500+ madde
- (bir erkekle bir kadına) nikâh düşmekdeyimBir kadınla bir erkeğin evlenmeleri için dinî hükümler, örf ve yasa açısından bir sakınca bulunmamak.
- (bir hesabı, birinin) zimmetine geçirmekdeyimBir hesabı o kişiye borç olarak işlemek; borcunun üstüne eklemek.
- (bir işi) yoluna koymakdeyimGereken ve istenilen biçime getirmek; düzene sokmak.
- (bir işin) fennini almakdeyimO işte ustalık kazanmak; deneyim sahibi olmak.
- (bir işin) profesyoneli olmakdeyimO işin bütün inceliklerini, ayrıntılarını ve açıklarını kavramış olmak.
- (bir işin) sakalı bitmekdeyimSürüncemede kalmak; uzun sürmek.
- (bir işin) yolunu yapmakdeyimBir işi mümkün kılmak; yapılabilir kılmak; olumlu sonuca ulaştıracak hazırlıkları tamamlamak.
- (bir işin, harcamanın vb.nin) suyu nereden geliyor?deyim“Yapılan harcamanın parasal kaynağının yasal olmadığı yolunda şüphem var.” anlamında kullanılır.
- (bir işte) eli olmakdeyimKötü veya sakıncalı bir işe karışmış olmak; kanunsuz bir işin düzenleyici veya uygulayıcılarından biri durumunda olmak; parmağı olmak.
- (bir işte) parmağı olmakdeyimBir işe karışmak; karışmış olmak.
- (bir işte) saç sakal ağartmakdeyim(Bir işte) uzun süre çalışmış olmak; o işe çok emek vermiş olmak; işin gereği olan deneyimi kazanmış olmak.
- (bir işte, bir yerde bir) dolap dönmekdeyimHileli işler yapılmak.
- (bir işten) yüz akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
- (bir işten) yüzünün akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
- (bir kimse) (birini) suya götürüp susuz getirmekdeyimO kimseden daha akıllı ve becerikli olmak; onu aldatabilecek kadar kurnaz olmak.
- (bir kimse, bir şeyle) zihnini bozmakdeyimSürekli olarak aynı şeyi düşünmek; o soruna aşırı ölçüde kendini vermek.
- (bir kimsede) yürek Selanikdeyimşaka. Çok korkmuş ve heyecanlı.
- (bir kimsenin veya bir şeyin) yüzünü unutmakdeyimUzun süre görmemek; varlığına hasret kalmak.
- (bir kimsenin) izinden (gitmek) yürümekdeyimOnun başladığı işi sonuna kadar götürmek; yürütmek.
- (bir kimsenin) peşinde (olmak)deyimO kimseyi istiyor, ondan bir şey istiyor olmak.
- (bir kimsenin) peşinden koşmakdeyimBir kimseyi bir şeye razı etmeye çalışmak.
- (bir kimsenin) peşinden yürümekdeyimBir kimsenin arkasından yürümek, gitmek; onu izlemek.
- (bir kimsenin) peşine takılmakdeyimO kimsenin arkasından ayrılmamak; ardından gitmek; takip etmek.
- (bir kimsenin) tırnağına (veya attığı tırnağa) değmemekdeyimDeğer yönünden o kimse ile karşılaştırılamayacak kadar aşağıda olmak.
- (bir kimsenin) yerine geçmekdeyimGörevden ayrılan birinin yerini almak.
- (bir kimsenin) yerini almakdeyimGörevden ayrılan birinin yerine geçmek.
- (bir kimseye veya şeye karşı, kendini) suçlu hissetmekdeyimO kimseye karşı yapılması beklenen görevleri yapmadığını kabul ederek, sorumluluğun ve kabahatin kendisinde olduğu düşüncesinde olmak.
- (bir kimseye) sırt çevirmekdeyimO kimseye değer vermemek; onu önemsememek
- (bir kimseye) yüzü olmamakdeyimO kimseye karşı bir kusuru olduğundan bir şey isteyecek durumda olmamak.
- (bir kimseye) zevk vermekdeyimOnda büyük bir hoşnutluk uyandırmak; hoşuna gitmek; zevk duymasını sağlamak.
- (bir kimseye) zor gelmekdeyim(Bir işin yapılması) ona güç gelmek; üstesinden gelememek.
- (bir kimseyi) gözü ısırmakdeyimBirini tanır gibi olmak; nereden tanıdığını, kim olduğunu çıkaramamak.
- (bir kimseyi) lafa boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek.
- (bir kimseyi) lakırtıya boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek; lafa boğmak.
- (bir kimseyi) rehin almakdeyimKarşı tarafı, bazı isteklerin yerine getirilmesinde zorlamak için karşı taraftan bir kimseyi alıkoymak veya tutsak etmek.
- (bir kimseyi) tatmin etmekdeyimOnun isteğini yerine getirmek; doyuma ulaşmasını sağlamak
- (bir kimseyi, bir başkasının) yerine koymakdeyimOnun gibi görmek; o kimse saymak.
- (bir kişinin) yerini tutmakdeyim(Göreve yeni gelen için) önceden o görevde bulunan kişinin yaptığı işi yapabilmek; onun kadar başarılı olmak.
- (bir sayının) karesideyimO sayının kendisi ile çarpımı.
- (bir sayının) karesini almakdeyimO sayıyı kendisi ile çarpmak.
- (bir şey karşısında) yutkunmakdeyimElde etmek istediği o şeyin yokluğunu çekmek.
- (bir şey olmaya, belli bir durum almaya) yüz tutmakdeyimO şey olmak üzere bulunmak; olma yönünde gelişip ilerlemek.
- (bir şey veya kimsenin) suretine girmekdeyimOnun görünüşünü almak; onun gibi olmak; biçimini almak.
- (bir şey yapmak veya olmak) mecburiyetinde kalmakdeyimO şeyi yapmak veya olmak zorunda kalmak; bu zorunluluğu duymak.
- (bir şey yapmak) lütfunda bulunmakdeyimBir şeyi yapma alçak gönüllülüğünü, inceliğini göstermek.
- (bir şey yapmaya, söylemeye) yüzü tutmamakdeyimHaklı da olsa, karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek.
- (bir şey) (birinin) sinirine dokunmakdeyimO şeyden hoşlanmamak; onu görünce veya adını duyunca sinirlenmek; o kişiyi sinirlendirmek.
- (bir şey) ağzına düşmekdeyimHaddine düşmek; yapabilmek.
- (bir şey) baştan geçmekdeyimÖnceden görüp geçirmek; yaşamış olmak.
- (bir şey) cinine gitmekdeyim(O şeyden) hoşlanmamak; sinirlerini bozmak.