1. (bir erkekle bir kadına) nikâh düşmekdeyimBir kadınla bir erkeğin evlenmeleri için dinî hükümler, örf ve yasa açısından bir sakınca bulunmamak.
  2. (bir hesabı, birinin) zimmetine geçirmekdeyimBir hesabı o kişiye borç olarak işlemek; borcunun üstüne eklemek.
  3. (bir işi) yoluna koymakdeyimGereken ve istenilen biçime getirmek; düzene sokmak.
  4. (bir işin) fennini almakdeyimO işte ustalık kazanmak; deneyim sahibi olmak.
  5. (bir işin) profesyoneli olmakdeyimO işin bütün inceliklerini, ayrıntılarını ve açıklarını kavramış olmak.
  6. (bir işin) sakalı bitmekdeyimSürüncemede kalmak; uzun sürmek.
  7. (bir işin) yolunu yapmakdeyimBir işi mümkün kılmak; yapılabilir kılmak; olumlu sonuca ulaştıracak hazırlıkları tamamlamak.
  8. (bir işin, harcamanın vb.nin) suyu nereden geliyor?deyim“Yapılan harcamanın parasal kaynağının yasal olmadığı yolunda şüphem var.” anlamında kullanılır.
  9. (bir işte) eli olmakdeyimKötü veya sakıncalı bir işe karışmış olmak; kanunsuz bir işin düzenleyici veya uygulayıcılarından biri durumunda olmak; parmağı olmak.
  10. (bir işte) parmağı olmakdeyimBir işe karışmak; karışmış olmak.
  11. (bir işte) saç sakal ağartmakdeyim(Bir işte) uzun süre çalışmış olmak; o işe çok emek vermiş olmak; işin gereği olan deneyimi kazanmış olmak.
  12. (bir işte, bir yerde bir) dolap dönmekdeyimHileli işler yapılmak.
  13. (bir işten) yüz akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
  14. (bir işten) yüzünün akı ile çıkmakdeyimBir işi kendi saygınlığını yitirmeden, eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek.
  15. (bir kimse) (birini) suya götürüp susuz getirmekdeyimO kimseden daha akıllı ve becerikli olmak; onu aldatabilecek kadar kurnaz olmak.
  16. (bir kimse, bir şeyle) zihnini bozmakdeyimSürekli olarak aynı şeyi düşünmek; o soruna aşırı ölçüde kendini vermek.
  17. (bir kimsede) yürek Selanikdeyimşaka. Çok korkmuş ve heyecanlı.
  18. (bir kimsenin veya bir şeyin) yüzünü unutmakdeyimUzun süre görmemek; varlığına hasret kalmak.
  19. (bir kimsenin) izinden (gitmek) yürümekdeyimOnun başladığı işi sonuna kadar götürmek; yürütmek.
  20. (bir kimsenin) peşinde (olmak)deyimO kimseyi istiyor, ondan bir şey istiyor olmak.
  21. (bir kimsenin) peşinden koşmakdeyimBir kimseyi bir şeye razı etmeye çalışmak.
  22. (bir kimsenin) peşinden yürümekdeyimBir kimsenin arkasından yürümek, gitmek; onu izlemek.
  23. (bir kimsenin) peşine takılmakdeyimO kimsenin arkasından ayrılmamak; ardından gitmek; takip etmek.
  24. (bir kimsenin) tırnağına (veya attığı tırnağa) değmemekdeyimDeğer yönünden o kimse ile karşılaştırılamayacak kadar aşağıda olmak.
  25. (bir kimsenin) yerine geçmekdeyimGörevden ayrılan birinin yerini almak.
  26. (bir kimsenin) yerini almakdeyimGörevden ayrılan birinin yerine geçmek.
  27. (bir kimseye veya şeye karşı, kendini) suçlu hissetmekdeyimO kimseye karşı yapılması beklenen görevleri yapmadığını kabul ederek, sorumluluğun ve kabahatin kendisinde olduğu düşüncesinde olmak.
  28. (bir kimseye) sırt çevirmekdeyimO kimseye değer vermemek; onu önemsememek
  29. (bir kimseye) yüzü olmamakdeyimO kimseye karşı bir kusuru olduğundan bir şey isteyecek durumda olmamak.
  30. (bir kimseye) zevk vermekdeyimOnda büyük bir hoşnutluk uyandırmak; hoşuna gitmek; zevk duymasını sağlamak.
  31. (bir kimseye) zor gelmekdeyim(Bir işin yapılması) ona güç gelmek; üstesinden gelememek.
  32. (bir kimseyi) gözü ısırmakdeyimBirini tanır gibi olmak; nereden tanıdığını, kim olduğunu çıkaramamak.
  33. (bir kimseyi) lafa boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek.
  34. (bir kimseyi) lakırtıya boğmakdeyimBirinin söz söylemesine fırsat vermemek; lafa boğmak.
  35. (bir kimseyi) rehin almakdeyimKarşı tarafı, bazı isteklerin yerine getirilmesinde zorlamak için karşı taraftan bir kimseyi alıkoymak veya tutsak etmek.
  36. (bir kimseyi) tatmin etmekdeyimOnun isteğini yerine getirmek; doyuma ulaşmasını sağlamak
  37. (bir kimseyi, bir başkasının) yerine koymakdeyimOnun gibi görmek; o kimse saymak.
  38. (bir kişinin) yerini tutmakdeyim(Göreve yeni gelen için) önceden o görevde bulunan kişinin yaptığı işi yapabilmek; onun kadar başarılı olmak.
  39. (bir sayının) karesideyimO sayının kendisi ile çarpımı.
  40. (bir sayının) karesini almakdeyimO sayıyı kendisi ile çarpmak.
  41. (bir şey karşısında) yutkunmakdeyimElde etmek istediği o şeyin yokluğunu çekmek.
  42. (bir şey olmaya, belli bir durum almaya) yüz tutmakdeyimO şey olmak üzere bulunmak; olma yönünde gelişip ilerlemek.
  43. (bir şey veya kimsenin) suretine girmekdeyimOnun görünüşünü almak; onun gibi olmak; biçimini almak.
  44. (bir şey yapmak veya olmak) mecburiyetinde kalmakdeyimO şeyi yapmak veya olmak zorunda kalmak; bu zorunluluğu duymak.
  45. (bir şey yapmak) lütfunda bulunmakdeyimBir şeyi yapma alçak gönüllülüğünü, inceliğini göstermek.
  46. (bir şey yapmaya, söylemeye) yüzü tutmamakdeyimHaklı da olsa, karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek.
  47. (bir şey) (birinin) sinirine dokunmakdeyimO şeyden hoşlanmamak; onu görünce veya adını duyunca sinirlenmek; o kişiyi sinirlendirmek.
  48. (bir şey) ağzına düşmekdeyimHaddine düşmek; yapabilmek.
  49. (bir şey) baştan geçmekdeyimÖnceden görüp geçirmek; yaşamış olmak.
  50. (bir şey) cinine gitmekdeyim(O şeyden) hoşlanmamak; sinirlerini bozmak.