1. (bir şeye) kendi damgasını vurmakdeyimKendisine ait olduğunu belirleyecek bir üslûp meydana getirmek.
  2. (bir şeye) kendini vermekdeyimBaşka şeylerle ilgisini kesip yalnız o şeyle ilgilenmek; aşırı derecede bağlanmak; bütün varlığı ile bağlanmak.
  3. (bir şeye) meydan vermekdeyimO şeyin olması için imkân ve fırsat tanımak; imkân yaratmak; zaman tanımak.
  4. (bir şeye) meyil vermekdeyimEğiklik sağlamak; akıntı vermek.
  5. (bir şeye) müstenit olmakdeyimBir şeye dayanmak; yaslanmak.
  6. (bir şeye) pabuç bırakmamakdeyimBir baskı karşısında yapmak istediği şeyden vazgeçmemek.
  7. (bir şeye) renk gelmekdeyimRenklenmek; canlanmak.
  8. (bir şeye) sırt çevirmekdeyimKabul etmemek; almak veya yapmak istememek; değersiz ve geçersiz sayarak uymamak; bağlı kalmamak.
  9. (bir şeye) tövbeli olmakdeyimZarar gördüğü bir şeyi bir daha yapmamaya karar vermiş olmak.
  10. (bir şeye) yol açmakdeyimİstenmeyen bir olayın sebebi olmak.
  11. (bir şeye) yüz tutmakdeyimYönelmek; teveccüh etmek; rağbet etmek; meyletmek.
  12. (bir şeye) yüzü olmamakdeyimO şeye dayanamamak.
  13. (bir şeye) zahib olmakdeyimKapılmak; uymak.
  14. (bir şeye) zehni saplanmakdeyimBir konu üstünde sürekli düşünmek; aklı takılmak; zihni saplanmak.
  15. (bir şeye) zihni saplanmakdeyimYanlış bir kanıya takılıp kalmak; düşüncesinin takıldığı şeyden kendisini kurtaramamak
  16. (bir şeye) zihni takılmakdeyimÇözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak; sürekli olarak çözmek istediği sorunu düşünmek.
  17. (bir şeye, bir yere) renk vermekdeyimNeşe, canlılık veya değişiklik kazandırmak.
  18. (bir şeye, yere) varıncaya kadardeyimOlan her şeyi.
  19. (bir şeyi / birini) gözü görmez olmakdeyimArtık ona değer vermemek; değerini yitirmek.
  20. (bir şeyi / birini) gözü kesmekdeyimBir işi yapabileceğine dair umut beslemek; kendine güvenmek; kendini bir işe layık bulmak.
  21. (bir şeyi / birini) gözü kesmemekdeyimBir işi yapabileceğine dair umudu olmamak; kendine güvenememek.
  22. (bir şeyi veya yeri) (kendine) siper etmekdeyimKendini korumak amacıyla bir şeyi veya kimseyi kendine siper olarak seçmek.
  23. (bir şeyi) gözünden esirgemekdeyimÇok sevmek.
  24. (bir şeyi) hesaba almakdeyimBir iş yaparken veya bir girişimde bulunurken (o şeyi de) dikkate almak, ona göre değerlendirmek.
  25. (bir şeyi) huy almakdeyim(Çocuğun oynamak istediği fakat zarar vereceğinden korkulan bir nesne için) kaybolmak; bilinmez bir yaratık alıp götürmek.
  26. (bir şeyi) kaynak almakdeyimAraştırmayı ve sonuçlarını o şey üzerine kurmak; onu esas almak; ona dayandırmak.
  27. (bir şeyi) kir götürmekdeyimÇok kirli olmak; kirden dolayı yüzeyi görünmemek.
  28. (bir şeyi) rafa kaldırmakdeyimBir şeyi ihmal etmek, üstünde durmamak; unutmak; savsamak.
  29. (bir şeyi) rehin etmekdeyimRehin olarak vermek.
  30. (bir şeyi) rezil etmekdeyimİşe yaramaz duruma getirmek; bozmak; kirletmek.
  31. (bir şeyi) sokağa atmakdeyimGereksiz yere harcamak; israf etmek.
  32. (bir şeyi) sokakta bulmamakdeyimOna değer verdiğini göstermek; değerli ve önemli bulmak.
  33. (bir şeyi) söz etmekdeyimOnu beğenmemek; çekiştirmek; dedikodusunu yapmak.
  34. (bir şeyi) tatlı yerinde bırakmakdeyimGüzel ve yolunda giden bir işi kötü ve zevksiz duruma sokmadan sona erdirmek.
  35. (bir şeyi) tatlıya bağlamakdeyimÜzerinde anlaşılamayan bir konuyu, çatışmaya yol açmadan tarafların her ikisini de memnun edecek biçimde çözüme kavuşturmak.
  36. (bir şeyi) temin etmekdeyimOnu bulmak; tedarik etmek; sağlamak
  37. (bir şeyi) üstünde olmakdeyim(Kişi için) olumsuz yönünü yansıtır durumda olmak.
  38. (bir şeyi) üzerinde olmakdeyim(Kişi için) olumsuz yönünü yansıtır durumda olmak.
  39. (bir şeyi) yapmak varmışdeyimOlumsuz bir sonuçla karşılaşınca, yanlışlığın nerede yapıldığını anlayarak, başka bir davranışta bulunmanın gerektiğini vurgulamak için söylenir.
  40. (bir şeyi) zehinden geçirmekdeyimBir an için o şeyi düşünmek; zihninden geçirmek.
  41. (bir şeyi) zihnine yerleştirmekdeyimUnutulamayacak biçimde bellemek; aklında tutmak.
  42. (bir şeyi) ziyan etmekdeyimBoş yere harcamak; gereksiz olarak tüketmek.
  43. (bir şeyi) ziyan itmek (etmek)deyimBoşa harcamak)
  44. (bir şeyi, başka bir şeyin) yerine koymakdeyimYitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak.
  45. (bir şeyi, bir yeri) yangına vermekdeyimBile bile yakmak; tutuşturmak.
  46. (bir şeyi, birini) arkasına almakdeyimBir şeyi yüklenmek; sırtına almak.
  47. (bir şeyi, gün veya zaman için) iple çekmekdeyimSabırsızlıkla beklemek; dört gözle beklemek.
  48. (bir şeyi, işi) başa çıkarmakdeyimYapılmakta olan işi sonuna kadar götürmek, bitirmek.
  49. (bir şeyi, kendi) zimmetine geçirmekdeyimKendisine emanet edilmiş para ya da malı kendisine mal etmek; kendisi için kullanmak.
  50. (bir şeyin veya birinin) kurbanı olmakdeyimBirinin veya bir şeyin uğruna büyük ıstırap ve acı çekmek; büyük sıkıntıya girmek; zarara girmek; ölmek.