491 madde
- göz bağıdeyimEl çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi.
- göz bebeğideyimIşığın azlık veya çokluğuna göre daralıp genişleyen, göz irisindeki yuvarlak delik.
- göz kamaştırmakdeyim(Kuvvetli ve parlak ışık için) kısa bir an görüşü bulandırmak.
- gözü alışmakdeyimIşık vb. nedenlerle önceden iyi göremezken iyi görmeye başlamak.
- gözü kararmakdeyimBaş dönmesi sonucu hafif baygınlık geçirmek.
- granit gibideyimGüçlü; dayanıklı; sert.
- güdük tavukdeyimTüyü veya kuyruğu olmayan tavuk.
- gün doğmakdeyim(Güneş için) dünyayı aydınlatmaya başlamak; güneş ışıklarının görünmesi; sabah olmak.
- gürleyip gitmekdeyimBeklenmedik bir zamanda ölmek; yok olmak.
- haddeden çekmekdeyimBirinin hâlini dikkatle incelemek; en küçük ayrıntısına kadar incelemek, araştırmak.
- hāk-i tārikdeyimKaranlık toprak.
- hapishane kaçkınıdeyimSuçlu bulunduğu hâlde henüz tutuklanmamış kişi.
- harman sonudeyimHarman mevsiminin sonu.
- hart çalmakdeyim(Köpek için) havlamak.
- hartalaş köpeğideyimSaldırgan köpek; azgın köpek.
- haşerāt-ı lā yüflihūndeyimİnsanı rahatsız eden küçük çocuk topluluğu.
- hātıb-ı leyldeyimGece odun toplayan.
- helak etmekdeyimÖldürmek; ortadan kaldırmak; yok etmek.
- her derde devadeyimBirçok işe yarayan.
- hesap tutmakdeyimAlış veriş veya diğer türlü para hesaplarını bir yere yazmak.
- hesapsız kitapsızdeyimBir yere kaydı yapılmamış, deftere yazılmamış olarak.
- heykel gibideyimSoğuk, duygusuz ve hareketsiz.
- hocalık etmekdeyimÖğretmenlik yapmak.
- hoplaya hoplayadeyimArt arda hoplamak suretiyle; hoplayarak.
- hora tepmekdeyimHora oynamak.
- horada başı çekmekdeyimHora oyununda yönetici olmak.
- hūn-i beddeyimŞarap.
- hūn-i dildeyimKeder; kaygı.
- huşk- dehāndeyimAğzı kuru.
- ılkıdan tutmadeyim(İnsan veya hayvan için) yabani.
- ıslah etmekdeyimİyi bir duruma getirmek; iyileştirmek; düzeltmek.
- icabına bakmakdeyimGereğini yapmak; gerekeni yerine getirmek.
- icat etmekdeyimİlk olarak yeni bir şey yaratmak.
- içine çekmekdeyimSoluk almak veya solukla beraber ciğerlerine götürmek.
- içini bayıltmakdeyim(Tatlı için) ağır geldiği için daha çok yiyememek; midesine ağır gelmek.
- ifade etmekdeyimAnlatmak.
- iğfal etmekdeyimBir kadını kandırarak normal hâlde iken yapmayacağı yasak ilişkiye sokmak; kandırmak; baştan çıkarmak; aldatmak.
- ihata etmekdeyimBir şeyin etrafını çevirmek, kuşatmak.
- iki büklümdeyimBeli aşırı derecede bükülmüş durumda.
- iki dillideyimGünlük hayatında iki dil kullanan.
- illet etmekdeyimSakatlamak.
- illet olmakdeyimÇok sinirlenmek; kızmak.
- iman etmekdeyimAllah’a inanmak; dinî inanç sahibi olmak.
- imlaya gelmemekdeyim(Bir şey, durum veya söz için) düzeltilemeyecek kadar bozuk, düzensiz ve karışık olmak.
- imlaya getirmekdeyim(Yanlış bir şey, bozuk bir durum veya söz için) düzeltmek; yola getirmek.
- imtihana çekmekdeyimBilgisini ölçmek.
- imzasını atmakdeyimBir dönem için etkisi olmak; kendisinden sonra gelenlere örneklik ve önderlik etmek; olay ve devirlerin meydana gelmesinde birinci derecede sorumlu…
- infisah etmekdeyimYürürlükten kalkmak; bozulmak.
- insan eti yemekdeyimBirinin arkasından konuşmak; çekiştirmek; dedikodu yapmak.
- insanlıktan çıkmakdeyimİnsana yakışır davranışları yitirmek.