500+ madde
- (birinci, ikinci) planda tutmakdeyimBir işe veya kimseye belirtilen sırada önem ve değer vermek.
- (birinde birinin) havası olmakdeyimO kişiye benzemek; onu hatırlatmak.
- (birinde) şafak atmakdeyimBirden güç bir durumla karşılaşmış olduğunun ayrımına vararak kaygılanmak.
- (birinde) surat mahkeme duvarı (gibi)deyimAsık suratlı; kimseye gülmeyen; somurtkan
- (birinden) fenalık gelmekdeyimO kişi tarafından kötülük yapılmak.
- (birinden) nasip almakdeyimBektaşilikte ikrar vererek tarikata girmek.
- (birinden) Tanrı razı olsun!deyimHoşnutluk belirtmek için söylenir.
- (birinden) tarafa çıkmakdeyimO kimsenin görüş ve düşüncesini benimsemek.
- (birinden) tarafa olmakdeyimO kimsenin görüş ve düşüncesini benimsemek.
- (birinden) yana çıkmakdeyimO kimsenin yanlısı olmak; onu tutmak; desteklemek.
- (birinden) yana olmakdeyimO kimsenin yanlısı olmak; onu tutmak; desteklemek.
- (birinden, bir şeyden) memnun olmakdeyimBeğenmek; beklediğini elde etmekten dolayı sevinmek.
- (birinden, bir şeyden) yanadeyimİçin.
- (birinden, bir şeyden) zarar gelmekdeyimKötülük gelmek.
- (birine karşı) yüzü kalmamakdeyimO kimseden, daha önce bir çok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak.
- (birine karşı) zebun olmakdeyimBir kimseye aşırı düşkünlüğü olmak; onu çok sevmek.
- (birine veya bir şeye) düşkün olmakdeyimÇok değer vermek, önem vermek.
- (birine) (bir şey) damgasını vurmakdeyimBiri hakkında o nitelikte kötü yargıya varmak.
- (birine) (bir şey) malum olmakdeyimİçine doğmak; sezgi yoluyla bilmek.
- (birine) ağzını açtırmakdeyimGizlediği şeyleri söyletmek.
- (birine) dersini vermekdeyimO kişiye karşı bir konuda üstünlük kazandığını böbürlenerek söylemek.
- (birine) dert yanmakdeyimO kimseye sıkıntılarını aktarmak; içini dökmek; yakınmak.
- (birine) el bulmakdeyimYenmek; üstün gelmek; galip olmak.
- (birine) fark atmakdeyimYarışmada rakiplerden birini bir hayli geçmek; sayı ve zaman bakımından çok ileri gitmek.
- (birine) güven olmakdeyimO kimseye kaşı güven duyulmak; itimat edilir olmak
- (birine) iş etmekdeyimO kimseyi beklemediği bir durumla karşı karşıya getirerek zarara sokmak; oyun oynamak.
- (birine) işi düşmekdeyimBir kimsenin yardımına ihtiyaç duymak; yardım ve aracılık için baş vurmak.
- (birine) iyi gözle bakmamakdeyimİyi biri olduğunu sanmamak,
- (birine) konukluk etmekdeyimMisafir olmak,
- (birine) kul köle olmakdeyimBirine karşı, bütün isteklerini yerine getirecek biçimde büyük bir içtenlikle bağlılık duymak.
- (birine) kul kurban olmakdeyimBirine karşı, bütün isteklerini yerine getirecek biçimde tam bir doğruluk, özveri ve büyük bir içtenlikle bağlılık duymak.
- (birine) kul olmakdeyimBir kimseye veya bir şeye aşırı derecede bağlanmak; boyun eğmek.
- (birine) lānet okumakdeyimBirinin Allah’ın bağış ve merhametinden uzak kalmasını dilemek.
- (birine) meyil bağlamakdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
- (birine) meyil vermekdeyimSevmek; gönül bağlamak; tutulmak.
- (birine) pervane olmakdeyimO kimseye büyük bir sevgi ile bağlanarak yanından hiç ayrılmamak; büyük ilgi göstermek.
- (birine) posta atmakdeyimO kimseyi tehdit etmek; korkutmak.
- (birine) posta koymakdeyimKaba davranışlarla kişiyi korkutmak; tehdit etmek; gözdağı vermek.
- (birine) rahmet okutmakdeyimÖncekinden daha kötü çıkmak; öncekini aratmak.
- (birine) rakip çıkmakdeyimRakip olarak bir kişinin karşısında yer almak; rakip olarak ortaya çıkmak.
- (birine) şefaat etmekdeyimBir kimsenin suçunun ya da günahlarının bağışlanması için yardımcı olmak, aracılık etmek.
- (Birine) selam söylemekdeyimSelam göndermek.
- (birine) silah çekmekdeyimSilahını kullanmak üzere harekete geçmek; silah kullanmağa hazırlanmak; silahı ateşlemek üzere davranmak
- (birine) soğuk durmakdeyimO kişiye karşı ilgisiz davranmak; ilgi ve yakınlık duymamak.
- (birine) söz düşmekdeyimBir konuda düşüncesini açıklamaya fırsat bulmak
- (birine) söz geçirmekdeyimO kişiye istediğini, söylediğini, dediğini yaptırmak.
- (birine) söz getirmekdeyimO kişinin eleştirilmesine ya da kınanmasına yol açacak bir davranışta bulunmak; eleştirilmesine yol açmak.
- (birine) vergi olmakdeyimYapabilme gücüne sahip bulunmak.
- (birine) verip veriştirmekdeyimAğzına geleni söylemek; azarlamak.
- (birine) yağcılık etmekdeyimGereksiz yere övmek; dalkavukluk etmek; yağ çekmek.