1. (bir şeyin veya kimsenin) propagandasını yapmakdeyimOnu geniş kitlelere tanıtmak, yaymak, duyurmak; benimsetmeye çalışmak.
  2. (bir şeyin) adamı olmakdeyimBir işin ustası olmak.
  3. (bir şeyin) bayraktarlığını yapmakdeyimBir görüşün, akımın veya örgütün lideri olmak.
  4. (bir şeyin) cahili olmakdeyimO konuda bilgisi bulunmamak.
  5. (bir şeyin) elenikasını bilmekdeyimO şeyin en iyisini bilmek; o şeyi çok iyi bilmek.
  6. (bir şeyin) faturasını ödemekdeyimYaptığı bir işin yükünü kendisi çekmek.
  7. (bir şeyin) gözünü çıkarmakdeyimBeceriksiz davranmak, bozmak; o şeyi zarara uğratmak.
  8. (bir şeyin) iyesi olmakdeyimBir şeyi elinde bulundurmak; yasaya uygun biçimde dilediği gibi kullanabilmek; sahip olmak.
  9. (bir şeyin) kavgasını vermekdeyimBir davayı savunmak için mücadele etmek.
  10. (bir şeyin) kefcisi olmakdeyimO şeye fena tutulmak; alışmak; tiryakisi olmak.
  11. (bir şeyin) kıtlığına kıran girmekdeyimHiç bulunmaz olmak; piyasadan çekilmek; köküne kıran girmek.
  12. (bir şeyin) orucunda olmakdeyimHaz verici o şeyi yemez, içmez veya yapmaz olmak.
  13. (bir şeyin) peşinde (olmak)deyimSürekli ister, izler durumda olmak.
  14. (bir şeyin) peşinden koşmakdeyimO şeyi elde etmek için uğraş vermek.
  15. (bir şeyin) rağmınadeyimBir şeye karşıt olsun diye; inat olsun diye; inadına; inat olarak.
  16. (bir şeyin) resmidirdeyim“....ın olacağı kesinlikle bellidir” anlamında kullanılır.
  17. (bir şeyin) sevdasına düşmekdeyimBir şeyi gerçekleştirmek için aşırı istek duymak; amacına ulaşmak için çabalamak.
  18. (bir şeyin) sınırını aşmakdeyimkabul edilebilir ölçülerin ötesine geçmek; taşmak.
  19. (bir şeyin) sonunu getirmekdeyimBaşarı ile bitirmek; sona erdirmek; başarmak.
  20. (bir şeyin) sözünü etmekdeyimO şey hakkında konuşmak; birinden veya bir şeyden söz etmek; onunla ilgili bazı şeyler söylemek; onun üstüne konuşmak; ondan bahsetmek; lakırdısını…
  21. (bir şeyin) tiryakisi olmakdeyimVazgeçemeyecek ölçüde bağımlı olmak; bağımlılık kazanmak.
  22. (bir şeyin) tozunu almakdeyimSilme, silkme vb. yollarla tozunu gidermek; tozdan temizlemek.
  23. (bir şeyin) turşusunu kur!deyimHarcanması, elden çıkarılması gereken bir şeyi kıyamayanlara söylenen alaylı ayıplama sözü.
  24. (bir şeyin) üzerinde durmakdeyimO işle sürekli olarak ilgilenmek; önem vermek; yakından izlemek.
  25. (bir şeyin) yabancısı olmakdeyimO şeyi daha önce hiç görmemiş, kullanmamış olmak; kullanımla ilgili deneyimi bulunmamak.
  26. (bir şeyin) yerine geçmekdeyimBulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek; işlevini üstlenmek.
  27. (bir şeyin) yerini almakdeyimBulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek; işlevini üstlenmek.
  28. (bir şeyin) yerini tutmakdeyim(Bulunmayan bir nesne için) onun işlevini yerine getirmek; onu aratmamak.
  29. (bir şeyin) yüzü açılmakdeyimÜstündeki kir pas arınarak güzelliği, parlaklığı ortaya çıkmak.
  30. (bir şeyin) yüzüne hasret kalmakdeyimO şeyden yoksun kalmak; o şeyi bulamamak.
  31. (bir şeyin) zahmetine katlanmakdeyimOnun vereceği sıkıntılara, güçlüklere ve masrafa razı olmak, kabullenmek.
  32. (bir şeyin) zevkini çıkarmakdeyimO şeyin güzelliğinden, tadından olabildiği kadar çok yararlanmak; çok zevk sağlamak.
  33. (bir şeyin, işin) ustası olmakdeyimO işi çok iyi yapmak; çok iyi bilmek.
  34. (bir şeyin, kimsenin) tasasını çekmekdeyimOnlar için üzülmek.
  35. (bir şeyle) oturup kalkmakdeyimDavranışlarını ona göre ayarlamak; ona göre hareket etmek.
  36. (bir takım) işler becermekdeyimGizli olarak birtakım uygunsuz, yasa ve ahlak dışı işler yapmak.
  37. (bir tutarı) zimmetine mahsuben geçirmekdeyimMuhasebe kayıtlarında bu tutarın ödendiğini göstermek.
  38. (bir ya da bir şey için) zahmete girmekdeyimBiri için yorgunluğa katlanmak.
  39. (bir yer) gözüne zindan olmakdeyimOrada çok acı ve sıkıntı çekmek.
  40. (bir yer) kazan (biri) kepçe olmakdeyimO kimse tarafından belirtilen yer tamamen araştırılmak.
  41. (bir yer, bir olaya) sahne olmakdeyimOrada bir olay geçmek; olay orada gerçekleşmek.
  42. (bir yerde) kazan kaynamakdeyimOrada karışıklık olmak.
  43. (bir yerde) Ne arıyor?deyim“Orada ne işi var, oraya niçin gitmiş?” anlamlarında kullanılır.
  44. (bir yerde, bir şeyde, birinde) Ne arar?deyimYoktur; bulunmaz.
  45. (bir yerde, bir şeyde, birinde) Ne gezer?deyimYoktur; bulunmaz; ne arar.
  46. (bir yerden) ayağını kesmekdeyimOraya uğramaz olmak.
  47. (bir yere) kendini atmakdeyimZaman geçirmeden oraya gitmek.
  48. (bir yere) posta yapmakdeyimOraya gidip gelmek; sefer yapmak.
  49. (bir yere) postu sermekdeyimGeçici olarak uğranılan bir yerde gereğinden fazla ve saygısızlık ederek kalmak.
  50. (bir yeri) komşu kapısına çevirmekdeyimYakın olmadığı hâlde oraya sık sık gidip gelmek.