1. göz bağıdeyimEl çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi.
  2. göz bebeğideyimIşığın azlık veya çokluğuna göre daralıp genişleyen, göz irisindeki yuvarlak delik.
  3. göz kamaştırmakdeyim(Kuvvetli ve parlak ışık için) kısa bir an görüşü bulandırmak.
  4. gözü alışmakdeyimIşık vb. nedenlerle önceden iyi göremezken iyi görmeye başlamak.
  5. gözü kararmakdeyimBaş dönmesi sonucu hafif baygınlık geçirmek.
  6. granit gibideyimGüçlü; dayanıklı; sert.
  7. güdük tavukdeyimTüyü veya kuyruğu olmayan tavuk.
  8. gün doğmakdeyim(Güneş için) dünyayı aydınlatmaya başlamak; güneş ışıklarının görünmesi; sabah olmak.
  9. gürleyip gitmekdeyimBeklenmedik bir zamanda ölmek; yok olmak.
  10. haddeden çekmekdeyimBirinin hâlini dikkatle incelemek; en küçük ayrıntısına kadar incelemek, araştırmak.
  11. hāk-i tārikdeyimKaranlık toprak.
  12. hapishane kaçkınıdeyimSuçlu bulunduğu hâlde henüz tutuklanmamış kişi.
  13. harman sonudeyimHarman mevsiminin sonu.
  14. hart çalmakdeyim(Köpek için) havlamak.
  15. hartalaş köpeğideyimSaldırgan köpek; azgın köpek.
  16. haşerāt-ı lā yüflihūndeyimİnsanı rahatsız eden küçük çocuk topluluğu.
  17. hātıb-ı leyldeyimGece odun toplayan.
  18. helak etmekdeyimÖldürmek; ortadan kaldırmak; yok etmek.
  19. her derde devadeyimBirçok işe yarayan.
  20. hesap tutmakdeyimAlış veriş veya diğer türlü para hesaplarını bir yere yazmak.
  21. hesapsız kitapsızdeyimBir yere kaydı yapılmamış, deftere yazılmamış olarak.
  22. heykel gibideyimSoğuk, duygusuz ve hareketsiz.
  23. hocalık etmekdeyimÖğretmenlik yapmak.
  24. hoplaya hoplayadeyimArt arda hoplamak suretiyle; hoplayarak.
  25. hora tepmekdeyimHora oynamak.
  26. horada başı çekmekdeyimHora oyununda yönetici olmak.
  27. hūn-i beddeyimŞarap.
  28. hūn-i dildeyimKeder; kaygı.
  29. huşk- dehāndeyimAğzı kuru.
  30. ılkıdan tutmadeyim(İnsan veya hayvan için) yabani.
  31. ıslah etmekdeyimİyi bir duruma getirmek; iyileştirmek; düzeltmek.
  32. icabına bakmakdeyimGereğini yapmak; gerekeni yerine getirmek.
  33. icat etmekdeyimİlk olarak yeni bir şey yaratmak.
  34. içine çekmekdeyimSoluk almak veya solukla beraber ciğerlerine götürmek.
  35. içini bayıltmakdeyim(Tatlı için) ağır geldiği için daha çok yiyememek; midesine ağır gelmek.
  36. ifade etmekdeyimAnlatmak.
  37. iğfal etmekdeyimBir kadını kandırarak normal hâlde iken yapmayacağı yasak ilişkiye sokmak; kandırmak; baştan çıkarmak; aldatmak.
  38. ihata etmekdeyimBir şeyin etrafını çevirmek, kuşatmak.
  39. iki büklümdeyimBeli aşırı derecede bükülmüş durumda.
  40. iki dillideyimGünlük hayatında iki dil kullanan.
  41. illet etmekdeyimSakatlamak.
  42. illet olmakdeyimÇok sinirlenmek; kızmak.
  43. iman etmekdeyimAllah’a inanmak; dinî inanç sahibi olmak.
  44. imlaya gelmemekdeyim(Bir şey, durum veya söz için) düzeltilemeyecek kadar bozuk, düzensiz ve karışık olmak.
  45. imlaya getirmekdeyim(Yanlış bir şey, bozuk bir durum veya söz için) düzeltmek; yola getirmek.
  46. imtihana çekmekdeyimBilgisini ölçmek.
  47. imzasını atmakdeyimBir dönem için etkisi olmak; kendisinden sonra gelenlere örneklik ve önderlik etmek; olay ve devirlerin meydana gelmesinde birinci derecede sorumlu…
  48. infisah etmekdeyimYürürlükten kalkmak; bozulmak.
  49. insan eti yemekdeyimBirinin arkasından konuşmak; çekiştirmek; dedikodu yapmak.
  50. insanlıktan çıkmakdeyimİnsana yakışır davranışları yitirmek.