1. (bir kimseye veya şeye karşı, kendini) suçlu hissetmekdeyimO kimseye karşı yapılması beklenen görevleri yapmadığını kabul ederek, sorumluluğun ve kabahatin kendisinde olduğu düşüncesinde olmak.
  2. (bir kimseye) sırt çevirmekdeyimO kimseye değer vermemek; onu önemsememek
  3. (bir kimseye) yüzü olmamakdeyimO kimseye karşı bir kusuru olduğundan bir şey isteyecek durumda olmamak.
  4. (bir kimseye) zevk vermekdeyimOnda büyük bir hoşnutluk uyandırmak; hoşuna gitmek; zevk duymasını sağlamak.
  5. (bir kimseye) zor gelmekdeyim(Bir işin yapılması) ona güç gelmek; üstesinden gelememek.
  6. (bir kimseyi) gözü ısırmakdeyimBirini tanır gibi olmak; nereden tanıdığını, kim olduğunu çıkaramamak.
  7. (bir kimseyi) lafa boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek.
  8. (bir kimseyi) lakırtıya boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek; lafa boğmak.
  9. (bir kimseyi) rehin almakdeyimKarşı tarafı, bazı isteklerin yerine getirilmesinde zorlamak için karşı taraftan bir kimseyi alıkoymak veya tutsak etmek.
  10. (bir kimseyi) tatmin etmekdeyimOnun isteğini yerine getirmek; doyuma ulaşmasını sağlamak
  11. (bir kimseyi, bir başkasının) yerine koymakdeyimOnun gibi görmek; o kimse saymak.
  12. (bir kişinin) yerini tutmakdeyim(Göreve yeni gelen için) önceden o görevde bulunan kişinin yaptığı işi yapabilmek; onun kadar başarılı olmak.
  13. (bir sayının) karesideyimO sayının kendisi ile çarpımı.
  14. (bir sayının) karesini almakdeyimO sayıyı kendisi ile çarpmak.
  15. (bir şey karşısında) yutkunmakdeyimElde etmek istediği o şeyin yokluğunu çekmek.
  16. (bir şey olmaya, belli bir durum almaya) yüz tutmakdeyimO şey olmak üzere bulunmak; olma yönünde gelişip ilerlemek.
  17. (bir şey veya kimsenin) suretine girmekdeyimOnun görünüşünü almak; onun gibi olmak; biçimini almak.
  18. (bir şey yapmak veya olmak) mecburiyetinde kalmakdeyimO şeyi yapmak veya olmak zorunda kalmak; bu zorunluluğu duymak.
  19. (bir şey yapmak) lütfunda bulunmakdeyimBir şeyi yapma alçak gönüllülüğünü, inceliğini göstermek.
  20. (bir şey yapmaya, söylemeye) yüzü tutmamakdeyimHaklı da olsa, karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek.
  21. (bir şey) (birinin) sinirine dokunmakdeyimO şeyden hoşlanmamak; onu görünce veya adını duyunca sinirlenmek; o kişiyi sinirlendirmek.
  22. (bir şey) ağzına düşmekdeyimHaddine düşmek; yapabilmek.
  23. (bir şey) baştan geçmekdeyimÖnceden görüp geçirmek; yaşamış olmak.
  24. (bir şey) cinine gitmekdeyim(O şeyden) hoşlanmamak; sinirlerini bozmak.
  25. (bir şey) damarı harekete gelmekdeyimO şeyle ilgili olağanüstü fazla düşkünlük göstermek.
  26. (bir şey) düşkünüdeyim(O şeye karşı) çok değer ve önem veren; aşırı bağlılık gösteren.
  27. (bir şey) hissi uyandırmak (vermek)deyim(O şeye) benzer bir duygu vermek.
  28. (bir şey) hükmünde olmakdeyim(O şeyin) değerinde, onun yerinde olmak.
  29. (bir şey) iki baştan olmakdeyim(Tarafları ilgilendiren bazı şeyler için) iki tarafın da yardım, destek, iyi niyet veya arzusu ile gerçekleştirilebilmek.
  30. (bir şey) kir götürmekdeyim(Eşya veya elbise için) kirini belli etmeyecek renkte olmak; kirini belli etmemek; kir kaldırmak.
  31. (bir şey) konusundadeyimOnunla ilgili olarak; o konuda.
  32. (bir şey) numarası yapmakdeyimKendini (bahsedilen şey) gibi göstermek.
  33. (bir şey) paçalarından akmakdeyim(Kir, pislik vb. için) aşırı derecede; her tarafı kaplamış olmak.
  34. (bir şey) peşinde koşmakdeyimO şeyi elde etmek için uğraş vermek.
  35. (bir şey) söz götürmekdeyimBir şeyin doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda bazı görüşler ileri sürmek; hakkında konuşmak.
  36. (bir şey) su kesilmekdeyimAşırı ölçüde sulanmak
  37. (bir şey) su kesmekdeyimAşırı ölçüde sulanmak.
  38. (bir şey) vız gelip tırıs gitmekdeyimO şeyi önemsememek; aldırış etmemek.
  39. (bir şey) yüreğine çökmekdeyimDerinden ıstırap duymak.
  40. (bir şey) yüzü görmekdeyim...-e kavuşmak.
  41. (bir şey) zahmete değmekdeyimÇekilen sıkıntıyı karşılar durumda olmak.
  42. (bir şey) zıddına gitmekdeyimSinirlendirmek; sinirlerini bozmak.
  43. (bir şey) ziyafeti çekmekdeyimEn iyi biçimde yerine getirmek; doyurucu bir şekilde sunmak.
  44. (bir şey, bir kimse vb.) yerine gomak (komak)deyim(Onun gibi) değer vermek; saygı göstermek.
  45. (bir şey, bir şeyin) yanından bile geçmemekdeyimO şeyle hiçbir ilgisi olmamak.
  46. (bir şey, birine) vız gelmekdeyimO şey o kimseye önemsiz gelmek; önemsenecek, aldırılacak, değer verilecek bir yanı bulunmamak.
  47. (bir şey, birine) zahmet olmakdeyimBir kimse için yapılan işten yorulmak; masrafa girmek.
  48. (bir şey, birinin) zevkini okşamakdeyim(O kimse) o şeyden hoşlanmak; beğenisine uygun düşmek.
  49. (bir şey, birinin) zıddı olmakdeyimO şey, o kimseyi tedirgin etmek; hoşuna gitmemek.
  50. (bir şey, birinin) zihnini bulandırmakdeyimKuşkuya düşürmek.