakdeyim(O şeyden) arınmış olmak; uzak kalmak; (o şeysiz) olmak.
- (bir şeyden) kapak kaldırmamakdeyimO şeyden söz etmekten kaçınmak.
- (bir şeyden) nasibini almakdeyim(Olumsuz ve kötü bir durum için) etkilenmek; zarar görmek.
- (bir şeyden) nasibini almamakdeyim(Söz konusu nitelik) hiç bulunmamak.
- (bir şeyden) söz etmekdeyimO şey hakkında konuşmak; onunla ilgili olarak söz söylemek.
- (bir şeyden) tat almakdeyimBir şeyden hoşlanmak; zevk almak; ondan hoşlanmak
- (bir şeyden) zevk almakdeyimHoşlanmak; tat almak; beğenmek.
- (bir şeyden) zevk duymakdeyimHoşlanmak; tat almak; beğenmek.
- (Bir şeyden, birinden) illallah demekdeyimO şeyden veya kimseden aşırı derecede bıkkınlık ve bezginlik göstermek.
- (bir şeyden, birinden, yapmaktan) geri kalmamakdeyimKaçınmamak.
- (bir şeye) (birinin) gözüyle bakmakdeyimKendini onun yerine koyarak değerlendirmek.
- (bir şeye) çanak açmakdeyimSebep olmak; meydan vermek; vesile hazırlamak.
- (bir şeye) fātiha okumakdeyimOndan ümidini kesmek.
- (bir şeye) gölge düşürmekdeyimDeğerini azaltacak, lekeleyecek; ününü etkileyecek davranışlarda bulunmak.
- (bir şeye) göre olmakdeyimElverişli ve uygun olmak.
- (bir şeye) kendi damgasını vurmakdeyimKendisine ait olduğunu belirleyecek bir üslûp meydana getirmek.
- (bir şeye) kendini vermekdeyimBaşka şeylerle ilgisini kesip yalnız o şeyle ilgilenmek; aşırı derecede bağlanmak; bütün varlığı ile bağlanmak.
- (bir şeye) meydan vermekdeyimO şeyin olması için imkân ve fırsat tanımak; imkân yaratmak; zaman tanımak.
- (bir şeye) meyil vermekdeyimEğiklik sağlamak; akıntı vermek.
- (bir şeye) müstenit olmakdeyimBir şeye dayanmak; yaslanmak.
- (bir şeye) pabuç bırakmamakdeyimBir baskı karşısında yapmak istediği şeyden vazgeçmemek.
- (bir şeye) renk gelmekdeyimRenklenmek; canlanmak.
- (bir şeye) sırt çevirmekdeyimKabul etmemek; almak veya yapmak istememek; değersiz ve geçersiz sayarak uymamak; bağlı kalmamak.
- (bir şeye) tövbeli olmakdeyimZarar gördüğü bir şeyi bir daha yapmamaya karar vermiş olmak.
- (bir şeye) yol açmakdeyimİstenmeyen bir olayın sebebi olmak.
- (bir şeye) yüz tutmakdeyimYönelmek; teveccüh etmek; rağbet etmek; meyletmek.
- (bir şeye) yüzü olmamakdeyimO şeye dayanamamak.
- (bir şeye) zahib olmakdeyimKapılmak; uymak.
- (bir şeye) zehni saplanmakdeyimBir konu üstünde sürekli düşünmek; aklı takılmak; zihni saplanmak.
- (bir şeye) zihni saplanmakdeyimYanlış bir kanıya takılıp kalmak; düşüncesinin takıldığı şeyden kendisini kurtaramamak
- (bir şeye) zihni takılmakdeyimÇözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak; sürekli olarak çözmek istediği sorunu düşünmek.
- (bir şeye, bir yere) renk vermekdeyimNeşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak.
- (bir şeye, yere) varıncaya kadardeyimOlan her şeyi.
- (bir şeyi / birini) gözü görmez olmakdeyimArtık ona değer vermemek; değerini yitirmek.
- (bir şeyi / birini) gözü kesmekdeyimBir işi yapabileceğine dair umut beslemek; kendine güvenmek; kendini bir işe layık bulmak.
- (bir şeyi / birini) gözü kesmemekdeyimBir işi yapabileceğine dair umudu olmamak; kendine güvenememek.
- (bir şeyi veya yeri) (kendine) siper etmekdeyimKendini korumak amacıyla bir şeyi veya kimseyi kendine siper olarak seçmek.
- (bir şeyi) gözünden esirgemekdeyimÇok sevmek.
- (bir şeyi) hesaba almakdeyimBir iş yaparken veya bir girişimde bulunurken (o şeyi de) dikkate almak, ona göre değerlendirmek.
- (bir şeyi) huy almakdeyim(Çocuğun oynamak istediği fakat zarar vereceğinden korkulan bir nesne için) kaybolmak; bilinmez bir yaratık alıp götürmek.
- (bir şeyi) kaynak almakdeyimAraştırmayı ve sonuçlarını o şey üzerine kurmak; onu esas almak; ona dayandırmak.