500+ madde
- (bir şeye) kendi damgasını vurmakdeyimKendisine ait olduğunu belirleyecek bir üslûp meydana getirmek.
- (bir şeye) kendini vermekdeyimBaşka şeylerle ilgisini kesip yalnız o şeyle ilgilenmek; aşırı derecede bağlanmak; bütün varlığı ile bağlanmak.
- (bir şeye) meydan vermekdeyimO şeyin olması için imkân ve fırsat tanımak; imkân yaratmak; zaman tanımak.
- (bir şeye) meyil vermekdeyimEğiklik sağlamak; akıntı vermek.
- (bir şeye) müstenit olmakdeyimBir şeye dayanmak; yaslanmak.
- (bir şeye) pabuç bırakmamakdeyimBir baskı karşısında yapmak istediği şeyden vazgeçmemek.
- (bir şeye) renk gelmekdeyimRenklenmek; canlanmak.
- (bir şeye) sırt çevirmekdeyimKabul etmemek; almak veya yapmak istememek; değersiz ve geçersiz sayarak uymamak; bağlı kalmamak.
- (bir şeye) tövbeli olmakdeyimZarar gördüğü bir şeyi bir daha yapmamaya karar vermiş olmak.
- (bir şeye) yol açmakdeyimİstenmeyen bir olayın sebebi olmak.
- (bir şeye) yüz tutmakdeyimYönelmek; teveccüh etmek; rağbet etmek; meyletmek.
- (bir şeye) yüzü olmamakdeyimO şeye dayanamamak.
- (bir şeye) zahib olmakdeyimKapılmak; uymak.
- (bir şeye) zehni saplanmakdeyimBir konu üstünde sürekli düşünmek; aklı takılmak; zihni saplanmak.
- (bir şeye) zihni saplanmakdeyimYanlış bir kanıya takılıp kalmak; düşüncesinin takıldığı şeyden kendisini kurtaramamak
- (bir şeye) zihni takılmakdeyimÇözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak; sürekli olarak çözmek istediği sorunu düşünmek.
- (bir şeye, bir yere) renk vermekdeyimNeşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak.
- (bir şeye, yere) varıncaya kadardeyimOlan her şeyi.
- (bir şeyi / birini) gözü görmez olmakdeyimArtık ona değer vermemek; değerini yitirmek.
- (bir şeyi / birini) gözü kesmekdeyimBir işi yapabileceğine dair umut beslemek; kendine güvenmek; kendini bir işe layık bulmak.
- (bir şeyi / birini) gözü kesmemekdeyimBir işi yapabileceğine dair umudu olmamak; kendine güvenememek.
- (bir şeyi veya yeri) (kendine) siper etmekdeyimKendini korumak amacıyla bir şeyi veya kimseyi kendine siper olarak seçmek.
- (bir şeyi) gözünden esirgemekdeyimÇok sevmek.
- (bir şeyi) hesaba almakdeyimBir iş yaparken veya bir girişimde bulunurken (o şeyi de) dikkate almak, ona göre değerlendirmek.
- (bir şeyi) huy almakdeyim(Çocuğun oynamak istediği fakat zarar vereceğinden korkulan bir nesne için) kaybolmak; bilinmez bir yaratık alıp götürmek.
- (bir şeyi) kaynak almakdeyimAraştırmayı ve sonuçlarını o şey üzerine kurmak; onu esas almak; ona dayandırmak.
- (bir şeyi) kir götürmekdeyimÇok kirli olmak; kirden dolayı yüzeyi görünmemek.
- (bir şeyi) rafa kaldırmakdeyimBir şeyi ihmal etmek, üstünde durmamak; unutmak; savsamak.
- (bir şeyi) rehin etmekdeyimRehin olarak vermek.
- (bir şeyi) rezil etmekdeyimİşe yaramaz duruma getirmek; bozmak; kirletmek.
- (bir şeyi) sokağa atmakdeyimGereksiz yere harcamak; israf etmek.
- (bir şeyi) sokakta bulmamakdeyimOna değer verdiğini göstermek; değerli ve önemli bulmak.
- (bir şeyi) söz etmekdeyimOnu beğenmemek; çekiştirmek; dedikodusunu yapmak.
- (bir şeyi) tatlı yerinde bırakmakdeyimGüzel ve yolunda giden bir işi kötü ve zevksiz duruma sokmadan sona erdirmek.
- (bir şeyi) tatlıya bağlamakdeyimÜzerinde anlaşılamayan bir konuyu, çatışmaya yol açmadan tarafların her ikisini de memnun edecek biçimde çözüme kavuşturmak.
- (bir şeyi) temin etmekdeyimOnu bulmak; tedarik etmek; sağlamak
- (bir şeyi) üstünde olmakdeyim(Kişi için) olumsuz yönünü yansıtır durumda olmak.
- (bir şeyi) üzerinde olmakdeyim(Kişi için) olumsuz yönünü yansıtır durumda olmak.
- (bir şeyi) yapmak varmışdeyimOlumsuz bir sonuçla karşılaşınca, yanlışlığın nerede yapıldığını anlayarak, başka bir davranışta bulunmanın gerektiğini vurgulamak için söylenir.
- (bir şeyi) zehinden geçirmekdeyimBir an için o şeyi düşünmek; zihninden geçirmek.
- (bir şeyi) zihnine yerleştirmekdeyimUnutulamayacak biçimde bellemek; aklında tutmak.
- (bir şeyi) ziyan etmekdeyimBoş yere harcamak; gereksiz olarak tüketmek.
- (bir şeyi) ziyan itmek (etmek)deyimBoşa harcamak)
- (bir şeyi, başka bir şeyin) yerine koymakdeyimYitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak.
- (bir şeyi, bir yeri) yangına vermekdeyimBile bile yakmak; tutuşturmak.
- (bir şeyi, birini) arkasına almakdeyimBir şeyi yüklenmek; sırtına almak.
- (bir şeyi, gün veya zaman için) iple çekmekdeyimSabırsızlıkla beklemek; dört gözle beklemek.
- (bir şeyi, işi) başa çıkarmakdeyimYapılmakta olan işi sonuna kadar götürmek, bitirmek.
- (bir şeyi, kendi) zimmetine geçirmekdeyimKendisine emanet edilmiş para ya da malı kendisine mal etmek; kendisi için kullanmak.
- (bir şeyin veya birinin) kurbanı olmakdeyimBirinin veya bir şeyin uğruna büyük ıstırap ve acı çekmek; büyük sıkıntıya girmek; zarara girmek; ölmek.