1. anarıkelimesf.eT.Çabuk; tez.
  2. anarıberikelimeis.eT.Bir özelliği olmayan eşya; öteberi; bayağı eşya.
  3. anarlakkelimezf.eT.Biraz ötede.
  4. anarukelimezf.eT....-den beri; ..-den doğru.
  5. anarurakkelimezf.eT.Daha ötede.
  6. ancakelimezf.eT.En çok.
  7. ancagkelimezf.eT.bknz. ancak
  8. ancakkelimezf.eT.Yalnızca; yalnız; sadece.
  9. ançakelimezf.eT.Ancak.
  10. andkelimeis.eT.Ant; yemin; ahit; söz verme.
  11. andaçkelimeis.eT.Hatırlanmak üzere verilen eşya; yadigâr; hatıra; anmalık; bergüzar; suvenir.
  12. andagkelimezf.eT.Böylece; bu suretle; böyle; o kadar.
  13. andagıkelimezf.eT.Oradaki; o yerdeki; ondaki.
  14. andekikelimezf.eT.Oradaki.
  15. andızkelimeis.eT.Akdeniz bölgesinin doğu kısımlarında yetişen, dikenli yapraklı büyük yapılı ardıç cinsi, (Juniperus drupacea).
  16. angıkelimeis.eT.Şan şöhret; ün; lakap.
  17. angıçkelimeis.eT.Harman zamanı daha çok sap veya kuru ot taşıyabilmek için at arabaları ile kağnıların kenarlarına takılan ek parmaklıklar.
  18. angılanmakkelimef.eT.Yankılanmak. [DS
  19. angıtkelimeis.eT.Kanatları kiremit renginde, ördeğe benzer bir tür kuş; angut.
  20. angoşkelimesf.eT.Ahmak; sersem.
  21. angutkelimeis.eT.Ak kuşaklı ördeklerden soluk kırmızı başlı, evcilleştirilebilen bir cins ördek, (Casarga ferruginea).
  22. anıklamakkelimef.eT.Hazır etmek, hazır duruma getirmek.
  23. anılcacıkkelimezf.eT.Yavaşça.
  24. anılmakkelimef.eT.Kendisinden söz edilmek.
  25. anızkelimeis.eT.Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köke bitişik saplar.
  26. anlamakkelimef.eT.Akıl ve zekâ yardımı ile bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret edildiğini kavramak; bilmek; algılamak; derk etmek.
  27. anmakkelimef.eT.Geçmişte olan bir olayı veya tanıdığı birini aklına getirmek; hatırlamak.
  28. anramakkelimef.eT.Haykırmak; kükremek.
  29. antkelimeis.eT.Bir şeyin doğruluğunu Allah’ın tanıklığı ile beyan etme veya aynı yolla söz verme; yemin; ahit; besa; gülbank; kasem; peyman; söz.
  30. apışkelimeis.eT.Uyluğun iç tarafı; iki bacak arası.
  31. arakelimeis.eT.İki yeri veya nesneyi birbirinden ayıran uzaklık; açıklık; mesafe; boşluk; aralık. [Yüknekî]
  32. aralıkkelimeis.eT.İki nesne arasındaki açıklık; ara; mesafe; .
  33. aramakkelimef.eT.Birini veya bir şeyi bulmak için çalışmak.
  34. arasızkelimesf.eT.Arasız; aracısız; doğrudan.
  35. ardakkelimeis.eT.Kayın, kırmızı gürgen ve kızılağaç kerestelerinin veya ağaç kaplamaların çürümeye başladıklarında oluşan lekeler.
  36. ardıçkelimeis.eT.Servigillerden soğuk ve ılıman iklim çevrelerinde yetişen iğne yapraklı kozalaklı bir ağaç, (Juneperus).
  37. ardınkelimezm.eT.Arkası; arkasına.
  38. ardıncıkelimesf.eT.İkinci.
  39. ardırakelimezf.eT.Sonraya; arkaya.
  40. ardıradankelimezf.eT.Arkadan; geriden.
  41. ardıradınkelimezf.eT.Arkadan; geriden.
  42. arduradankelimezf.eT.bknz. ardıradın
  43. argackelimeis.eT.bknz. argaç
  44. argaçkelimeis.eT.Dokuma tezgâhlarında ilmekten sonra enine geçirilen iplik; atkı.
  45. argalikelimeis.eT.Boynuzlugillerden Doğu Asya’da yaşayan büyük boynuzları olan azman bir yabani koyun, (Ovis ammon).
  46. argınkelimesf.eT.Gücü tükenmiş, yorulmuş; yorgun; bitkin; bitap; zayıf.
  47. argırmakkelimef.eT.Yorulmak; zayıflamak.
  48. argışkelimeis.eT.Kervan.
  49. argıtkelimeis.eT.İki dağ sırası arasında kalan boğaz; geçit; bel; derbent.
  50. argunkelimezf.eT.Yavaş ve alçak sesle.