1. (birinci, ikinci) planda tutmakdeyimBir işe veya kimseye belirtilen sırada önem ve değer vermek.
  2. (birinde birinin) havası olmakdeyimO kişiye benzemek; onu hatırlatmak.
  3. (birinde) şafak atmakdeyimBirden güç bir durumla karşılaşmış olduğunun ayrımına vararak kaygılanmak.
  4. (birinde) surat mahkeme duvarı (gibi)deyimAsık suratlı; kimseye gülmeyen; somurtkan
  5. (birinden) fenalık gelmekdeyimO kişi tarafından kötülük yapılmak.
  6. (birinden) nasip almakdeyimBektaşilikte ikrar vererek tarikata girmek.
  7. (birinden) Tanrı razı olsun!deyimHoşnutluk belirtmek için söylenir.
  8. (birinden) tarafa çıkmakdeyimO kimsenin görüş ve düşüncesini benimsemek.
  9. (birinden) tarafa olmakdeyimO kimsenin görüş ve düşüncesini benimsemek.
  10. (birinden) yana çıkmakdeyimO kimsenin yanlısı olmak; onu tutmak; desteklemek.
  11. (birinden) yana olmakdeyimO kimsenin yanlısı olmak; onu tutmak; desteklemek.
  12. (birinden, bir şeyden) memnun olmakdeyimBeğenmek; beklediğini elde etmekten dolayı sevinmek.
  13. (birinden, bir şeyden) yanadeyimİçin.
  14. (birinden, bir şeyden) zarar gelmekdeyimKötülük gelmek.
  15. (birine karşı) yüzü kalmamakdeyimO kimseden, daha önce bir çok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak.
  16. (birine karşı) zebun olmakdeyimBir kimseye aşırı düşkünlüğü olmak; onu çok sevmek.
  17. (birine veya bir şeye) düşkün olmakdeyimÇok değer vermek, önem vermek.
  18. (birine) (bir şey) damgasını vurmakdeyimBiri hakkında o nitelikte kötü yargıya varmak.
  19. (birine) (bir şey) malum olmakdeyimİçine doğmak; sezgi yoluyla bilmek.
  20. (birine) ağzını açtırmakdeyimGizlediği şeyleri söyletmek.
  21. (birine) dersini vermekdeyimO kişiye karşı bir konuda üstünlük kazandığını böbürlenerek söylemek.
  22. (birine) dert yanmakdeyimO kimseye sıkıntılarını aktarmak; içini dökmek; yakınmak.
  23. (birine) el bulmakdeyimYenmek; üstün gelmek; galip olmak.
  24. (birine) fark atmakdeyimYarışmada rakiplerden birini bir hayli geçmek; sayı ve zaman bakımından çok ileri gitmek.
  25. (birine) güven olmakdeyimO kimseye kaşı güven duyulmak; itimat edilir olmak
  26. (birine) iş etmekdeyimO kimseyi beklemediği bir durumla karşı karşıya getirerek zarara sokmak; oyun oynamak.
  27. (birine) işi düşmekdeyimBir kimsenin yardımına ihtiyaç duymak; yardım ve aracılık için baş vurmak.
  28. (birine) iyi gözle bakmamakdeyimİyi biri olduğunu sanmamak,
  29. (birine) konukluk etmekdeyimMisafir olmak,
  30. (birine) kul köle olmakdeyimBirine karşı, bütün isteklerini yerine getirecek biçimde büyük bir içtenlikle bağlılık duymak.
  31. (birine) kul kurban olmakdeyimBirine karşı, bütün isteklerini yerine getirecek biçimde tam bir doğruluk, özveri ve büyük bir içtenlikle bağlılık duymak.
  32. (birine) kul olmakdeyimBir kimseye veya bir şeye aşırı derecede bağlanmak; boyun eğmek.
  33. (birine) lānet okumakdeyimBirinin Allah’ın bağış ve merhametinden uzak kalmasını dilemek.
  34. (birine) meyil bağlamakdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
  35. (birine) meyil vermekdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
  36. (birine) pervane olmakdeyimO kimseye büyük bir sevgi ile bağlanarak yanından hiç ayrılmamak; büyük ilgi göstermek.
  37. (birine) posta atmakdeyimO kimseyi tehdit etmek; korkutmak.
  38. (birine) posta koymakdeyimKaba davranışlarla kişiyi korkutmak; tehdit etmek; gözdağı vermek.
  39. (birine) rahmet okutmakdeyimÖncekinden daha kötü çıkmak; öncekini aratmak.
  40. (birine) rakip çıkmakdeyimRakip olarak bir kişinin karşısında yer almak; rakip olarak ortaya çıkmak.
  41. (birine) şefaat etmekdeyimBir kimsenin suçunun ya da günahlarının bağışlanması için yardımcı olmak, aracılık etmek.
  42. (Birine) selam söylemekdeyimSelam göndermek.
  43. (birine) silah çekmekdeyimSilahını kullanmak üzere harekete geçmek; silah kullanmağa hazırlanmak; silahı ateşlemek üzere davranmak
  44. (birine) soğuk durmakdeyimO kişiye karşı ilgisiz davranmak; ilgi ve yakınlık duymamak.
  45. (birine) söz düşmekdeyimBir konuda düşüncesini açıklamaya fırsat bulmak
  46. (birine) söz geçirmekdeyimO kişiye istediğini, söylediğini, dediğini yaptırmak.
  47. (birine) söz getirmekdeyimO kişinin eleştirilmesine ya da kınanmasına yol açacak bir davranışta bulunmak; eleştirilmesine yol açmak.
  48. (birine) vergi olmakdeyimYapabilme gücüne sahip bulunmak.
  49. (birine) verip veriştirmekdeyimAğzına geleni söylemek; azarlamak.
  50. (birine) yağcılık etmekdeyimGereksiz yere övmek; dalkavukluk etmek; yağ çekmek.