500+ madde
- heyamolakelimeis.İt.Gemicilerin veya birlikte ağır bir işte çalışanların birbirlerini gayrete getirmek ve aynı anda hareketi sağlamak için bir ağızdan söyledikleri…
- holtakelimeis.İt.Olta
- ıskakelimeis.İt.Rast getirememe.
- ıskaçakelimeis.İt.Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının oturduğu yuvalar.
- ıskalakelimeis.İt.Müzikte kullanılan bütün seslerin pesten tize doğru dizilmesiyle oluşan dizi; merdiven.
- ıskalakelimeis.İt.Yamaçlardaki toprak kaymasını ve erozyonu önlemek için alt taraflarına yapılan taş duvar.
- ıskançakelimeis.İt.Tayfanın nöbet değişimi.
- ıskarçakelimeis.İt.Bir şeyi tıka basa doldurmak.
- ıskardakelimeis.İt.Yukarılara doğru çıkıldıkça duvar kalınlığının azalmasından meydana gelen eğim.
- ıskarlatkelimeis.İt.En çok kırmızısı tutulan, yeşil ve beyaz renkleri de bulunan bir tür Venedik çuhası.
- ıskarmozkelimeis.İt.Gemilerin kaburgalarını meydana getiren eğri ağaçların adı.
- ıskartakelimesf.İt.(Mal için) değişik sebeplerle değerini kaybetmiş olan; değersiz; önemsiz; alım ve satımda kullanılamayan.
- ıskontokelimeis.İt.Satıcı tarafından alıcı lehine yapılan fiyat indirimi; indirim; tenzilat.
- ıskotakelimeis.İt.Büyük yelkenli gemilerde yelkeni yönetmeye yarayan ip.
- ıspalakelimeis.İt.Elbise omuzu.
- ısparmaçakelimeis.İt.Denizde zincirlerin birbirine dolaşması.
- ıspavlikelimeis.İt.Çoğunlukla gemilerde kullanılan kalın sicim.
- ıstampakelimeis.İt.Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basmak suretiyle elde edilen şekil; baskı.
- ızbandutkelimesf.İt.Kan dökücü.
- ızmarıkkelimeis.İt.İzmarit.
- ibrikkelimeis.İt.Gemi hapishanesi.
- imparatoriçekelimeis.İt.İmparatorun karısı.
- intermezzokelimeis.İt.Ara müziği.
- irredantizmkelimeis.İt.Dil, gelenek, görenek ve kültür değerleri bakımından belli bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt sınırları dışında kalmış bir yeri ülke topraklarına…
- isfenackelimeis.İt.Ispanak.
- iskaçakelimeis.İt.Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturduğu yuva.
- iskalaryakelimeis.İt.Yelkenli gemilerde, direk takımlarına tırmanmak için çarmıklar üzerine yatay olarak yerleştirilen halat basamaklardan her biri.
- iskalerakelimeis.İt.bknz. iskalarya
- iskandilkelimeis.İt.Denizin derinliğini ölçmeye yarayan alet.
- iskarçakelimesf.İt.(Liman için) dolu.
- iskarmozkelimeis.İt.Kürekle hareket eden sandallarda küreklerin bağlandığı çubuk.
- iskarpelakelimeis.İt.Tahta, metal ve taş işlemeye yarar, metal ucu keskin ve sivri bir alet; ağaç yontma bıçağı.
- iskarpinkelimeis.İt.Hafif ayakkabı.
- iskelekelimeis.İt.Deniz taşıtlarının kıyıya yanaşabilmeleri, yolcu bindirme ve indirme, yük alma ve boşaltma, gerektiğinde beklemeleri için limanlarda kıyıdan denize…
- iskerletkelimeis.İt.Hemen her denizde rastlanan, kabuğunun üzerinde dikenimsi çıkıntılar bulunan bir yumuşakça; dikenli salyangoz, (Moloch horridus).
- iskifkelimeis.İt.bknz. istif
- iskontokelimeis.İt.İndirim; tenzilat.
- iskorçinakelimeis.İt.Bileşikgillerden körpe filizleri yenebilen, hafif nemli topraklarda ekimi yapılan, uzun yapraklı, kazık köklü, sarı çiçekli iki yıllık bir bitki;…
- iskotakelimeis.İt.Rüzgârdan en iyi yararlanacak şekilde yelkenlerin alt köşelerine bağlanan halat, zincir veya palanga.
- ispaletkelimeis.İt.Apolet.
- isparçakelimezf.İt.Bolluk içinde; bol bol.
- isparmaçakelimeis.İt.Deniz içinde birkaç zincirin dolaşması.
- ispatikelimeis.İt.İskambil kâğıtlarından yonca biçimi deseni olan siyah kart; sinek; trefli.
- ispavlokelimeis.İt.Gemilerde kullanılan bir tür kalın sicim.
- ispenciyarkelimeis.İt.Eczane işleten kimse; eczacı.
- ispençkelimeis.İt.Küçük yapılı fakat süslü bir tavuk cinsi.
- ispençarkelimeis.İt.Eczane işleten kimse; eczacı.
- ispençiyarikelimeis.İt.Eczacılık.
- ispiçerkelimeis.İt.Eczacı.
- ispirkelimeis.İt.Yanaşma; uşak; hademe.