104 madde
- (biriyle) oyunu olmakdeyimO kimse ile davası olmak; bir alıp vereceği olmak.
- bam bamdeyim(Yürümek, gitmek, çıkmak için) çaresizlik ve bekleyiş içinde düzensiz ayak sesleriyle.
- ban banlatmakdeyimEzan okutmak.
- böğürü böğürü ağlaşmakdeyimBağıra bağıra ağlamak.
- çal kara kuşdeyimKartal.
- dağa varmakdeyimDağa çıkmak; yol kesici olmak; yol kesmek; haydutluk etmek.
- dām etmekdeyimTuzak kurmak; tuzak hâline koymak.
- damarlarını soğultmakdeyimSuyunu kesmek; kurutmak.
- dan dansuhdeyimAz bulunur; garip; değerli; nadir.
- danışık etmekdeyimİstişare etmek.
- dar eteğe, gen koltuğa sığınu gelmekdeyimBirinin koruyuculuğuna sığınmak; birinin koltuğu altına girmek.
- dar koltuğa kısılmakdeyimBirinin koltuğu altına girmek; koruyuculuğuna sığınmak.
- dar koltuğa sığınmakdeyimBirinin himayesine gitmek; koltuğu altına girmek.
- dardağan olmakdeyimDarmadağın olmak; perişan olmak.
- davlumbazlar urmakdeyimDavullar çalmak.
- daz yerdeyimÇorak yer; verimsiz toprak.
- delü yahşı yiğitdeyimGüzel, mert delikanlı; gözüpek, yakışıklı genç.
- delü yiğitdeyimGözü pek delikanlı; cesur genç.
- demür dondeyimZırh.
- deniz kulunudeyimEfsanelere göre, denizden veya nehirden çıktığı söylenen bir aygırın kısrağa aşması ile doğan tay.
- depere çalmakdeyimBaşına vurmak.
- depme urmakdeyimTekme atmak; tekmelemek; tepmek.
- destur vermekdeyimİzin vermek.
- devleti depmekdeyimMutluluğunu kendi eliyle yok etmek.
- devleti düşmekdeyimBahtı dönmek; yıldızı sönmek; yıldızı kararmak.
- dib yürümekdeyimDipten yürümek.
- dibin ala bakmakdeyimDibini ele almak; dibini, kökünü söz konusu etmek.
- dil çıkartmamakdeyimHaberci çıkmasına izin vermemek; haber iletilmesini önlemek.
- din dinlemekdeyimBir kimsenin başkasına gizlice ve yavaş sesle söylediği sözleri gizlice dinlemek; kulak misafiri olmak.
- dirāz etmekdeyimUzatmak; uzun etmek.
- direk urmakdeyimDirekle sağlamlaştırmak; direk dayamak; payanda vurmak.
- diri gezmekdeyimYaşamak; hayatta olmak.
- dirim kanıdeyimÖldürülen birinin yerine, öldüreni öldürmekle alınan öç.
- dirim kanını almakdeyimÖldürülen yakının öcünü almak.
- dişi ehlideyimKadın; kadın cinsi.
- divan buyurmakdeyimToplantı emretmek.
- divana çıkmakdeyimToplantıya gelmek; meclise katılmak; toplantıda bulunmak.
- dize yetmekdeyimDize kadar gelmek; diz boyu olmak.
- dizi üzerine çökertmekdeyimDize getirmek; yere yıkmak; bastırmak.
- dizi üzerine çökmekdeyimDizini bükerek oturmak; dizi üzerine oturmak.
- dizi üzerine gelmekdeyimDiz çökmek; yere kapanmak; yalvarmak için yere kapanmak.
- dizin basmakdeyimDiz çökmek.
- dolama beşikdeyimÖrtüsü altın sırmalarla işlenmiş beşik.
- dolap dolap ağ sütdeyimMemeden bol miktarda gelen süt; bol süt.
- dom yüreği oynamakdeyimMetanetli yüreği oynamak.
- donuz damıdeyimDomuz ahırı.
- donuz şölenlideyimZiyafetlerinin baş yemeği domuz eti olan.
- dudakları tebsermekdeyimHararetten dudakları kabarmak; kuruyup çatlamak; uçuklamak.
- dulumundan ağarmakdeyimŞakakları ağarmak; şakaklarına ak düşmek.
- düpe depmekdeyimMerkeze saldırmak; orta yere at sürmek.