500+ madde
- özümkelimezm.Kendim; şahsım.
- Purumkelimeis.Partça.Doğu Roma; Bizans.
- sabkelimeis.Söz; sohbet; laf.
- saçkelimeis.İnsan başında biten kıllara verilen ad.
- sakınmakkelimef.Dikkatle kaçınmak; çekinmek.
- sançmakkelimef.Parça parça kesmek.
- sansızkelimesf.Sayısız; pek çok; hadsiz hesapsız.
- sayukelimezf.Her; her bir; her biri.
- sebinmekkelimef.Sevinmek.
- sekizkelimesf.eT.Yedi ile dokuz arasında yer alan tam sayı.
- senkelimezm.İkinci teklik kişi zamiri.
- sengünkelimeis.Çin.General.
- sıgıtkelimeis.Yas; ağıt; matem.
- sıgıtçıkelimeis.Yasçı; ağlayıcı.
- sıgtamakkelimef.Hıçkıra hıçkıra ağlamak; feryat etmek; sızlamak.
- sıgunkelimeis.Sığın; ala geyik.
- sımakkelimef.(Kişi veya topluluk için) yenmek; üstün gelmek; sindirmek; sındırmak; mağlup etmek; tenkil etmek.
- sımamakkelimef.Kırmamak.
- sıngarkelimeis.İstikamet; yön, taraf.
- singilkelimeis.(Kadına göre) kocasının kendinden küçük kız kardeşi.
- sökmekkelimef.Koparmak; yarmak; yırtmak.
- sökürmekkelimef.Diz çöktürmek; dize getirmek; çöktürmek; çökertmek.
- subkelimeis.Su.
- subsızkelimesf.Susuz.
- sukkelimesf.Aç gözlü; alçak.
- sükelimeis.Ordu; askerî birlikler; asker.
- süçigkelimesf.Tatlı; lezzetli. hoş
- sülemekkelimef.Düşmana karşı asker göndermek; sefer etmek; ordu ile sefere çıkmak; ordu sevk etmek; savaş yapmak.
- süngükelimeis.(süŋü:) Süngü; mızrak; kargı.
- süngügkelimeis.Kemik.
- süngükkelimeis.Kemik.
- süngüşkelimeis.Savaşta saldırma ve süngü ile dürtme.
- süngüşmekkelimef.Savaşta süngüleşmek; mızrakla savaşmak; vuruşmak; muharebe etmek.
- sürmekkelimef.eT.Kovmak; sürgün etmek uzaklaştırmak
- şadkelimeis.Soğd.Kağandan sonra gelen en yüksek unvan; yabgu.
- şadapıtkelimeis.Soğd.Asilzadeliğin en yüksek sınıfı.
- Tabgaçkelimeis.Çin.
- tabgaçgıkelimesf.Çin egemenliğindeki.
- tağkelimeis.Dağ; dağ silsilesi; sıradağ.
- tağıkmakkelimef.Dağa çıkmak; dağa kaçmak; yozlaşmak.
- takıkelimebağ.Ve; öte yandan; dahası; dahi.
- taluykelimeis.Çin.Deniz; okyanus.
- tamkelimeis.Duvar.
- tamgaçıkelimeis.Damgacı; damga vuran; mühürdar; mühürleyen.
- tapakelimezf.Yönünde; ... -e doğru. -a doğru; - karşı.
- taplamamakkelimef.Tasvip etmemek; hoş karşılamamak; beğenmemek.
- tarkankelimeis.Komutan.
- tarkatkelimeis.Bir rütbe.
- taşkelimeis.eT.Yeryüzünde ve yer içindeki kayaları meydana getiren rengi ve cinsi içinde bulunan tuz ve oksitlerle biçim, sertlik ve renk kazanmış bulunan katı…
- taşkelimeDış; hariç; taşra; dışarı.