500+ madde
- (bir yeri) mesken tutmakdeyimOraya yerleşmek; yerleşip kalmak; oturmak.
- (bir yeri) örümcek sarmakdeyimBakımsızlıktan örümcek ağları ile dolmak.
- (bir yeri) viraneye çevirmekdeyimYıkık dökük duruma getirmek; harap etmek.
- (bir yeri) yol etmekdeyimBir işin sonucunu alabilmek için oraya sık sık ve sürekli olarak gitmek.
- (bir yeri) yurt dutmak (tutmak)deyimOraya yerleşip kalmak.
- (bir yerin ya da şeyin) yolunu tutmakdeyimBulunduğu yerden ayrılarak oraya doğru gitmeye başlamak.
- (bir yerin) suyu mu çıktı?deyim“Kalmamaya sebep olan beğenilmeyecek neyi var? Ne kusuru var?” anlamında kullanılır.
- (bir yerin) yabancısı olmakdeyimOrayı tanımamak; bilmemek; daha önce hiç görmemiş olmak.
- (bir yerinden) şikâyeti olmakdeyimBir organı ile ilgili olarak kendisine ağrı ve sızı veren rahatsızlığı bulunmak.
- (bir yerinden) zoru olmakdeyimKendisini zorlayan bir durumu, bir sıkıntısı olmak; bir sorunu bulunmak.
- (bir) avuçdeyimÇok az miktarda. Bir avuç kahraman, koskoca düşman ordusunu perişan etti.
- (bir) ayak evveldeyimBir an önce; ilk sırada; ilk önce; tezden.
- (bir) baltaya sap olmakdeyimBir iş ve meslek sahibi olmak, çalışmak.
- (bir) çart algudeyimBir parça alacak.
- (bir) dalda durmamakdeyimÇok hareketli ve uçarı olmak.
- (bir) dalga dönmekdeyimNiteliği bilinmeyen, karanlık bir ilişki sürüyor olmak.
- (bir) düşüncedir almakdeyimKaygı duyulan bir konuda çözüm yolu bulmaya çalışmak.
- (bir) formül bulmakdeyimÇözümleyecek çıkar yol bulmak.
- (bir) garip olmakdeyimKendini alışkın olmadığı bir durum ve ortamda hissetmek; kendini yalnız ve güçsüz hissetmek.
- (bir) iğne (bir) iplik kalmakdeyimÇok zayıflamak.
- (bir) iz üstünde olmakdeyimBirtakım ipuçlarını değerlendirerek sonuca yaklaşmış olmak.
- (bir) kenara koymakdeyimDaha sonra gerekli olacağı düşüncesiyle saklamak.
- (bir) kenara para koymakdeyimİleride daha çok ihtiyaç duyulur düşüncesiyle para biriktirmek; tasarruf etmek.
- (bir) kerecikdeyimYalnız (bir) defa.
- (bir) kıyıdadeyimDikkati çekmeyecek, göze çarpmayacak bir yerde; gözden uzak bir yerde.
- (bir) kıyıya atılmakdeyimÖnemini ve değerini kaybederek unutulmak.
- (bir) nebzedeyimBir parça; biraz; birazcık.
- (bir) oturuştadeyimBir şeyin bir defada çok fazla yapıldığını belirtir.
- (bir) papel etmemekdeyimİşe yaramamak.
- (bir) rastlantı eseri olarakdeyimTamamen istek ve irade dışında olarak; olağanüstü durumların bir araya gelmesiyle.
- (bir) şans daha tanımakdeyimBir kimsenin bir işi yapması, başarması için bir kez daha aynı uygulamaya izin vermek; bir fırsat daha vermek.
- (bir) şekle girmekdeyimBelirtilen biçimi almak
- (bir) şeydeyimHerhangi bir eşya, madde, olay, durum, iş, söz vb.
- (bir) şey değil!deyim“Teşekkür ederim!”e karşılık olarak söylenen nezaket sözü; değmez.
- (bir) şeye yaramamakdeyimYararsız olmak; bir işe yaramamak.
- (bir) şeylerdeyimTuhaf; anlaşılmaz.
- (bir) sıkımlık canı olmakdeyimZayıf ve çelimsiz olmak.
- (bir) soluktadeyimÇok çabuk olarak; dinlenmeye hiç zaman ayırmadan.
- (bir) taraftan... (diğer) taraftan...deyimBirbirine denk iki görüş, paralellik ya da iki ayrı yön belirtir; .. bir yandan... diğer yandan...
- (bir) tuhaflığı olmakdeyimKendini iyi hissetmemek.
- (bir) yaraya merhem olmakdeyimBir ihtiyacı karşılamak; işe yaramak; bir sıkıntıyı gidermek.
- (bir) yığındeyimBirçok.
- (bir) yıllık bitkideyimTohumdan filizlendiği yıl içinde çiçek açıp tohum veren bitki.
- (bir) yol dutturmak (tutturmak)deyimKendince bir yöntem uygulamak.
- (birbirine) girişmekdeyimBirbiri içine girip karışmak.
- (biri ile) geçmişi olmakdeyimAralarında geçmiş yıllarda arkadaşlık, dostluk bulunmak.
- (biri ile) hesabı kesmekdeyimO kişi ile alış veriş etmemek.
- (biri ile) ipi koparmakdeyimİlişkiyi kesmek; ayrılmak.
- (biri veya bir şey) rolüne çıkmakdeyimOyun gereği sahnede belli bir kişiliği canlandırmak.
- (birilerine) varıncaya kadardeyimHiç olmaması gereken kişiler de içinde olarak.