500+ madde
- (...in) dışında kalmakdeyim(Bir olayın) içinde yer almamak; karışmamak.
- (...in) işine bak!deyimNe şaşılacak durumu var” anlamında söylenir; yaptığına akıl sır ermez.
- (...in) yanındadeyimBir şey ya da kimseye göre; oranla.
- (..den) bu yanadeyim(..den) beri
- (..le) arası olmamakdeyimGeçimsizlik içinde olmak.
- (..le) arasında dağlar kadar fark olmakdeyimÇok büyük ve önemli farklar bulunmak.
- (..ne) bok yemek düşmekdeyimTaraflardan birini savunur biçimde söz söylemeye hakkı ve yetkisi olmamak.
- (adam, insan) sırasına geçmekdeyimİnsan veya adam denecek durumda değilken öyle değerlendirilmek.
- (ağzından) inciler (inci) saçmakdeyimBirbirinden güzel sözler söylemek.
- (âlem, cihan, dünya) başa dar olmakdeyimÇok fazla sıkıntıya uğramak.
- (Allah'a) şirk koşmakdeyimAllah'ın birden çok olduğunu kabul etmek veya bu anlama gelen söz ve davranışlarda bulunmak.
- (Allah) bereket versindeyimYemek sonu Allah'ın nimetlerini artırması için edilen dua sözü.
- (Allah) beterinden saklasındeyimAllah daha kötü duruma düşürmesin.
- (Allah) rahmet eylesindeyimÖlen bir kimse için “Allah merhamet etsin” anlamında dua sözü.
- (Allah) sahibine bağışlasındeyim(Genellikle genç kızlar için) taşıdığı güzellik kendine veya onunla evlenene yarasın.
- (Allah) selamet versindeyim“Allah, sonunu hayırlı etsin.” anlamında kullanılan iyi dilek sözü.
- (Allah) yürü ya kulum demişdeyim(Herhangi bir alanda çok çabuk ilerleyenler, başarı kazananlar için) şanslı oldukları, işlerinin yolunda gittiğini anlatmak için söylenir.
- (ardından) teneke çalmakdeyimAyrıldığı için sevinmek; bu sevincini davranışları ile açığa vurmak
- (arkasında / sırtında) yumurta küfesi yok ya!deyimVerdiği sözden kendisi zarar görmeyeceği için çabuk cayanları nitelemek için kullanılır.
- (ayağını) çeke dutmakdeyimBirisine sık gidip gelmemek; sık görüşmemek.
- (aynı, bir) yola çıkmakdeyimAynı sonuca varılır olmak; aynı kapıya çıkmak.
- (Bağdat’ı) tamir etmekdeyimşaka. Karnını doyurmak.
- (başından) işler geçmekdeyimKötü olaylar yaşamış olmak.
- (bir duruma) meydan açmakdeyimSebep olmak.
- (bir erkekle bir kadına) nikâh düşmekdeyimBir kadınla bir erkeğin evlenmeleri için dinî hükümler, örf ve yasa açısından bir sakınca bulunmamak.
- (bir hesabı, birinin) zimmetine geçirmekdeyimBir hesabı o kişiye borç olarak işlemek; borcunun üstüne eklemek.
- (bir işi) yoluna koymakdeyimGereken ve istenilen biçime getirmek; düzene sokmak.
- (bir işin) fennini almakdeyimO işte ustalık kazanmak; deneyim sahibi olmak.
- (bir işin) profesyoneli olmakdeyimO işin bütün inceliklerini, ayrıntılarını ve açıklarını kavramış olmak.
- (bir işin) sakalı bitmekdeyimSürüncemede kalmak; uzun sürmek.
- (bir işin) yolunu yapmakdeyimBir işi mümkün kılmak; yapılabilir kılmak; olumlu sonuca ulaştıracak hazırlıkları tamamlamak.
- (bir işin, harcamanın vb.nin) suyu nereden geliyor?deyim“Yapılan harcamanın parasal kaynağının yasal olmadığı yolunda şüphem var.” anlamında kullanılır.
- (bir işte) eli olmakdeyimKötü veya sakıncalı bir işe karışmış olmak; kanunsuz bir işin düzenleyici veya uygulayıcılarından biri durumunda olmak; parmağı olmak.
- (bir işte) parmağı olmakdeyimBir işe karışmak; karışmış olmak.
- (bir işte) saç sakal ağartmakdeyim(Bir işte) uzun süre çalışmış olmak; o işe çok emek vermiş olmak; işin gereği olan deneyimi kazanmış olmak.
- (bir işte, bir yerde bir) dolap dönmekdeyimHileli işler yapılmak.
- (bir işten) yüz akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
- (bir işten) yüzünün akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
- (bir kimse) (birini) suya götürüp susuz getirmekdeyimO kimseden daha akıllı ve becerikli olmak; onu aldatabilecek kadar kurnaz olmak.
- (bir kimse, bir şeyle) zihnini bozmakdeyimSürekli olarak aynı şeyi düşünmek; o soruna aşırı ölçüde kendini vermek.
- (bir kimsede) yürek Selanikdeyimşaka. Çok korkmuş ve heyecanlı.
- (bir kimsenin veya bir şeyin) yüzünü unutmakdeyimUzun süre görmemek; varlığına hasret kalmak.
- (bir kimsenin) izinden (gitmek) yürümekdeyimOnun başladığı işi sonuna kadar götürmek; yürütmek.
- (bir kimsenin) peşinde (olmak)deyimO kimseyi istiyor, ondan bir şey istiyor olmak.
- (bir kimsenin) peşinden koşmakdeyimBir kimseyi bir şeye razı etmeye çalışmak.
- (bir kimsenin) peşinden yürümekdeyimBir kimsenin arkasından yürümek, gitmek; onu izlemek.
- (bir kimsenin) peşine takılmakdeyimO kimsenin arkasından ayrılmamak; ardından gitmek; takip etmek.
- (bir kimsenin) tırnağına (veya attığı tırnağa) değmemekdeyimDeğer yönünden o kimse ile karşılaştırılamayacak kadar aşağıda olmak.
- (bir kimsenin) yerine geçmekdeyimGörevden ayrılan birinin yerini almak.
- (bir kimsenin) yerini almakdeyimGörevden ayrılan birinin yerine geçmek.