500+ madde
- (birini) yere vurmakdeyimKötü bir duruma sokmak.
- (birini) yol etmekdeyimYolcu etmek; uğurlamak.
- (birini) yüze durdurmakdeyimO kişinin karşılık vermesine veya saygısızlık yapmasına yol açmak.
- (birini) yüze getirmekdeyimOna karşı kötü davranarak baş kaldırmasına sebep olmak.
- (birini) yüze peçe yapmakdeyimYapılacak görüşmeden, olumlu bir sonuç almak amacıyla görüşme yapılacak kişinin sevdiği birini yanında götürmek.
- (birini) zahmete sokmakdeyimO kimsenin sıkıntı çekmesine, güç durumda kalmasına neden olmak.
- (birini) zarara sokmakdeyimKötülük etmek; zarar vermek.
- (birini) zıvanadan çıkarmakdeyimTaşkınca davranışlarda bulunacak şekilde sinirlendirmek; çok öfkelendirmek.
- (birini) zincire vurmakdeyimBir kimseyi prangaya vurmak.
- (birini) ziyan etmekdeyimVermiş olduğu bir kararla onun başarısızlığına, mutsuzluğuna, hastalığına vb. neden olmak; zarar vermek.
- (birini, bir eseri) aday göstermekdeyimAdaylığı uygun görerek önermek.
- (birini, bir şeye) mecbur etmekdeyimO kimseyi, o şeyi yapmak zorunda bırakmak; yapması için sıkıştırmak; zorlamak; yükümlü tutmak.
- (birini, bir şeyi) kontrol etmekdeyimDenetlemek.
- (birini, bir şeyi) sotada bırakmakdeyimEn uygun biçimde bırakmak.
- (birini, bir şeyi) tercih etmekdeyim(Onu) diğerlerine göre daha üstün, daha iye ve daha önemli saymak; yeğlemek; yeğ tutmak.
- (birini, işi) zora koşmakdeyimGüçlük çıkarmak.
- (birinin / bir şeyin) ruhuna işlemekdeyimBenliğinin bir parçası haline gelmek; benliğinde yer etmek; benliğine yer etmek, kökleşmek.
- (birinin adını) ağzına abdestle almakdeyimBirinden saygı ile bahsetmek.
- (birinin başına) Nuh tufanı yağdırmakdeyimHer türlü kötülüğü yapmak.
- (birinin başında) kışlamakdeyimİstenmediği yerde, bir kimsenin başında uzun süre kalmak.
- (birinin bıraktığı yerde) otlamakdeyimHiçbir ilerleme ve gelişme kaydetmemek.
- (birinin gözüne) mil çekmekdeyimMil çekme cezasını uygulamak.
- (birinin içine) felfelek sokmakdeyimKuşkuya düşürmek; şüphelendirmek; işkillendirmek.
- (birinin önünde) şapkasını çıkarmakdeyimOnun üstünlüğünü kabul etmek.
- (birinin veya bir şeyin) muzipliğine uğramakdeyimŞakaya hedef olmak; kendisine şaka yapılmak.
- (birinin veya bir şeyin) şanından olmakdeyimOna yakışan ve onun için gerekli olan şeylerden olmak; kendisinden beklenen davranışlardan olmak.
- (birinin veya bir şeyin) yüzü suyu hürmetinedeyimBirinin veya bir şeyin hatırına veya varlığına değer verildiği için.
- (birinin veya bir şeyin) yüzü suyunadeyimBirinin veya bir şeyin hatırına veya varlığına değer verildiği için.
- (birinin veya birilerinin) maskarası olmakdeyimO kişinin veya kişilerin eğlencesi olmak; kendisi ile alay edilmek.
- (birinin yanında) perende atamamakdeyimO kimse ile bir konuda yarışamamak.
- (birinin yaşadığı durum, birinin başına gelen) pişmiş tavuğun başına gelmemekdeyimÇok ağır sıkıntılara düşmek; belalara uğramak; büyük zarara uğramak; kötülük görmek.
- (birinin) afyonunu patlatmakdeyimKendi hâlinde sakin birini rahatsız edip öfkelendirmek.
- (birinin) ağzına bakmakdeyimKarşısındakinin söyleyeceği sözü merakla beklemek.
- (birinin) ağzındandeyimDuyduğu kimsenin ifadesine göre konuşmak.
- (birinin) ağzını bağlatmakdeyimBüyületmek.
- (birinin) ağzını kullanmakdeyimBaşkasına ait fikirleri kendisininmiş gibi söylemek.
- (birinin) ağzıyla konuşmakdeyimBaşkasının söylediği sözleri tekrarlamak veya onun fikrini kendi fikriymiş gibi konuşmak.
- (birinin) avukatlığını yapmakdeyimBir davada birinin savunmasını üstlenmek; müdafaa etmek.
- (birinin) ayağını kesmekdeyimO kişiyi, bir yere uğramaz hâle getirmek; gelmesine engel olmak.
- (birinin) başına bela olmakdeyimBirine sıkıntı verecek şekilde davranmak.
- (birinin) başına bela sarmakdeyimBirine sıkıntı verecek bir durum sergilemek.
- (birinin) başını örtmekdeyim(Bir kadını) kendisine eş olarak kabul etmek.
- (birinin) belinden gelmekdeyimO kişinin sulbünden gelmek, evladı olmak, dölü olmak, çocuğu olma.
- (birinin) belinden inmekdeyimO erkeğin dölü olmak.
- (birinin) biletini kesmekdeyim(Birisini) öldürmek.
- (birinin) bokunu yemekdeyimAşırı derecede o kişinin tarafını tutmak.
- (birinin) borusunu çalmakdeyimÇıkar sebebiyle bir kimsenin şahsını, fikirlerini övmek; söylediklerini aktarmak.
- (birinin) canına kastetmekdeyimBirini öldürmeye niyetlenmek veya kalkışmak.
- (birinin) canına kıymakdeyimO kişiyi öldürmek.
- (birinin) dalına basmakdeyimBir kimseyi kızdırmak amacıyla hoşlanmadığı şeyleri yapmak.