137 madde
- od çıkmakdeyimAteş çıkmak; alev almak.
- oda tapıcıdeyimAteşperest; Mecusî.
- odu~ yalı~ıdeyimAteşin alevi.
- oglan ağrısıdeyimDoğum sancısı.
- oglan aşıdeyimDişbudak veya çam ağaçlarından sızan ve müshil olarak kullanılan zamkımsı madde.
- oglan eylemekdeyim(Kadın için) çocuk doğurmak.
- oglanlıkdan çıkmakdeyimÇocukluk dönemini bitirip buluğ çağına girmek.
- oğrı ortağıdeyimHırsızın işbirlikçisi.
- ogul oglıdeyimOğlunun oğlu; erkek torun.
- okımadın gelendeyimDavetsiz gelen.
- okımış oguldeyimEvlatlık olarak alınmış çocuk.
- oku~ nişānıdeyimOkun hedefi.
- ol aradeyimOrası; o yer.
- ol cihāndeyimAhret; öbür dünya.
- orta avratdeyimOrta yaşlı kadın.
- orta bahāludeyimNe ucuz ne de pahalı; orta fiyatta olan.
- orta damardeyimBitki yapraklarının ortasında bulunan yan damarlara göre daha kalın olan damar.
- ot eylemekdeyimİlaç hazırlamak.
- ot koyacakdeyimİlaç kutusu.
- ota salmakdeyimHayvanları otlağa bırakmak.
- oturacak yérdeyimOturma organı; makat; kıç; kalça.
- oturdugı yérdeyimbknz. oturacak yer
- oyluk dibideyimKalça.
- oyuncılar ağacıdeyimOyun sopası.
- pamık çıkarıcıdeyimPamuk atmakta ve pamuğu çekirdeğinden ayırmakta kullanılan hallaç aleti; çıkrık.
- pars dutıcıdeyimPars yakalayarak, eğiten, besleyip büyüten kimse.
- pāzişah nāmesideyimPadişah buyruğu; ferman.
- pervaz urmakdeyimYükseğe uçmak; yükselmek.
- pil āvāzıdeyimFil sesi.
- puça burundeyimEğri veya çarpık burun.
- pula sikke urıcıdeyimSikke damgası basan görevli.
- tabak örtüsideyimTabak üzerine konan kapak; tabak kapağı.
- tabî’at bağlanmakdeyimAni sancı ve kulunç ağrılarına tutulmak.
- tahıl dibideyimEkin sapı.
- tamam renklüdeyimDüz renkli; bütünüyle aynı renkte olan.
- tamam saçludeyimSık ve gür saçlı.
- tap ağacıdeyimDüzleştirme işi için kullanılan ağaç; tesviye silindiri.
- tarak otıdeyimDereotu, (Enethum gravolens).
- taşağı çıkmışdeyimHadım olmuş.
- tavar yemideyimDört ayaklı hayvan yemi.
- tāve biryāndeyimTavada kızartılmış et; kızartma.
- tavla yerideyimAt barınağı.
- tavuk avazıdeyimTavuk sesi; tavuk gıdaklaması.
- Taŋrı evideyimKâbe; Beytullah.
- temür uyandeyimDemir gem.
- ten başdeyimVücut ve baş
- ten baş yumakdeyimVücudun tamamını yıkamak.
- ten kalıbıdeyimVücut şekli; kişinin boyu.
- terāzu ılduzıdeyimKöpek yıldızı; Sirius.
- tere satıcıdeyimManav.